Beyhude çaba...

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

18 Mart Çanakkale Zaferi kutlamaları mı yapıldı yoksa referanduma "evet" şovu mu, pek anlayamadık doğrusu.

Arkadan medyada çıkan haberlere göz atıyorum; onlar da pek bir şey anlamamış görünüyorlar.

"Çanakkale ruhu sandığa feda - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin 102'inci yıl dönümü için düzenlenen törende anayasa değişikliği referandumu için 'evet' propagandası yaptı." "Çanakkale Zaferi Töreni'nde Skandal - CHP'li başkana üst araması, tören konuşmasında AKP'liler tarafından yuhalandı."...

Ya bu habere ne dersiniz; "Genel Kurmay'dan Atatürksüz afişler"

Genel Kurmay Başkanlığı 18 Mart dolayısıyla 3 afiş hazırlamış. Bu afişlerin hiçbirinde Atatürk yok! Seyit Onbaşı ve er fotoğrafları... İyi güzel de, ürkütücü bir soru da akıllara gelmiyor değil; içinden Atatürk gibi bir deha çıkartan Türk Ordusu, şimdi ne oldu da Çanakkale Zaferi'ni bile Atatürksüz kutlamaktan çekinmez hale geldi! Hem de toplumun "her yerden Atatürk'ün adını silmeye çalışıyorlar" endişesi ile dolu olduğu bu günlerde... Pardon, bu T.C. Ordusu mu?

Atatürk'ü Çanakkale'den silmeye çalışan cahillere ibret olsun diye, onun aşağıdaki sözlerini bir kere daha hatırlatmak isterim. O ülkesini işgal etmek için uzak diyarlardan getirtilen ve burada şehit düşen düşman askerleri için bile aşağıdaki sözleri söyleyebilmiş bir liderdir. Bu topraklarda şehit düşenleri bile kendi şehitleri gibi, kendi evladı gibi görebilecek yüce bir kişiliğin sahibidir.

1934 yılında bizzat Atatürk tarafından kaleme alınan ve dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Çanakkale'de yabancı şehitlere hitaben okunan bu nutuk şöyledir:

"Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar!

Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.

Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlâtlarını bu harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır."

Bu sözleri okuyan Avustralyalı bir anne Atatürk'e aşağıdaki cevabı yollamıştır:

"Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını, alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi.

Bir ana olarak bana, bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında, huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine "Ata" demek istiyoruz. Çünkü, yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce, ilahi. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya tüm analar adına şükran, sevgi, saygıyla..."

Okuyanın boğazını düğümleyen bu sözleri söyleyebilmek kolay değildir...

Bu dünyada bir ilk ve tek olan bir şeydir. Hiçbir komutan şehit düşmüş düşman askerleri için böyle sözler söylememiştir.

Atamızın bu asil davranışı onun yüceliğinin ve barışçı ruhunun bir tezahürüdür. Bu nedenlerden dolayıdır ki savaştığı devletler tarafından bile saygı görmüştür. Hani ne derler;"Ecdat tarih yazmış, evlat okumaktan aciz!" Okusa da anlamaktan aciz...

Atatürk "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözünü boşuna söylememiştir...

Bu yıl kutlanan Çanakkale Zaferi için hazırlanan afislerde, atılan nutuklarda Atatürk unutulmuş olsa da, barış söylemleri yerini medeni dünya ile köprüleri atma yarışına dönse de, bu millet Çanakkale ve Gelibolu ile birlikte hep Ata'sını anacaktır. Atatürksüz Çanakkale Zaferi söylemleri beyhude bir çabadan başka bir şey değildir.

Gelibolu yalnız savaşın değil, barışın ve dostluğun da simgesi olarak tarihte yerini almaya devam edecektir. Böyle bir gururu bu millete yaşatan "Büyük Atatürk"ü unutmak mümkün mü?!

Onu afişlerden silseniz de, yüreklerimizden asla silemezsiniz!

O gönlümüzde, beynimizde, dünya tarihinde yaşamaya devam edecektir…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar