G-20 toplantısının düşündürdükleri

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

17-18 Mart 2017 tarihleri arasında Almanya’nın Baden- Baden kentinde yapılan, Türkiye dahil,  dünyanın en gelişmiş ülkelerinin oluşturduğu G-20 toplantısı, yoğun ülke gündemi içinde fazla yankı bulamadı. Oysa, toplantı ve sonrasında yayımlanan rapor, yeni bir dünya ticaret sistemine geçişin ilk işaretlerini taşıyordu. Özetlemeye çalışalım.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya ticaretinin serbest dolaşım esasına göre ve liberal bir anlayış içinde yapılması genel kural haline getirilmişti. Bu amaçla, miktar kısıtlamaları, kambiyo yasakları, tarife içi ve tarife dışı engellerle sübvansiyon ve damping gibi uygulamalarla ticaretin serbest akışını engelleyen tedbirlerin önlenmesine çalışılmıştı. Yani korumacılığa son verilecekti.

Doğrusu, bu önlemlerin olumlu etkisi sınırlı kaldı. Birçok ülke açık koruma önlemleri yerine, gizli teşviklerle korumacılığı sürdürdü. Serbest dolaşımı denetlemesi için kurulan Dünya Ticaret Örgütü de, yaptırım yetkisine sahip olmadığı için, fazla başarılı olamadı.

2008 yılında ABD’de ortaya çıkan finansal krizin önce sadece bu ülkeyi ilgilendirdiği düşünüldü. Bir süre sonra, kriz’ bölgesel’ olarak nitelendi  Ancak kriz bütün dünyayı sarmaya başlayınca, sorunun ortak olduğu ve dolayısıyla çözümün de birlikte bulunması gereği ortaya çıktı

Dünya liderleri, finansal krizin sebep olduğu  resesyonun, küresel bir depresyona yol açmaması için, serbest ticarete yönelik taahhütlerini arttırdılar. Geçen yılın Temmuz ayında Çin’de yapılan son G-20 toplantısında da her şekildeki korumacılık önlemlerine direneceklerini açıkladılar.

Ancak, geçen hafta Baden- Baden’de yapılan toplantıda, ilk defa, korumacılığa karşı önlem sözcükleri ve dolayısıyla üyelerin bu konudaki taahhütleri yer almadı. Sebep, ABD’nin yeni dünya ticaret anlayışı oldu. Başta Avusturalya, Çin ve Almanya olmak üzere birçok ülkenin, korumacılığa karşı taahhütlerin devamından yana olan tutumları başarılı olamadı.

ABD Başkanı Trump zaten  Trans Pacific Ortaklığı’ndan çekilmiş, ABD, Kanada ve Meksika’nın oluşturduğu NAFTA anlaşmasını yeniden müzakere edeceğini açıklamış ve ABD iş gücünü korumak amacıyla ithalatta gümrük vergileri ve eş etkili diğer vergilere başvuracağı tehdidinde bulunmuştu. ABD küresel ticaretin ABD şirketlerine ve ABD işçilerine zarar verdiğine inanıyordu.

ABD’nin dünya ticaretinde küreselleşmeyi reddetmesi bir çok ülkenin kaygılanmasına yol açmıştır. ABD’nin yıllık mal ve hizmet ithalatı yaklaşık 2,7 trilyon dolardır. Toplam ithalatın yarısı ise Çin, Kanada, Meksika, Japonya ve Almanya’dan yapılmaktadır.

Trump, yeni ticaret anlayışını, başkan seçilmesinden sonra kendisini ziyaret eden İngiltere, Japonya ve Almanya Başbakanlarına açık bir dille ifade etmiş ve ABD ile uyumlu bir ticaret anlayışına sahip olmadıkları takdirde gerekli yaptırımları uygulayacağını açıklamıştır.  2015 yılı rakamlarına göre Almanya ve ABD arasındaki ticaret hacmi 170 milyar dolardır. Bu hacmin 111 milyar dolarlık bölümü Almanya’nın ve 59 milyar dolarlık kısmı ABD’nin ihracatıdır. ABD ikili ticarette yaklaşık 60 milyar dolar açık vermektedir.

Bundan sonra ne olur?

Pasific Anlaşması ülkeleri, ABD hariç kalan üyelerle yoluna devam etmek istemektedir. Bu konuda başı çeken ülke Çin’dir. İlginç olan şey, liberal ticareti savunmanın Çin’e kalmış olmasıdır. Bölgede ABD’siz bir dış ticaretin ne ölçüde başarılı olabileceği bilinmemektedir.

ABD ile AB arasında imzalanması son aşamaya gelmiş olan  Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın akıbeti belli değildir. Dolayısıyla bu gruplar arasındaki serbest ticaret  anlaşmaları da tehlikeye girmiştir. Bu durum ülkemizi de ilgilendirmektedir.

Büyük bir ihtimalle, bölgesel ticaret anlaşmaları üyesi bir çok ülke, birbirleriyle ikili ticaret anlaşmaları yapmaya yönelecektir.

Yeni ticaret anlayışı hangi yönde gelişirse gelişsin, Türkiye’nin dış ticaretini, ülkeye yönelik sermaye akışını ve dolayısıyla büyüme hızını etkileyecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar