Bürokrasiden dert yandı, metro gelmeden istasyonu hazırladı, “Örnek olsun” dedi

24.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ali Ağaoğlu ile geleneksel basın buluşmasındayız... Basın toplantısında bazı sıkıntıları söylüyor, bazılarını ise söylememek için kendini zor tutuyor. Sonrasında sohbet ediyoruz.

Düşünüyoruz, Ali Ağaoğlu gibi bir işadamı bile yatırım yaparken bu kadar sıkıntı çekiyorsa vay haline Türkiye’nin...

Evet, yıllardır bir türlü düzeltemediğimiz yatırım ortamını iyileştirmeyi bu defa 16 Nisan sonrası yaparız diye umuyoruz.

Mehmet Şimşek böyle diyor... Arda Ermut da bu defa olacak diyor... Bu yüzden bu hafta onunla yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşıyoruz. Biz gelelim Alioğlu’na... Samimi, içten bir o kadar da dertli...

 

“Particiliğim yoktur”

 

Anlatıyor...

  • Ben inşaat sektörünün bulaşıkhanesinden geliyorum...
  • Benim particiliğim yoktur. Şu anda bürokrasi, ülkenin önünde engel, kesinlikle çalışmıyor.
  • Sadece inşaat değil, bizim ikinci sektörümüz enerji. Orada bürokrasinin anası da danası da var.
  • Hele belediyeleri aşmak ne mümkün... Ama biz yatırımcıyız. Türkiye’de yatırımcı olmak akıllı işi değil.
  • Bu yüzden yatırıma devam edeceğiz. Zorluklar bizi yıldıramıyor Önümüze hangi duvar çıkarsa çıksın yıkmaya çalışıyoruz.
  • Bu sene belediyedeki engelleri aşabilirsek 4 yeni projeye başlayacağız. Arazi stokumuz fazla.
  • Mütekabiliyet uygulaması önümüzü açtı. Yüzlerce konut sattık yabancıya. Ama bu iş o kadar kolay değil.
  • Mesela en son yaptığımız Ortadoğu gezisinde 400’ü aşkın işadamı ile bir araya geldik. Batılı bankalar Türkiye’ye para götürmeyin diye yazı yazmış hepsine...
  • Buna rağmen Türkiye’ye yatarım yapma konusunda çok istekliler. Ama biz de onların önünü açmalıyız.
  • Dünyada birçok ülke yabancıya satış yaparak kalkındı. Bizde neden olmasın? Bizim projelerimizde yaşayanlar tam 102 ayrı ülkenin pasaportunu taşıyor.

 

“Finans merkezi vergi teşviki ile olur”

 

Bu sıkıntıları dile getiriyor... Sonra en büyük bombayı patlatıyor. Belki de İstanbul’un kaderini değiştirecek finans merkezi projesinde bahsediyor. Merkezin inşaatlarının çok hızlı ilerlediğini vurguluyor, hatta kendisinin oradan geçecek metronun istasyonunu bile yaptığını söylüyor ve ekliyor...

  • Aynı zamanda İstanbul Uluslararası Finans Merkezi'nin (İFM) yapımı devam ediyor. Şu anda Türkiye dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi. Ancak küresel finans merkezleri endeksine göre 45'inci sıradayız.
  • İFM bence çok stratejik ve iyi bir karar. Ancak biraz gecikti. İlk olarak hedef 2017'ydi fakat şu anda 2021. Orada alt yapıyı biz yaptık. Binalarımızın kabaları bitti.
  • Oraya yatırımımız çok fazla. Kamu bankalarının yapımı biraz gecikti ancak son dönemde ciddi bir atağa geçildi. Kamu bankalarının yapımı hızlandı.
  • Ama finans merkezi demek inşaat demek değil. Yasal düzenlemelerin de yapılması lazım. Bu konuda hükümette ciddi bir gayret ve istek var. Ama paranın Londra’dan, Dubai’den İstanbul’a gelmesi için vergi teşvikleri gerekiyor.

 

“Londra ile rekabet edeceğiz”

 

  • Yani binalarımız bitti ama finans merkezi için yasal kararlar henüz alınmadı. Bu bölgede binlerce insan çalışacak biran önce metronun da devreye girmesi gerekiyor. Biz istasyonu yaptık ama diğer adımların da hızlanması gerekiyor.
  • Biz kendi kendimize finans merkezi yapmıyoruz. Vergisel teşvikleri çıkarmamız gerekiyor. Yolunu yapmamız gerekiyor. O zaman ancak yabancı finans kuruluşları buraya gelir.
  • Bunları yaparsak rekabet edebiliriz. Ankara’da konuyla ilgili bir koordinasyon kurulunun oluşturulduğunu duyduk ama ellerini çabuk tutmaları lazım.
  • Biz buradaki binalarımızı satmıyoruz. Çünkü yasal düzenleme yapılmadan alıcısı olmaz. Belki kiralama yapabiliriz sonrasında.

 

En çevreci isim Can Pulak ile çalışıyoruz

Ali Ağaoğlu, bilinenin aksine Türkiye’de yeşil konusunda en hassas işadamlarından biri... Bu konuya yaptığı binalarda özen gösteriyor. Kendi enerjisini kendi üreten binayı ilk Ağaoğlu yapmıştı.

Sonrasında yenilenebilir enerji konusunda Türkiye’nin en önde gelen kuruluşları arasında yer alıyor. Rüzgar’da bir numara olduğunu söylüyor Ali Ağaoğlu ve Türkiye’nin en büyük yeşil seralarından birine sahip olduğunun altını çizip bu bilgileri paylaşıyor...

  • Bodrum’da Türkiye’nin en büyük seralarından birinin sahibiz. Bitki çeşitliği konusunda belki de dünyada sıralamaya gireriz.
  • Türkiye’nin en çevreci ismi Can Pulak bu sistemin başında. Orada çok farklı bir proje gerçekleştireceğiz.
  • Yeşil enerji bizim işimiz. Şimdi de Türkiye’nin en yeşil çimento fabrikasını yapıyoruz. Oğlum Alican işin başında.
  • Yeni nesil çevre konusunda bizden çok daha duyarlı. Çimento fabrikasını Düzce’de kuruyoruz. Alican orada katı atıkla, çöpten enerji ile ilgili  yeni yeşil yatırımlar yapıyor.

 

Yurtdışına açılmak için hazırlık yapıyoruz

İnşaat, enerji ve turizmin ana sektörleri olduğunu vurgulayan Ali Ağaoğlu şimdilik başka sektörleri düşünmediklerini söylüyor ama fırsat olursa da her alana girebileceklerinin de altını çiziyor. Sonrasında ekliyor...

  • Yurtdışından çok talep var. Bu yüzden markayı yurt dışına taşıma projelerimiz var. Özellikle Orta Doğu'dan, Asya tarafından talep var.
  • Ama biz bunun için tam hazır değiliz. Kurum içi çalışmaları sürdürüyoruz. Belli takviyeler yaptıktan sonra yurtdışı bizim için gündeme gelecek.

 

Uludağ’da otelin biri kapalı

Ali Ağaoğlu Uludağ’daki yatırımları konusunda da dertli... Şu cümlelerle anlatıyor derdini...

  • Türkiye'nin en iyi kayak merkezlerinden Uludağ'da sorunlar yaşanıyor. Uludağ için “kayak merkezi” deniliyor ancak birinci bölge Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na, ikinci bölge Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı.
  • Burası kayak merkezi ise kayak merkezi için ne gerekiyorsa o yapılmalı. Palandöken ve Erciyes’e devletin çok güzel yatırımları oldu. Biz Ağaoğlu olarak bugüne kadar Uludağ'a 100 milyon dolar yatırım yaptık.
  • Birinci bölgede oteller boş şimdi köpekler cirit atıyor. Uludağ’ın durumu ortada. Bu işin bir de sosyal boyutu var. Bugün gerçekten Uludağ'ın eteklerinde bir sürü köy var. Gidin o köylere Doğu'daki köylerden çok daha geri durumda.
  • Otelimizde çalışan insanların yüzde 60'ı, yüzde 70'i civardaki köylerdendi. Burası civar köylerde çalışan insanlara iş ve aş kapısı. Uludağ’ı Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın kanunu ile idare edersen olmaz.

    Yatırımın önünün nasıl açılacağını anlattı

Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut genç ve dinamik bir isim... Bildiğiniz bürokratlardan değil... Bu yüzden belki yatırımların önünün açılmasına o da dert edinmiş durumda.

Önemli bir noktanın altını çiziyor ve 16 Nisan’dan itibaren Türkiye’nin bu konuda çok önemli adımlar atması gerektiğin vurguluyor ve ekliyor...

  • Şimdi siz özel sektörde çalışıyorsunuz. Başarısız oldunuz, şirket zarar etti. Patron size ne yapabilir? En fazla işinize son verir, hatta tazminatı ödeyerek. Aynı zararı kamuda yaptığınız takdirde yandınız. Yedi sülaleniz yargılanır. Şimdi bu durumda o adam imza atar mı?!.. Bizim bunları da değiştirmemiz lazım. Sadece kamuyu suçlayarak bir yere varamayız. Oradaki sıkıntıları da gidermek gerekiyor.

Evet, anladığımız kadarı ile yatırım önünün açılması için atılacak önemli adımlardan biri personel reformu olacak.

 

İşte 2017 hedefi

 

Peki, hazır yabancı yatarımlar konusundaki bir numaralı ismi yakalamışken son durumu da soralım dedik... Anlattı...

  • Türkiye'nin iki seçim yaşamasına karşın 2015 yılını doğrudan yatırımda yüzde 35 artış kaydedip 17 milyar dolarla kapattı.
  • 2016'da ise bu rakamın yüzde 31 düşüşle 12,3 milyar dolara geriledi. Ama geçen yılı biliyorsunuz. Ama geçen yılın ikinci yarısından sonra doğrudan yatırım daha da artış gösterdi.

 

“Darbeye karşı çıkış ödüllendirildi”

 

  • Geçen yıl çekilen yatırımların yüzde 56'sının darbe girişiminin yaşandığı temmuz ayından sonra geldi.
  • Doğrudan yatırımların önemli bir kısmını halihazırdaki yatırımcılardan alıyorsunuz; genişleme yatırımı olarak...
  • Türkiye'yi halihazırda bilen yatırımcılar bence terör saldırıları ve 15 Temmuz'da Türk halkının verdiği güçlü reaksiyonu ödüllendirdi.
  • Çünkü Türk halkının demokratik, laik rejimine, meşru seçilmiş cumhurbaşkanına bağlı olduğunu gördüler. Bu bir tahmin edilebilirlik ve öngörülebilirlik sağladı.

Arda Ermut, 2017'nin çok pozitif geçeceğine inanıyor ve geçen yıldan daha fazla doğrudan yatırım geleceği bilgisini paylaşıyor. Sonra hedefe gönderme yapıyor...

  • 2015'teki seviyeleri yeniden yakalarsak ve Türkiye'nin yıllık doğrudan yatırım ortalamasını 17 ila 18 milyar dolara doğru çekersek ondan sonra bunun üstüne çıkmamız daha kolay olur.

 

“Yatırımcı işine bakıyor”

 

Sonra en güncel konuya giriyor. Avrupa’daki son gelişmelerin yatırımların üzerindeki etkisini anlatıyor...

