Toplumsal davranışlar ve eğitim seviyemiz

3.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bilmiyorum, ülkemizde kişiler arasındaki bağlılıklar ve iletişimler, bütün komşu ülke insanlarının da hep imrendiği ve takdir ettiği bir seviyede iken, günümüzde aynı değerlendirmede bulunmak imkanı pek kalmamıştır.

Peki neden? Birincisi nüfusun şehirlerde toplanması ve kalabalıkların insanları adeta ayrıştırması, bunun yanında eğitim seviyesinin ise pek yolunda gitmeyişi...

Bunun yalnız toplumun kendisinden değil, Türkiye’nin yönetilmesinde ve bağlarının kendi düşünce ve yöntemlerine uygun yapı kazandırılmasını isteyen yabancı ülkelerin etkilerinden olsa gerek.

Özellikle gelişmekte olan bir ülke olarak, Amerikan etkisi ve eğitim sistemimize müdahalelere varan, bilinen ve bilinmeyen metotlarla kurumlaştırmalar sonucu “eğitim kalitesi ve sistemi” defalarca değiştirilerek bugüne getirilmiş bulunmaktadır.

 

Eğitimin  zafiyeti

 

Dünyaya şöyle bir bakalım... Eğitim müesseseleri düzgün ve özgün ülkeler, Demokrasi ve ekonomisi de  üst düzeyde  ülkeler olduğu gibi, dünyanın gidişini de tayin veya etkileyen milletler olarak görülmektedir. Örneğin Amerika, Almanya ve Çin vs.

İngilizlerin bir tespiti vardır. Bu ülkede görev yaptığım yıllarda, bir araştırmada okumuştum. Milletleri bağımlı kılmak, kötü gidişata uğratmak veya muhtaç bırakmak istiyorsanız, iki sistemi ele geçirerek kalitesizleştirmeniz gerekir diyordu. Ki bunu bütün Birleşik Krallık olarak yıllarca tesis etmişler: “Eğitim sistemi ve Din.”

Türkiye’de bu iş, maalesef bizim de kendi gafletimizden, Amerika ve İngiltere tarafından eğitim sistemimizde “Barış Gönüllüleri”, Amerikalı “Eğitim Danışmanları” öncülüklerinde başarıldı. Dikkat ediniz, son yirmi senede defalarca eğitim ile oynandı, yozlaştırılmaya müsait sistemler Türk eğitimine sokulup, allanıp pullanıp müfredatlara konarak içinden çıkılmaz hale getirdi. Geleneksel aile bağlarımız dahi etkilenerek tatbikata sürüldü.

Bugün artık Türkiye’nin eğitim sistemi, “Türk vatandaşlarının” yücelmesini temin edemeyen, bilgi çağının gereklerinden uzak insanların yetiştirildiği eksik bir düzenin adı oldu.

Belli bir kesim ve okullar hariç, han odalarından dönüştürülmüş kursların “Temel Lise” adında eğitim verdiği yerlerde çocuklarımızın hayatta başarı kazanmaları mümkün mü? Üniversiteler ise bir başka gerileme sürecinde.

Normal okulların bugün adlandırıldığı “tabelalar” nereyi işaret etmektedir?

 

Bunun yanında Din eğitimimiz ise ayrı bir facia halindedir. Diyanet işlerinin kursları ile yetişenlerin büyük bir kısmı “tarikatların etkisi altında” ayrıştırılmış bir durumdadır.

İlahiyat fakültelerinin hocalarının, televizyonların muhtelif maksatlara hizmet eden programlarında ettikleri laflar ve yorumları dinledikçe şaşırmaktayız.

Bütün bu işlere dur demek, denetlemek bir tarafa, adeta teşvik edici davranışları bizzat devletin göstermesi ise anlaşılması mümkün olmayan bir gidişatın ta kendisi olmaktadır.

 

Toplumsal ahlak ve üslup

 

Geçen gün bir üniversite hastanesine bir yakınım için gittim. Doktorlar büyük bir hasta kitlesine rağmen bilim adamı nezaketi ve fedakarlığı ile görev yapmaktalar. Ama diğer yardımcı personel ve idari görevlilerin “Nitelik ve davranışlarındaki” kalitesizlik, eğitimsizlik, nezaketsizlik ile adam sendecilik ve ilgisizlik artık tavan yapmış durumda.

Acıdım Doktor, Profesör ve Doçent unvanlı bilim adamlarına. Adeta mucize yaratıyorlar bu kadar ilkel insanlarla birlikte. Tabii hepsi değil, istisnalar hariç.

Bir defa toplumda nezaket, zarafet, hitap inceliği ve saygınlık hak getire artık.  Üzülmemek elde değil. İyileşme ümidi de adeta kaybolmuş durumda.

Birbirimizi sevmeyen, saymayan, hak ve hukukumuzu bilmeyen ve uymayan insanlar kalabalığı olduk gitti. Çok ama çok üzülmekteyim. Kendim belli bir yaşı geçtim. Ümitsizliğim ve endişem çocuklarımın ve torunlarımın yaşayacağı gelecek için. Gençlik yani devlet ve milletin bekası.

 

Çare nerede olacak, eğer olursa?

 

Çare toplumsal silkiniş ve ortak akılda buluşan fertlerin öncülüğündedir. Bu ise “siyasetçilerin ve devlet adamlarının” işidir.

Bunun için de eğitim sisteminin tıpkı “Finlandiya’daki” sistem gibi bir seviyeye çıkarılmasındadır. Veya aynı düzeydeki ülkelere benzeyerek.

İkincisi Din ile devlet yönetiminin artık kendi kulvarlarına çekilmesidir.

Din tüccarlarının ve şürekasının yerine, esas Din ve ulema temsilcileri ile toplumun yönlendirilerek kötü etkilerin kaldırılmasıdır. Bir başka ve önemli husus ise, “Siyaset Adamlarımızın”, devlet yöneticilerimizin, hitap, üslup ve davranışlarının toplumu ayrımcılığa değil, birleştiriciliye yönelik bir çizgiye gelmesidir. Milletimiz ıstırap çekmekte, üzülmekte, çaresizlik ve ümitsizliğe düşmekte, toplumsal düzen ve intizam bozulmaktadır. Çanlar çalmaktadır, uyanmamız gerek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...