Hayır; Türkiye’yi normalleştirir, ekonomiyi rahatlatır

3.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Terör olaylarından ve ekonomik sorunlardan bunalan halkımız, üstüne üstlük şimdi bir de referandum gerginliğiyle karşı karşıya kaldı.

Sanki kutuplaşmalar, gerginlikler, sıkıntılar yetmiyormuş gibi, önümüzdeki 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği oylaması da adeta işin tuzu biberi oldu.

Oysa yaşanan bunca çatışmadan, çekişmeden yorulan, yıpranan ve bunalan halkımızın; barışa, sakinliğe, dinginliğe ihtiyacı var. Üstelik bu ihtiyacı en çok hissetmesi ve dikkate alması gerekenler, doğal olarak ülkenin yönetim sorumluluğunu taşıyanlar olması gerekirken... Ama gel gör ki halkı dinleyen kim...

Anayasa değişikliği böyle mi yapılır?
Elbette anayasalar da zamanla eskir. Ortaya yeni ihtiyaçlar çıkar. Anayasada değişiklik yapılması gerekebilir. Ancak bunun yolu ve yöntemi bellidir.

Toplumun böylesi bir değişime ihtiyaç duyduğu, ortamın en uygun ve hazır olduğu bir zaman diliminde, konu gündeme getirilir. Üniversitelerden sivil topluma, siyasilerden uzmanlara kadar uzanan farklı kesimlerin, geniş katılımlı bol zamanlı yapıcı tartışmalarıyla… Ve elbette çok geniş toplumsal mutabakatlarla…

Ama ülkemizde maalesef böyle olmuyor. Çatışmaların, kutuplaşmaların, gerginliklerin en yoğun olduğu bir zamanda, ortalık tam anlamıyla yangın yeri iken, anayasa değişikliği halka dayatılıyor. Ortalık toz dumana karışıyor.

Kısacası, ne zaman, ne de zemin, böylesi bir değişiklik için uygun…

İstenen değişiklik, Türkiye’yi ileriye mi, yoksa geriye mi götürür?
Referandumun olağanüstü hâl (OHAL) koşullarında yapılması da işin bir başka vahameti. Ayrıca referandumun gerçekleşme biçiminde de sorunlar var. Referandumda, evet ya da hayır yanıtı alınabilmesi için, yalnızca bir konu seçmene sorulur. Oysa 16 Nisan referandumunda 18 maddelik bir değişiklik paketi var. Üstelik paketin her maddesi de farklı içeriklere sahip. Bu durum, konunun hem kavranmasını karmaşık hale getiriyor, hem de sağlıklı biçimde değerlendirilmesini zorlaştırıyor.

Tabi işin en önemli kısmı, ‘yapılmak istenen değişiklikler, ülkemizi ileriye mi, yoksa geriye mi götürür?’ sorusunda düğümleniyor

 

Çoğulcu parlamenter demokrasi mi, yoksa tek adamlık düzeni mi?
Zamansız ve zeminsiz olarak referandumu halkımıza dayatan ve bir rejim / sistem değişimini gündeme getiren siyasal iktidarın kullandığı temel argümanlar, istikrar ve güçlü Türkiye. Aslında böyle denilerek, uygulamada ‘tek adamlık’ anlamına gelecek şekilde; güçler ayrılığını ortadan kaldıran, meclisi ve denetimi etkisizleştiren, farklı bir başkanlık sistemine geçilmek isteniyor.

Oysa demokratik ülkelerde istikrardan anlaşılan, bir kişinin, bir grubun, bir partinin sürekliliği değil, demokratik sistemin sürekliliğidir. Aynı siyasal görüşün ve yapının uzun süre iktidarda bulunması, istikrar anlamına gelmez.

Bir başka tartışma, koalisyon hükümetleri konusundadır. Uzlaşma kültürünün göstergesi olan koalisyon, ülkemizde sürekli kötü olarak algılatılmaya çalışılmaktadır. Bu doğru bir değerlendirme değildir. Asıl sorun keyfiliktir.

Unutulmamalıdır ki, dünyanın gelişmiş pek çok ülkesi, koalisyonlarla ve parlamenter sistemi temel alan çoğulcu demokratik anayasalarla yönetilmektedir.

 

Ekonomi de ‘hayır’la rahatlayacak
Günümüzün zorlu koşullarında, Türkiye’nin her yönden normalleşmeye ihtiyacı olduğu gibi, ekonominin de rahatlamaya ihtiyacı vardır.

Son dönemlerde ekonomi oldukça daralmış ve pek çok sorunla boğuşur hale gelmiştir. İzlenen yanlış dış politikalar ve geliştirilen olumsuz siyası tavırlar, ekonominin hareket alanını daraltmaktadır. Uluslararası platformlarda, iş ve ekonomi çevreleri zor durumda kalmaktadır. Üstelik bu gerçekleri yeterince seslendirememektedirler. Çünkü iktidarın hışmından korkmaktadırlar. Ayrıca belirsizlik ve güvensizlik, ekonominin temel tabelası durumundadır.

İşte bu sıkıntıların tümden aşılabilmesi için; referandumdan hayır oyu çıkması ve rejim / sistem değişikliğinin ülke gündeminden çıkarılması gerekiyor. 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar