Ölünce ne olacak?

31.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Başlıktaki sorunun cevabı, nerede öldüğünüze bağlı!

Yıllardır bıkmadan benim “coğrafya ve evrim ve kültürlerin evrimi, efendim bizler çekingeniz, gelen ağam giden paşam felsefesi içimize işlemiş, Anadolu denilen köprüde habire istilalar olduğu için” diye yazmamı  ve “Sonsuza kadar yaşayacağına inanan megaloman hükümdarlar savaşlar istilalar sonra darbeler falan” dememi, “O nedenle bizim kültürümüz her şeyi sulandırmak ve zamana yaymaktır falan filan” anlatımımı bıkmadan okuyanlara şimdi  teşekkür olarak bir pasta ikram edeyim artık. Merakınızı bir nebze gidermeye çalışayım.

“Nerede öldüğümüze göre ne olacak” diye kısaca bakındım.

Burada ölünce malum sırat köprüsü.

Ama ya Japonya’da ölürseniz?   İzanami abla sizi karşılayacak. Japon mitolojisine göre İzanagi-no Mikoto’nun karısı olan bu tanrıça sekiz büyük Japon adasını doğurmuş, ondan sonra olaylar gelişmiş. Ateşi doğururken ölmüş galiba kocası da çok kızmış. Oku oku bitmiyor efsanesi.  Bence en güzel ölüm perisi veya tanrıçası İzanami. Ama lisan sorunları var. Japonca 3 kelime biliyorum nasıl anlaşacağız?  Ya konuşkan bir abla ise? Hoş, Arapça da bilmiyorum ya!

Hindistan’da ölürseniz sizi bıyıklı bir amca karşılayacak ismi Yamaraj veya kısaca Yama, vee sizi değerlendirip tekrar yaratacak eğer iyi bir yaşam sürdüyseniz örnek bir fil veya kaplan olarak ama kötü bir yaşamınız olduysa zzzt bir sivrisinek falan olacaksınız.

En güzeli Haiti de ölmek mi acaba? Orada Vodoo inancına göre Gede veya Papa Ghede sizi karşılıyor. Kısa boylu şapkalı, şişmanca, purosunu çiğneyen bir adam. Bu anlaşılan dünyada ilk ölen adammış. Çok korkutucu ama çok sempatik olan çizimleri de var.

Kuzey Avrupa’da Baltık ülkelerinde ise ölmek  üzere olanları zehirli diliyle yalayarak ölüme yollayan bir canavar kadın var, ismi Giltine. Eskiden çok güzelmiş ama epeyce yıl bir tabutta hapis kalınca canavarlaşmış. Hristiyan kültürü yaygınlaştıkça da Azrail’e epeyce müşteri kaptırmış.

Sadece öldüğünüz yer değil öldüğünüz zaman da mühim. Hititler muhtemelen ölülerini yakmışlar. Hattiler ise daha önce gömmüşler. Büyük küpler içinde mumyalayan kültürler de bir zaman yaşamış Anadolu’da.

En iyisi şöyle sempatik korkutmayan bir mitoloji oluşturmak. New Orleans’daki cenaze merasimleri çok güzel. Bizde şu an yakmak yok. Bir cenazeci “Alıp Bulgaristan’a götürür orada yakarız” dedi. Bana, sınırda pasaport falan, kırtasiye epeyce antipatik geldi.   Hem istediği parayı duyunca pazarlık etmek istedim, sonra da “En iyisi ölmemek” kararına vardım, o kadar para vereceğime!

Ama kül olmanın bir avantajı var. Bavula koyar kırtasiye olmadan kenardan, yanından New Orleans’da bandolu mızıkalı bir cenaze merasimi olurken en azından katılırlar yakınlarım. Sonra da küller denize. ABD’de kefenle denize atılmak mümkün ama 3 mil sınırının dışına çıkmak gerekmiş. Kül olunca kime ne? Acaba Türkiye’de denizde gömülmek nasıl oluyor? Bilen varsa buraya yazsın lütfen. Allah bilir orada da resmi yoldan kırtasiye boldur. Bir tekne sahibi olmak için bir neden mi acaba?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar