Avrupa Birliği kuruluşunun 60. yılında

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İkinci Dünya Savaşı, Avrupa’da büyük bir yıkım yarattı. Çoğu Avrupa’da 40 milyona yakın insan öldü. O yıllarda  en önemli sanayi hammaddesi çelik ve kömürdü. Gelecekteki olası savaşların da bu iki hammaddenin girdi oluşturduğu endüstrinin paylaşımlarından çıkacağı öngörüleri seslendirilmekte idi. 1949’da Monnet, önemli bir kömür ve çelik havzası olan Ruhr bölgesi için Almanya ve Fransa arasında tehlikeli bir gerginliğin tırmanmakta olduğunu gördü.Bu, akıllara hemen Dünya Savaşlarının olası sinyallerini çağrıştırdı. Bu gerekçeyle Monnet,  Robert Schuman ve Adenauer, birlikte,Avrupa’da kalıcı bir barış için 9 Mayıs 1950’de bir önergeyi  kamuoyuna deklare ettiler.

Uzak görüşlü devlet adamlarının bu önergesi, o zamanların başat ülkeleri olan Almanya, Fransa, İtalya ve Benelüks Ülkeleri (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) arasında bir barış antlaşması haline geldi: Avrupa Çelik ve Kömür Topluluğu, Paris, 1951)

1957 yılına kadar Gümrük Birliği prosedürüne ek olarak Avrupa Nükleer Enerji Topluluğu, 1961 yılında Brüksel Antlaşması ile Avrupa Çelik ve Kömür Topluluğuna eklendi ve Avrupa Ekonomik Topluluğu vücut buldu. İngiltere, İrlanda ve Danimarka 1973 yılında Topluluğa katıldı ve ilk kez 1979 yılında tüm üye ülkelerde Avrupa Parlemantosu seçimleri gerçekleştirildi. Schengen Antlaşması 1985’de yürürlüğe girdi. “Euro” ortak para birimine ise 2002 yılında geçildi.1992 yılında uluslar üstü yasal düzenlemeler Maastrich Antlaşması ile gündeme geldi. 1993 yılına gelindiğinde, aday ülkeler için Kopenhag Kriterleri tanımlandı. Bu kriterler, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı referansında demokrasi ve liberal ekonomi gerekliliğini belirtiyordu. Bunu, Avrupa Anayasasının 2004 yılında Roma’da hazırlanması takip etti. Ancak bu taslak Anayasa bazı üye ülkelerin halkoylamasında reddedilince, 2007 yılında Lizbon antlaşması ile revize edildi.

Nihayetinde, Avrupa Birliği düşüncesi kurumsal olarak çok yol aldı ancak günümüze baktığımızda, Avrupa Birliği için işler iyi gitmiyor. IMF (Uluslararası Para Fonu) kaynaklı verilerde, tüm dünyanın GSMH (Gayri Safi M Hasılası)’nın 76 trilyon dolarlık bölümünün 16 trilyon 200 milyar dolarını Avrupa Birliği oluşturuyor. Tabii ki en büyük katkı Almanya’dan: 3.1 Trilyon dolar ile… Bunu da İngiltere izliyor: 2 trilyon 850 milyar dolar. Esasında izliyordu dememiz gerekiyor çünkü BREXİT ile AB’nin GSMH’sı bu oranda azalacak. Yani Avrupa, yaklaşık %20’lik bir küçülme ile karşı karşıya. 510 milyonluk AB nüfusundan yaklaşık 70 milyon İngiliz’in ayrılmasının siyasi ve kültürel olumsuz katkısı da buna eklenip, ortalama kişi başına düşen milli gelir rakamlarının da 2000 dolara yakın (yaklaşık 30.200 dolar) düşeceği göz önüne alınırsa, AB’nin bu sorunlara nasıl çözüm bulacağı tam bir muamma haline geliyor. Ayrıca Dünya’da var olan dinamiklerin değişmesi, 2008 krizinin hala atlatılamaması, Trump’lı ABD, Putin’li Rusya ve Çin arasındaki güç mücadeleleri, başta göçler ve açlık olmak üzere bir çok küresel sorunun giderek  büyümesi, Avrupa Birliğinin iç sorunlarına odaklanmasını ve çözüm sürecini geciktiriyor.

Son tahlilde, dünyanın nominal GSYİH (gayrı safi yurt içi hasıla)’nın % 30’unu oluşturan bir dev söz konusu. Tabii AB denince sadece ekonomik boyut değil demokrasi dahil tüm insani değerler ve hukukun üstünlüğü standartları da hesaba katılmak zorunda. İnsanlık için en önemli aşamalardan birisi olan Avrupa Birliği deneyimi, tüm birikimleri ile  ileriye  taşınacak ve AB, kuşkusuz Brexit ile gelecek sorunları da aşacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar