Türkiye’nin bu günkü şartlarda turizm şansı?

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2017 yılının turizm mevsimine girmek üzere olduğumuz zaman diliminde, ülkemizin turizmde şansı ne olabilir? Bu konudaki görüşlerimizi özetlemek istiyorum.

Evet, çok kötü bir geçmiş yıl yaşadık. Rusya krizinin etkisi endişe veren boyutlarda cereyan etti. Yani sıfıra sıfır elde var sıfır gibi...

Peki, bugün ülkemizin siyasi atmosferindeki gerilim içinde, uluslararası boyutların pek sağlıklı gitmediği de ortada iken acaba sonuç ne olabilir?

Bir defa burada iki hususun üzerinde durmak gerekmektedir. İyi şartlar ve talepler ne getirecek? Laf atışmaları ile ortaya çıkan gerilim sonucunda ve verilen düşmanca beyanlardan sonra AB ülkeleri insanının reaksiyonları neler olacak? Türkiye bir nevi ötelenmek istenecek mi?

Önce birinci hususu ele almakta fayda bulunmaktadır.

Rusya, Ukrayna, İran, İsrail ve Arap ülkelerindeki taleplere göz atalım.

Bu sene Rus talebinde temkinli bir artış yaşanacaktır. Bu talep patlaması geçen yılın kayıplarını karşılar mı derseniz? Burada biraz ihtiyatlı olmakta fayda vardır. Evet, Rus sayısı artacaktır, ancak geçen yılların pik noktasına gelecek bir artışı yakalamak ihtimalini pek görmüyorum. İnşallah yanılırım.

Ukrayna ise talepte artışa devam edecektir. Bu arada eğer son dakikada bir aksilik çıkmaz ise, İranlıların gelişlerinde artışın yakalanacağını ummaktayım.

İsrail ile ilişkilerin gittikçe artması ise gelişleri tekrar tetikleyecektir. Güçlü bir talep artışı  hissedilecektir.

 

Arap dünyası ise...
Arap ülkelerinden gelişlerde bir sıkıntı bulunmamaktadır. Ancak bu pazarların ne kadar güvenilir olduğu konusunda ihtiyatlı olmakta fayda vardır.

Özellikle termal kaynakların daha revaçta olduğu bu pazarlarda yapılacak işin en faydalı ve etkin bir tanıtımla desteklenmesinde fayda vardır. Türkiye’nin sağlık turizmindeki talebinin gittikçe artması olumlu olarak izlenirken; mevzuatının ise hala kurulamamış ve hukuki zemine oturtulmamış olmasının sıkıntılarından kaynaklanan bir korku yaşamaktayız.

Çare geciktirilmemelidir.

 

AB ülkelerindeki duruma gelince...
Burada ilişkilerin gerilimi Almanya ile başlayıp Hollanda ile devam etti; ancak bir hususu unutmamak gerekir. AB ülkeleri birlik içinde hareket kabiliyeti gösterirler. Yani, aralarında dayanışma esastır. Bunu da çok sessiz ve sinsice yaparlar.

İskandinav ülkelerinden Danimarka, Norveç ve İsveç ise Türkiye aleyhtarlığında ve Kürt meselesinde hassasiyet ve dayanışma içinde olduklarından, bu yıl Türkiye’ye gelişlerin pek sağlıklı ve kafi boyutlara ulaşamayacağından endişe etmekteyim.

Uluslararası ilişkilerde zaman zaman gerilimler olabilir. Haklılıklar bulunabilir ve haklılık ne kadar kuvvetli olursa o kadar iyidir. Ancak iletişimde kullanılan dilin diplomatik zarafet içinde olması, durumların uygun bir dil ve kelimelerle ifade edilmesinde gösterilecek incelik çok önemlidir.

Bu hususta siyasilerimizin pek bir dikkat sarf ettikleri kanaatinde değilim.

Hitaplar tehdit de ihtiva etse, uluslararası diplomasinin etkin söylem biçimlerinde olması şarttır.

Aksi halde tepkilerin sonuçlarının tamiri uzun zaman alabilir.

Sonuç; ülkemizde maalesef “terörün” boyutları endişe veren görünümdedir. Siyasi atmosfer gergindir. Üsluplar değişken anlamlara çekilebilecek söylemler halindedir, nerelere çekilebileceği hususunda tereddütler vardır.

Turizm talebi ise sakinlik, gerilimsiz ve terörsüz ülkeleri arar ve oralarda artar.

Türkiye’nin 2017 sezonu biraz endişeli bir tablo göstermektedir. Umarım referandum sonucunda ortalık düzelir, biraz ferahlar ve dış ilişkilerdeki söylemler de yumuşarsa biraz yol açılabilir. Aksini ise düşünmek dahi istemiyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...