  • Genelde Avrupa, özelde Almanya bizim hala bir numaralı ticari partnerimiz, aynı zamanda bir numaralı yatırım kaynağımız.
  • Dolayısıyla onlarla ekonomik ilişkilerimiz hala bizim açımızdan çok önemli. Her ne kadar Almanya ve Hollanda'nın tavırları Türkiye ile ilgili algıyı bir yandan zehirlese de yatırımcı işine bakıyor.
  • Aynı durum turizm açısından da geçerli. Güvenlik algısıyla ilgili problem olmadığı zaman ikili ilişkilerdeki sorunlar insanları bir yere kadar etkiliyor.
  • Hele yatırımlarda ve turizmde çok daha sınırlı etkiliyor. Eninde sonunda yatırımcılar ya da turistler pazar dinamiklerine göre karar veriyor. Biz son 10 yılda Almanya'dan 7 milyar doların üzerinde yatırım çektik.

 

“Yatırımcının radarını girdiyse oluyor”

 

  • Geçen yıl 430 milyon dolar civarı geldi. Başka ülkeler üzerinden gelen Alman yatırımlar da var. Resmi rakam olarak bilançoda 14 milyar dolar ama diğer ülkeler üzerinden gelenler de düşünüldüğünde Türkiye'de kümülatif olarak 20 milyar dolarlık bir Alman yatırımı olduğunu tahmin ediyoruz.
  • Ar-Ge'den otomotive, tarımdan gayrimenkule pek çok alanda Alman şirketi Türkiye'de yatırım yapıyor. Alman firmalarından bize gelen bilgi isteme taleplerinde bir azalma yok. İnşallah olmayacağına da inanıyoruz.
  • Doğrudan yatırımlar uzun bir perspektifle yapılıyor. Bu nedenle geçici durumlar, siyasi tartışmalar, hatta döviz iniş çıkışları bile bu yatırım kararlarını kısmen etkilese de tamamen etkilemiyor.
  • Türkiye'yi radarına koyduysa 2 ay erteliyor, 3 ay öne alıyor ama bir şekilde geliyor.

 

 

Gümrük Birliği tartışmalarını odaların gündemine taşıyacak

Üç yıldır düzenli olarak İKV ve Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği’nin (TÜRDER) tarafından organize edilen, bu yıl DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası’nın desteklediği “Uluslararası Tüketicilerin ve Rekabetin Korunması Konferansı”  önemli mesajlara sahne oldu.

Toplantının açılışını  TÜRDER ve Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası Başkanı Doç. Dr. Uğur Özgöker, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak tarafından yapıldı.

İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas çok önemli ama kimsenin ilgilenmediği bir konuyu şu sözlerle gündeme getirdi...

  • Önümüzdeki aylarda İKV olarak, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecini çeşitli ticaret ve sanayi odalarında ele alacağız.

Evet, çok önemli. Türkiye Avrupa ile ticaretini yeniden belirleyecek ama konu gündemde değil. İhracatımızın yüzde 50’sini yaptığımız Avrupa ile ticaret yeniden şekillenecek, gümrük birliği yeniden yazılacak ama bu konuda hazırlıkların kitlesel tartışmalarla güçlendirildiğini görmüyoruz.

Bu anlamda İKV’nin bu çalışmasını çok önemli gördük ve herkesin destek olması gerektiğini vurgulamak istedik.

Çok önemli konuşmacıların değerlendirmeler yaptığı etkinlikte sonuç değerlendirmesini Türk Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Musa Karademir şu sözlerle yaptı...

  • Tüketici haklarının korunmasında haksız rekabetin önlenmesi çok önemli bir argümandır. Rekabet ve tüketici birbiriyle etkileşim içindedir.
  • Her yıl düzenlediğimiz konferans veya paneller geleneksel hale geldi. Almamız gereken elbette çok yol var.
  • Bunu biliyoruz. Ben bu noktada İKV ekibine çok teşekkür ediyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...