Kırılmaz tabağı buldular sakarlığı tarihe gömdüler otelleri mutlu ettiler

3.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Başarı öyküleri arıyoruz…  İnovasyon etkinlikleri yapıyoruz… Ama elimizdekileri görmüyoruz.

O zaman sanki bu arayış sahici değilmiş gibi geliyor bana… İşte size bu yalan rüzgarından bir kesit…

Yıl 1974 Külahçıoğlu kardeşler İstanbul'da ilk melamin atölyelerini kurdu. Aradan 15 yıl geçti ve KÜLSAN olarak 1987 yılında Dubai'ye yapılan ilk ihracatla dünyanın kapılarını araladılar.

Şimdi KÜLSAN 5 kıtada 60’a yakın ülkeye ihracat gerçekleştiren bir şirket haline geldi.

KÜLSAN’ın dönüm noktasına melamin porselen arası bir ürün keşfi ile başladı.

Bu ürün kırılmaz ve çizilmez yapısıyla otellerin tercihi oldu. Özel hammaddesi ile sıcak ve soğuk gıdaların temasına uygun olarak üretildi. Ve adına Thermoset denilen bu ürün uluslararası laboratuarlarda test edilip onaylandı. Bu ürün porselenin bütün özellikleri taşıyor hatta ayırt edilemiyor. Ama kırılmıyor.

Böylece otellerin ve lokantaların tabak maliyetlerini aşağı çekiyor. Bu yüzden de çok tercih ediliyor.

Kırılmaz tabağın hammaddesi ‘tehermoset’i bulmak için Evliya Çelebi gibi dünyanın dört bir yanını dolaşıp bilgi toplayan KÜLSAN turnayı gözünden vurmuştu.

Firmalar bu ürün için sıraya girdi. Kırılmaz tabak ve bardakla kısa sürede hipermarketlere de girmeyi başardılar.

Ve en önemlisi bu ürünle KÜLSAN sakarlık deyimini tarihe gömdü. Sakar hanımlar düşünülerek üretilen ve evlerde kullanılan desenli ve özel tasarımlı tabaklar çeyizlere bile girdi.

Bütün bu gelişmeleri ve başarı öyküsünü KÜLSAN’ın üst yöneticilerinden Rıza Akkaya şu cümlelerle özetliyor…

  • Tüketici için porselenin şıklığı çok daha farklıdır. Ancak toplu tüketim alanlarında porselen tabak hemen kırılıyor.
  • Özellikle otel ve restoranlardaki porselen tabakların her yıl yüzde 30’u kırılarak ziyan oluyor.
  • Bu da ciddi bir maliyet oluşturuyor. İşletme sahipleri daha önce bize sürekli, ‘Bu tabaklar çok güzel ama birde kırılmasa’ diyorlardı.
  • Pazardaki ihtiyacı görünce araştırmalara başladık. Yurtiçi ve yurtdışında yürüttüğümüz 2 yıllık ARGE çalışmasının ardından thermoset isimli ürünü bulduk.

İstanbul Gaziosmanpaşa’daki bu başarı öyküsü ile bugüne kadar kimse ilgilenmedi. Devlet bu işi sahiplenip Türkiye böyle bir tabak yaptı diye anlatmadı.

Hani biz inovasyon arıyorduk. Ne oldu. İşte bu arayış dünyayı dolaşarak Gaziosmanpaşa’da ete kemiğe bürünmüş, piyasaya çıkmış kapış kapış gidiyor ama kimse bu işin sahiplenip dünya markası olması için çalışmıyor.

Neden bilmiyoruz…Ama durum bu… Bu yüzden inovasyon arayışları bize çok samimi gelmiyor…

Sırada kırılmayan tuzluklar var

Rıza Akkaya yenilik peşinde koymaya hep devam ettiklerini vurguluyor ve ekliyor…

“Biz sürekli yenilik yapan bir firmayız. Kırılmaz tabağın desenlisini çıkardık tuttu. Şimdi bardakta yenilik arıyoruz. Tepsiler iyi gidiyor. Sırada kırılmaz tuzluklar var. Tasarım ve patentler tamamen bize ait. Sağlık sertifikaları, gıda temasına uygunluk sertifikalarına mevcut. Thermoset, porselen ile melamin arasında yeni bir üründür. Yeni bir marka, yeni bir ham maddedir. Bunun hiçbir şekilde başka bir firmada veya başka bir ülkede yapılması mümkün değil.” 

 

Pencere kapıda çok iyiyiz inanmayan gelsin görsün

Türkiye’nin bilinmeyen kahraman iki sektörü var.  Bir kapı biri de pencere…Pencere – kapı ihracatında Türkiye dünyada 7’nci sırada, Avrupa’da ise 4’üncü sırada yer alıyor. Kapıda dünya markalarımız var. Hele çelik kapıda Kayseri bir dünya markası…

Pencerede ise tam bir başarı öyküsü yazılıyor. Türkiye, pencere konusunda çok kuvvetli. Pencere sektöründe Almanlarla kafa kafayayız. Onların iş gücü maliyeti giderek yükseldiği için bizim Pazar payımız sürekli artıyor. Adeta dünyanın penceresini biz yapıyoruz. Dünya bizim pencereden bakıyor. 2016 da 430 bin ton profil üretildi. Yani 33 milyon metrekareye denk geliyor. Yaklaşık 1.5 milyon pencere üretildi.

