Ekonominin şirazesi kaydı!

10.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Anayasa referandumunun toz bulutu arasında her ne kadar unutturulmaya ve görmezciliğe gelinmeye çalışılsa da, ekonomi vatandaşın başat konusu olmaya devam ediyor. Ekonomide yaşanan sıkıntılar, zorluklar, hayatımızı karartıyor…

Bütün bu yaşananların temelinde, ekonominin şirazesinin kayması yatıyor…

Bilmeyenler için yazalım; şiraze, kitap sayfalarını birbirine tutturan cilt bezi anlamına geliyor. Altını sıkça çizdiğimiz gibi, ekonominin şirazesi de hukuk ve demokrasi… Şirazesi kayan, dağılan kitabı, nasıl bir arada tutamazsak; şirazesi kayan ekonomiyi de canlı, üretken ve verimli kılmak mümkün olmuyor…

 

Çift haneli enflasyon ve işsizlik

 

İki hafta önce ‘İNSANOMİ – İnsan Odaklı Ekonomi’ köşemizde yazdığımız ‘Temel sorun hukuk ve demokrasi’ başlıklı yazımızda; ‘Çift haneli enflasyona doğru’ ara başlığını atıp, ekonominin çift haneli enflasyon sinyalleri verdiğini belirtmiştik. Hayatın ve ekonominin gerçekleri bizi çok çabuk doğruladı. Şubat ayı TÜFE (tüketici fiyat endeksi) oranı 10,13 oldu. İşsizlik geçtiğimiz yılın son çeyreğinde 12,1, genç işsizliği ise 22,6 olarak gerçekleşti.

En kötüsü de, çift haneli oranlara ulaşan enflasyon ve işsizlik rakamlarının kalıcılaşması ve kronik hale gelmesidir. Rakamların matematiği irdelendiğinde, böyle bir eğilimin, tehlikenin var olduğu ve giderek tırmandığı görülüyor. Siyasal iktidar da bu gerçeği görüyor. O yüzdendir ki 16 Nisan referandumu öncesinde çeşitli kesimlere para dağıtıp, şirin görünmeye ve ekonomiyi olumlu göstermeye çalışıyor. İş çevrelerini zorlayıp, geçici istihdam olanakları yaratmak istiyor. Oysa gerçekler balçıkla sıvanmaz!.. Böylesi pansuman tedbirleri ile ekonominin şirazesi düzelmez!.. Ekonominin şirazesini düzeltecek olan, onu çağdaş bir hukuk ve demokrasi anlayışı ile buluşturmaktır. Belirsizlik ve güvensizlik ortamını ortadan kaldırmaktır…

 

Türkiye yalnızlaşıyor

 

Ekonomide sıkıntılar arttıkça siyasal iktidar dikkatleri başka yönlere çekmeye çalışıyor. 16 Nisan referandumu öncesinde yaratılmak istenen kutuplaştırma ortamına; muhalefetin sağduyulu tutumu ve duruşu nedeni ile malzeme bulunamayınca, başka düşmanlar yaratılmak isteniyor. Son günlerde tırmandırılan, bilinçli olarak köpürtülen Almanya ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile çatışma politikasını, bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

İzlenen yanlış siyasal ve dış politikalar nedeniyle, ülkemiz hızla çağdaş dünyadan uzaklaşıyor. Türkiye olarak yalnızlaşıyoruz. Ortadoğu’da ve Suriye’de içine düşürüldüğümüz bataklığa, şimdi bir de Batı’da yaşanan olumsuzluklar ekleniyor. ‘Dostlarımızı artıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız’ denilirken, tam tersi oluyor.

Bu gelişmeler ekonomi çevrelerini tedirgin ediyor. Unutulmasın ki, Türkiye ile Almanya ve AB ülkeleri arasında çok önemli ekonomik ilişkiler var. Almanya en önemli ticari ortağımız.

 

Ekonominin görünümü

 

Geçtiğimiz günlerde Metropoll’ün yaptığı bir araştırma; 16 Nisan referandumu öncesinde, ekonominin görünümü ile ilgili ilginç veriler ortaya çıkardı. Araştırmanın sonuçlarına göre (M.Yılmaz/3 Mart 2017-Hürriyet); halkın yüzde 45,8’i ekonominin kötüye gittiğine inanıyor. İyiye gittiğini düşünenlerin oranı yüzde 35,7. Son bir yılda refah düzeylerinin kötüleştiğini düşünenler yüzde 57,1. Ekonominin kötü yönetildiğini düşünenler yüzde 54,2. Ekonominin kötüye gidişinden hükümetin politikalarını sorumlu tutanlar yüzde 47,8.

Araştırmanın en ilginç verileri, AKP ve MHP seçmeni ile ilgili olanlar. AKP’ye oy verenlerin yüzde 22’si, ekonominin önümüzdeki bir yıl içinde daha da kötüye gidebileceğini düşünüyor. MHP seçmeninin yüzde 78,9’u refah düzeyinin düştüğünü ve yüzde 80’i kötü yönetildiğini ifade ediyor. Referandumda ‘evet’i savunan AKP’nin seçmeninin beşte 1’i, MHP seçmeninin de onda 8’i hayatından memnun değil.

 

Mutluluk ve depresyon

 

Ekonominin görünümü ile ilgili bu verileri incelerken, bir de devletin resmi kuruluşu Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı mutluluk verilerine bakmak gerekir. TÜİK’in ‘Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre; mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2015 yılında yüzde 56,6 düzeyindeyken, 2016 yılında yüzde 61,3’e çıkmış. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise yüzde 11,4’ten yüzde 10,4’e düşmüş.

Her ne kadar bizi gülümsetmiş olsa da bu sonuçlara farklı bir veri de eklenmeli. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre 3,5 milyon vatandaşımız depresyondaymış (A.Güçlü/7 Mart 2017-Milliyet).

İnsan bütün bu karmaşık verileri görünce, o çok bilinen ünlü fıkra ister istemez akla geliyor. Hani Osmanlı döneminde padişah vergileri artırınca halk oynamaya başlamış!.. Bir yandan bu fıkra belleğimizde canlanırken, diğer yandan Fatih Erkoç’un o güzelim şarkısının melodisi de fıkraya eşlik ediyor: ‘Oynatmaya az kaldı doktorum nerde?’

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...