Kapıda vize nasıl geri geliyor, anlaşıldı mı?

10.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Avrupa Birliği Komisyonu, Yunanistan’da ve Türkiye’de büyük tepkilere sebep olan, Yunan adalarına turistik girişte Türklere yönelik “kapıda vize” uygulamasında geri adımı tıpış tıpış attı.

Çünkü bedelini Türkiye değil, Yunanistan gelir kaybı ile ödeyecekti.

Zira bir milyona yakın insanımız Yunan adalarını defalarca ziyaret ederek gezi planlarını gerçekleştirdiler.

Kapıda vizenin kaldırılması kararı geri alınmasa idi bu turistin en azından yarıdan fazlasını kaybedeceklerdi.

Bu köşenin yazarı, söz konusu karar alınınca ne demişti ve satırlarına dökmüştü? “Ey vatandaşlarım, bu vize, keyfi bir tasarrufla aşağılayıcı bir tatbikattır. Bu sene Yunan adalarına ziyarete gitmeyiniz. Böylece tepkimizi gösterelim. Yunanistan buna itiraz edecektir. Konu onu ekonomikman ilgilendirmektedir. Biz de bu vetomuzla hem itibarımızı koruyalım, hem de Yunanistan’a bu çıkışında arka olalım.” (*)

Dediğimiz oldu. Yunanistan’ın paçaları tutuştu, adalar ahalisi bu yağlı kazancı kaçırmamak için takım taklavat bütün etkili ve yetkili kişilerle AB Komisyonu’nun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos'un tepesine üşüştüler ve iptal kararını çıkartarak bir yıl daha kararı uzattılar.

Seneye aynı numaranın tekrarlanacağını size şimdiden söylüyorum. O zamanda tekrar görüşeceğiz.

 

Peki biz ne yaptık?

 

Biz ise oturduk, cılız itirazlar ağızlarda dolaştı. Halbuki çok ağır bir “adaları ziyaret” protestosu ve yasağı getirmeli idik. Olmadı.

Bu arada benim bu şekilde protesto etmemizi öneren yazıma ne yazık ki birkaç ülkemiz insanı, “Biz öyle de böyle de gideriz, vize kalksa da gideriz. Çünkü ülkemiz sahillerindeki turizm merkezlerinde ‘kazık’ faturalar ödemek istemiyoruz” diye karşılık verdiler.

Evet, bu noktada haklı olabilirler. Ancak bu bir “ülke itibarı” meselesi ve kişisel bir hakkın keyfi iptali idi.

Bakın dostlarım, endişeleriniz ve şikayetleriniz olabilir, yanlış turizm tesis sahiplerinin davranışları olabilir...

Ancak bunların çaresini kendi içimizde halletmeliyiz.

Dıştan gelecek bu tip uluslararası tehdit ve küçültmelere ve keyfi tasarruflara karşı birlik ve beraberlik içinde toplu karşı koymamız başka bir husustur.

Bu sene ayrıca sahillerdeki tesislerin tutumları ne olacak, dikkatle takip edeceğiz.

 

Adalar meselesi

 

On iki tane küçük adamızın Yunanlılarca işgali ve silahlandırılması, gündemin ayrı bir konusu olarak gazetelerde kroki ve resimlerle yer almaktadır.

Bu, siyasi bir odaklı meseledir. Komşu Yunanlılarca gerçekleştirilmektedir.

Bizim de mukabil bir davranış göstermemiz tabiidir.

Ben, kişi olarak bu durumlarda “Yunan Adalarına” ziyareti asla ve asla düşünemem.

Ayrıca oralarda dostlarım da var, ama “itibar ve tasallut” başka bir şeydir.

Hele ülkemizin ve milletimizin bu tip tasallutlara uğraması kabul edilemez hususlardır. Hakların ve mülkiyetin zaptıdır, işgalidir.

12 senem, AB ülkelerindeki sefaretlerimizde görev yaparak geçti. Çalıştığım bakanlığın da sorumlu mevkide bir kişisi olarak defalarca komisyonlarda komşu ülkelerle müzakerelerde bulundum.

Burada ülke menfaatleri, itibarımız ve adalet duygusu hep önde geldi.

Görüyorsunuz, ekonomik endişeler ve kaybedilen talepler bahis konusu olunca AB ülkeleri geri adımlarını tıpış tıpış atmakta bir an tereddüt etmezler.

Bir hususu tekrar ediyorum; bu sene “Adalar ziyaretlerinde” biraz düşünelim ve öyle karar verelim derim...

Takdir milletimindir. Unutmayın, iki şeyi kaybederseniz geri gelmez; bir “Hayatınız”, iki “itibarınız.”

(*) “Türkiye’nin itibarına hücum var” / Gözlem, 7 Ocak 2017 tarihli sayısı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...