Zehirli ağacın meyvesi

10.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Büyük önder Atatürk’ün en yaşamsal uyarılarından birisi şudur:  "Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz."

Halkımız, Büyük Önderin bu uyarısının önemini son yıllarda bizzat yaşayarak anladı. 15 Temmuz gecesi, yurtsever ordu ve emniyet mensupları ile kahraman halkımız, darbecilerin önüne dikilmese, Türkiye bir iç savaş ortamının içine düşecekti. Bu kesin!

 

Kötülük FETÖ’cülerin ruhlarına sızmış

 

Ordu, yargı, polis, üniversite ve birçok yönetim organı içine sızan sapkın Fetullah’ın müritleri, utanmazca yatak odalarını “dikizliyerek”, kötü emelleri uğruna sahte belgeler üreterek, kendi ürettikleri yalanlara dayanan davalar açarak, binlerce insanın hayatını kararttılar; Balyoz, Ergenekon ve Casusluk gibi sahte davalar ile kendilerine engel gördükleri binlerce yurtseverin hapislere atılmasına neden oldular. 15 Temmuz darbesinin alt yapısı böyle oluşturuldu.

Adalet tarihimizin kara sayfalarından birisi de İzmir Büyükşehir Belediyesi davasıdır. Ne mutlu ki, sapkınların çabaları boşa gitti; haksız yere suçlananlar geçtiğimiz hafta beraat etti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve 129 arkadaşı FETÖ’cü pisliğin ve bu pisliği siyasi emelleri için kullananların mağdurları olarak 5 yıl yargılandı, hapishanelerde zulüm gördü. Bu dava süreci bile, Amerikalı egemenlere uşaklık eden FETÖ’cülerin ne denli gaddar, acımasız olabileceğini gösteriyor. Davadaki mütalaası ile hukuk çevrelerine adeta ders veren savcı Zafer Sercan’ın, ‘zehirli ağacın meyvesi zehirli olur’ sözü yaşanan kötülüklerin bir özeti gibidir.

 

Acılar karşısında dimdik

 

2 Mayıs 2011 tarihinde başlayan operasyon ve ardından gelen süreçlerde neler yaşanmadı ki? İzmir’in sevilen organizatörlerinden Alaattin  Eraslan iki çocuğunu geride bırakarak kollarında kelepçe genç yaşta hayata veda etti. Ya Genel Sekreter olalı 2 ay bile geçmeden bütün suçlar üstüne yıkılan Pervin Genç? Sırf Aziz Kocaoğlu’na yakın bir isim olduğu için 1.5 yıla yakın hapislerde süründürüldü resmen. Zaten Fetullahcıların  ve onları kullananların ana hedefi Başkan Kocaoğlu’nu yıpratmak, bu yolla sağlam bir tırmanış içinde olan İzmir Büyükşehir Belediyesinin dinamizmine çelme atmaktı.

Ama dirayetli bir önderlik sergileyen Aziz Başkan, İzmirli hemşerilerini de arkasına alarak  tüm arkadaşlarına bire bir sahip çıktı, pis oyunları sekteye uğrattı. Dava sürecinde yılmayan, dimdik ayakta kalmasını bilen dava mağdurlarını, işleri aksatmayarak örnek bir dayanışma gösteren İzmir Büyükşehir  Belediyesinin tüm çalışanlarını kutlamak gerekiyor. Bırakın işlerin aksamasını, daha etkin bir hırs ile sarıldılar işlerine. Tertibin sahiplerinin hevesleri kursaklarında kaldı.

 

Önemli bir hukuk belgesi

 

İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinde savcının mütalaası ve mahkemenin kararı, Başkan Kocaoğlu’nun dediği gibi “belediye hukuku açısından çok önemli bir belge” olarak hukuk öğretisine geçecek.  Ama bir şeyi merak ediyorum: Çoğu şimdi demir parmaklıkların arkasını boylamış olan tertipçiler ve zamanında onları gizliden gizliye destekleyenler, bu beraat kararından sonra ne düşünüyorlardır acaba? CIA hizmetindeki sümüklü bir mehdi müsveddesinin peşinden gittikleri için aralarında pişman olan var mıdır? Yoksa yeni tertipler peşindeler midir?

Siyasi iktidarın cevaplaması gereken soru esas olarak budur. Fetö çamuru birçok örgüt gibi AKP’ye de bulaştı. Bir dönem birlikte hareket ettiler. Ama, AKP yöneticileri, ülkenin olduğu kadar kendi gelecekleri için de bu pisliğin üzerine kararlılıkla gitmelidir. Bunun başarılabilmesi, ulusal birliğimizin güçlendirilmesinde yatıyor. 16 Nisan’da Anayasa tasarısının reddi, bu bakımdan da HAYIRLI olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...