Dünyanın 1.5 milyon penceresini biz ürettik. Her yıl yaklaşık 5 milyon kişi Türkiye’de üretilen pencereden bakıyor dünyaya…Türkiye hem profilde hem pencerede hem bu işin makinesinde bütün Avrupa ile baş eder pozisyonda. Çok kaliteli ve iyi ürün yapılıyor, iyi fiyatla da piyasaya dağıtılıyor.

İşte bu iddiamız, bu başarımız fuar arenasına da yansımış durumda. TÜYAP Türkiye’nin uluslararası ortaklıkları olan bir fuar markası… Çok önemli etkinliklere imza atıyor. Bu etkinlikleri bazen tek başına bazen de bir ortakla gerçekleştiriyor.

Bu ortak yapılardan biri REED TÜYAP…  İşte bu kuruluş sektördeki bu başarımızı fuara da yansıtmış durumda. 8 Mart’ta TÜYAP’ta başlayacak olan Avrasya Pencere, Kapı, Cam Fuarı kendi sektörlerinde dünyanın ikinci sıradaki fuarı olarak kayıtlara geçti.

Bu noktadan sonraki ayrıntıları REED TÜYAP Genel Müdür Yardımcısı Fatih Özmert şu sözlerle sıraladı…

  • Türkiye pencere ve kapıda çok iyi… Fuarda bunu görmek mümkün. Sektörde 100 binin üzerinde çalışan var.
  • Başlıca ihracat pazarlarımız Rusya, İran, Irak, Türki Cumhuriyetler, Afrika ve Balkan Devletleri..
  • Pencere sektörü kentsel dönüşümün yarattığı yeni konutlar ve renovasyon gören yapılar sayesinde hızla büyüyor.
  • Avrasya Pencere, Cam ve Kapı 2017’de Ar-Ge ve inovasyon harikası ürünlerin sergilenecek.
  • Dünyanın 112 ülkesinden toplam 57 bin 681 profesyonel fuarı ziyaret edecek.
  • Özellikle Rusya’dan, İran’dan ve Afrika ülkelerinden daha çok ziyaretçi çekmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
  • Tüm amacımız sektörün yeni pazarlara erişimini artırmak ve pazar paylarını büyütmek için katılımcıları doğru ve nitelikli alıcılarla buluşturmak.
  • Öte yandan fuarı Pencere ve Kapı Sektörü Derneği (PÜKAD), Pencere Üreticileri Kalite Birliği (PÜKAB) ve Girişimci Alüminyum Sanayici ve İş Adamları Derneği (GALSİAD) destekliyor. 


Sessizce bayrak değişimi yaptılar

MÜSİAD’ı ilk yıllarından beri takip ediyorum. Sivil oluşum olarak tam manası ile tırnakları ile kazıyarak bu noktaya geldiler. MÜSİAD’ın ilk yıllarında Mecidiyeköy’de Ömer Bolat ile sohbet etmiştik…

Yeri küçüktü ama kalbi büyüktü. Büyük hedefleri mütevazi bir şekilde anlatmıştı.

Sonra Genç MÜSİAD kuruldu. Gençler yeni kurulduklarında iletişim konusunda nasıl bir yöntem izlemeliyiz diye sohbete gelmişlerdi. Onların da hedefleri büyüktü…

Bu büyük hedeflere ulaştılar. Kısa sürede üye sayılarını 4 bin 121’e çıkardılar. 39 Şubeye ulaştılar. Dünyanın 17 noktasında var oldular. Ve en önemlisi tam 783 etkinlik yaptılar.

Bu etkinliklerin çoğu çok önemli sosyal sorumluluk projeleriydi… Ve geçtiğimiz hafta her zaman olduğu gibi sessiz sedasız başkanlarını değiştirdiler.

Genç MÜSİAD’ın yeni başkanı Engin Akdağ oldu. Genel kurula MÜSİAD 4. Dönem Başkanı Ömer Cihad Vardan, MÜSİAD 3. Dönem Başkanı Doç. Dr. Ömer Bolat, Anadolu ve Avrupa’daki Başkanlar ve üyeleri ile MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak katılmıştı.

2017-2019 döneminde Genç MÜSİAD’ın başkanlığını yürütecek olan ve görevi Yavuz Fettahoğlu’ndan devralan Engin Akdağ yeni döneme ilişkin şu mesajları veriyordu…

  • Genç MÜSİAD’ı gelecek vadeden, helal kazancın esas olduğu, birlik ve beraberliğin savunulduğu her platformda en iyi şekilde temsil etmek üzere devralıyoruz.
  • Genç MÜSİAD’ın markası olan iki yılda bir düzenlediğimiz ve bu yıl altıncısını düzenleyeceğimiz Uluslararası Genç İşadamları Kongremizi gerçekleştireceğiz.
  • Genç kardeşlerimize girişimciliği teşvik edip, gençlerimizi gönüllü kuruluşlarda çalışmaya teşvik eden programlar düzenleyeceğiz.

Genç MÜSİAD üyeleri ile ilk karşılaştığımda “Ne kadar saygılı gençler” demiştim… Genel kuruldaki konuşmalar, başkanın açıklamaları ve görev değişimi bu saygının aynen devam ettiğini gösteriyor.

Saygılı olmak sevgi ile de buluşmuş olmalı ki Türkiye’nin en büyük gençlik STK’ sı haline geldi Genç MÜSİAD…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar