Fetih etkinlikleri üzerine

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’in kurtuluşu kutlamalarında Türk Tarih Kurumu’nun açtığı "9 Eylül Sergisi"nde dağıtılan bir broşürden öğrendik: Kurum, 25 Mart 2017 tarihinde "İzmir'in Fethinin 936'ncı Yıldönümü Kutlamaları ve Şehit Umur Gazi'yi Anma Etkinlikleri” yapacaktı.

Broşürde  yazıldığı gibi 936 yıl geriye  gittiğimizde karşımıza 1081 yılı çıkıyor. Ne oldu 1081 tarihinde? Büyük Türk komutanı Çaka Bey, İzmir’e egemen oldu. Ne kadar sürdü bu egemenlik? 16 yıl. Değerli tarihçimiz Yusuf Ayönü,  "İzmir'de Türk Hakimiyeti'nin Başlaması" başlıklı yazısında durumu şöyle özetliyor: (Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi-2009).

"İzmir'i 1081 yılında Çaka Bey ele geçirir. Böylece şehir ilk defa Türklerin kontrolüne girmiş olur. Ancak Haçlılar sayesinde 1097 yazında tekrar Bizans hakimiyetine geçer. Üç yüz yıldan fazla bir süre Bizans idaresinde kalan İzmir, 1317'de Aydınoğlu Mehmet Bey'in Kadife Kale'yi, 1329'da oğlu Umur Bey'in Liman Kalesi'ni ele geçirmesiyle tamamen Türklerin eline geçer. 1343 yılı sonlarında Haçlılar, Liman Kalesi'ni ele geçirir. Bu tarihten sonra şehir, Emir Timur'un, 1402'de Liman Kalesi'ni zaptına kadar Liman Kalesi Haçlıların, Kadife Kale Türklerin elinde olmak üzere ikiye bölünür. Emir Timur'un Anadolu'dan ayrılmasından sonra, Aydınoğulları’ndan Cüneyd Bey İzmir'in idaresini ele geçirir. Cüneyd Bey'in İzmir ve çevresindeki hakimiyeti 1426 yılına kadar devam eder ve bu tarihten sonra şehir Osmanlı idaresine geçer."

 

Fetih nedir?
Görüldüğü gibi, Çaka Bey İzmir’i “fethetmemiş”, şehri ele geçiren ilk Türk komutan olmuştur.

Buna “fetih” adını verirseniz, gerçek bir fetih olan İstanbul’un 1453 tarihinde ele geçirilmesini küçümsemiş olursunuz.  Ne yapmıştır dünya çapında değişimlere yol açan  2. Mehmet? Genç Sultan, 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul'u fethetmiş, İstanbul’u Osmanlı Devletinin başşehri yapmış, böylece yeni bir çağın başlamasına yol açmıştır. Bu nedenden dolayı “Fatih” unvanını hak etmiştir. 

Etkinlikteki diğer bir çelişki de, ilk tanıtımda Umur Gazi’ye vurgu yapılırken, sonradan bunun Çaka Bey üzerine yapılmasıdır. Bu da düzenleyicilerin kararsızlığını gösteriyor. Amacın başka noktalara uzandığını düşündürüyor.

Bu açmazı, gazeteci-yazar dostumuz Hasan Tahsin Kocabaş, "Fetih Değil Egemenliğin Başlangıcı” başlıklı konuyu çok güzel toparlayan yazısında şöyle belirtiyor:

“Bu sempozyum sadece ‘Çaka Bey, denizcilik ve Türk – Bizans ilişkileri’ bağlamındadır. Hemen söyleyeyim; bu sempozyum çok da yararlı olabilir. Asla karşı değilim. Benim hassasiyetle üzerinde durduğum oldukça havada kalan "fetih" konusudur. İzmir'in 1081 ile 1922 arasındaki tarihini, halkımızın da anlayacağı bir şekilde masaya yatırmak muhteşem bir çalışma olur. Siyaset kaygılarından uzak, objektif  bilimsellikle, tartışmalarla, İzmir'in ufkunu açabilecek bir girişim olur. Lakin tarihsel aktörler arasında taraflılık önce tarih bilimine ihanet olur. Çaka Bey ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk arasında taraf tutma eğilimi, ne yazık ki cahil siyasetin Türkiye'ye son yıllarda kattığı bir kötülüktür.”

Kocabaş şunu da vurguluyor: “İstanbul'un fethini alıp, 1081'de İzmir'in resmi Türkleşme sürecinin başlayışına benzetmek ve iki tarihi de ortak milli tarihimizin ‘kırılma noktası’ kabul etmek son derece yanlıştır. Fetih kelimesinin İzmir için tam olarak kabul edilebileceği iki tarih vardır ve iki de aktör. Biri 2. Murad  diğeri Mustafa Kemal Atatürk. Diğer aktörler, tarihen önemli, değerli şahsiyetlerdir. Ancak "Fatih" unvanının oturduğu şahsiyetler değildir.”

 

Emir Timur’un rolü
İzmir’in Türklerin egemenliğine geçmesinde üzerinde durulması gereken bir kişi de Emir Timur’dur. Ayağındaki aksaklık dolayısıyla Timurlenk (aksak Timur) olarak da anılan bu büyük komutana, Mustafa Kemal Atatürk, “Demir” derdi ve kendisine büyük hayranlık duyardı.

Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından Mahmut Esat Bozkurt, bu konuyla ilgili şunları yazıyor:

“Yıldırım’ı da bir kahraman, bir cihan kahramanı olarak severdi, büyük manevracıdır, fakat Demir’in yanında çocuktur, korkusuz bir deli oğlandır derdi… Timur, kimseden miras kalmadan, gerçek bir destek almadan, bir ordu ve devlet oluşturmuştur, herkesin hayalinde olan, birini bile gerçekleştirirse cihan hükümdarı, fatih unvanı alacağını düşündüğü yerlerin tamamını (Çin hariç) fethetmeyi başarmış biridir.” 

Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’ün “Ben Demir zamanında gelseydim onun yaptığı işleri başaramazdım. O benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha çok büyüklerini yapardı” dediğini de aktarır. Tarihçi Reşat Ekrem Koçu da, 1933 yılında yazdığı “Timur ve Oğulları” adlı eserinde şöyle yazar: “Timur büyük bir kumandan, muzaffer bir imparator olduğu kadar büyük bir edebiyat ve ilim hamisi, bir Mesen olmuştu. Timur’un Türk harp ve siyaset tarihinde ne kadar yüksek bir mevkii var ise, Türk fikir ve san’at âleminde de o kadar kıymetli bir yeri bulunmaktadır.”

İzmir ile ilgili tarih çalışmalarında, Mustafa Kemal Atatürk yerine bazı isimleri öne  çıkarmaktansa, Emir Timur gibi büyük Türk Devlet Adamlarının yaptıkları üzerinde derinlemesine durulması daha yararlı olacaktır.  Bu, “fetih” peşinde koşmaktan daha gerçekçi bir hedeftir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...