Ekonomik büyüme ve cari açık

7.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Büyüme, ekonomik yaşamımızın en anlamlı göstergesidir. Hızlı ve sürekli büyüme ekonominin canlanması, refahın artması, işsizlik oranlarının azalması demektir. Bu itibarla, geçen yılın son çeyreğinde % 2’nin altında çıkması beklenen büyüme hızının % 3,5 olarak gerçekleşmesi ve yılın tamamında büyüme hızının % 2,9’a ulaşması en azından beklenilenin üstünde bir hız olması dolayısıyla olumlu karşılanmıştır. Ancak bu büyüme oranının, nüfus artış hızı da göz önünde tutulduğunda, ülkenin ihtiyaç duyduğu artış oranını yansıttığını söylemek kolay değildir.

2017 yılının ilk çeyreği için açıklanan veriler de, olumlu gelişmenin sürebileceğini göstermektedir. Özellikle, Hükümetin kredi garanti fonunu  devreye sokarak on binlerce esnafa uygun koşullu krediler verilmesini sağlaması, seçili sektörlerde KDV ve ÖTV indirimlerine gitmesi, çeşitli sosyal yardım paketlerini uygulamaya koyması harcamaların artmasına bir başka deyimle iç talebin yükselmesine yol açmıştır. Büyümede otomotiv ve konut sektörü başrolü oynamış görünmektedir.

Bu yılın ilk çeyreğinde, ihracat kesiminde de yukarıya doğru bir yöneliş vardır. Bu dönemde ihracattaki artış % 13 civarındadır. Bu eğilimin devamı halinde, ihracatın büyümeye olumlu katkıda bulunması ve cari açığın finansmanında en sağlıklı kaynak olarak rol oynaması söz konusu olabilecektir.  Otomotiv sektörü ihracatı, ilk çeyrekte bir önceki yılın  aynı dönemine göre % 26,5 oranında artmıştır.

Yukarıda verdiğimiz verileri göz önünde tutarak geçen yılın büyümesini ve olası gelişmeleri değerlendirmek istediğimizde önümüze şöyle bir tablo çıkmaktadır.

2016 yılında büyümeyi sağlayan ana sektörler kamu ve hane halkı harcamalarıdır. Nitekim, geçen yıl kamu harcamaları % 7,3 ve hane halkı harcamaları % 5,7 oranında artmıştır. Bu artışlar büyümeye % 4,2 oranında olumlu katkı verirken, dış talebin katkısı eksi % 1,3 tür. Asıl olan büyümenin daha çok yatırımlara , sanayi üretimine ve ihracata dayalı olmasıdır. Anlamlı ve kalıcı istihdam yaratan sektörler bunlardır.

Kamu ve hane halkı harcamalarının artmasının enflasyonu ne ölçüde etkileyeceği henüz belli değildir. TÜFE, Mart ayında % 1,02 ve yıllık bazda % 11,29, ÜFE ise, bir önceki Mart ayına göre % 16,09 oranında artmıştır. Yüksek  düzeyli bu enflasyon artışlarının devamı halinde faiz hadlerini de yukarı yönlü etkilemesi  kaçınılmaz olacaktır.

Bu yılın ilk üç ayında ihracatın artış kaydettiği doğrudur. Ancak artışın devamı için ihracatın yapısı ve dış pazarların durumu çok uygun değildir. İhracat kalemlerindeki teknolojik içerik % 5’in altındadır. Türkiye ucuz ve ekonomik krizler sırasında ithalatından vazgeçilebilen mallar üretmektedir. AB ile ilişkiler ihracatımızı genişletebileceğimiz durumda değildir. Bölgedeki bazı komşularımız ve özellikle Rusya ile olan ilişkilerimizde yaşanılan sıkıntılar için de aynı şeyleri söylemek mümkündür.

Türkiye’de cari açığın ana sebebi dış ticaret açığıdır. Geçen yıl ki dış ticaret açığı 56 milyar dolar olmuştur. Cari açık ise GSMH’ya oranı olarak 2014 yılında % 4,7, 2015 ‘ te 3,7 ve geçen yıl 3,8 dir. Ocak ayı itibariyle 12 aylık cari açık 33,1 milyar dolardır. Cari açığın, geçen yıllara oranla azalmasının ana nedeni, büyüme hızının düşük tutulması sebebiyle ithalat ihtiyacının azalması ve dolayısıyla dış ticaret açığının gerilemesidir.

Cari açık her ülke için elbette önemlidir. Ama daha da önemli olan açığın hangi gelirlerle karşılanıyor olmasıdır. Türkiye için  cari açığın kapatılmasında kullanılacak ana gelir kalemleri bellidir. Bunların başında ihracat gelir. Büyümesi için ülkenin ithalat zorunluluğu vardır. İhracat kelemlerinin içinde de ithal ürünleri yoğunluğu mevcuttur. İhracatın ithalatı karşılama oranı ne kadar yüksekse, dış ticaret açığı o kadar az olacaktır. İhracatı izleyen diğer kalem turizmdir. Ancak bildiğimiz nedenlerle net turizm gelirimiz gerilemektedir. Bu durumun daha bir süre devam etmesi beklenebilir. Bir başka çok önemli kalem yabancı kaynak girişleridir. Bunlardan en yararlı olanı, doğrudan yabancı yatırımlardır. Bu kalemde de, dış algı, hukuk sisteminin yetersizliği, terör ve benzeri nedenlerle girişler azalmaktadır. Geçici nitelikteki portföy yatırımları girişlerinde artış sağlanmaktadır ama özellikle yıl içindeki ABD faiz artışlarının durumu kaynağı pahalı hale getirebilecektir. Dış müteahhitlik hizmetleri veya uluslararası taşımacılık gelirleri ise pek fazla değildir. Ve son kaynak dış borçlanmadır ki, bir ülkeyi dışa bağımlı kılan kalem de budur.

Ülkemizin hızla, cari açığını kendi gelirleri ile karşılar hale getirilmesi esastır. Aksi, ya dış borçlanmanın artması veya büyüme hızından fedakarlık anlamına gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...