Türkiye'nin gerçek derdi nedir?

7.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemiz Akdeniz çevresinde sıralanan ülkeler içinde kliması, toprakları, madenleri, mevsimlerinin elverişliliği, kültürel varlıkları ile geçmiş medeniyetlerin beşiği olmuş bir kıta parçasıdır. Bir başka özelliği de iki kıta arasındaki tek köprüdür.

Bunun anlamı şudur, Türkiye zenginlikler içinde maalesef 'fakir' bir ülke konumunda, gelişmekte olanlar safhasındadır. Halbuki çoktan AB ülkeleri gibi gelişmişler kervanının asıl üyesi olması gerekirken...

Bu neden olmaktadır? Kim sebeptir? Yahut hangi yanlışlar yapılmaktadır da, bu halimiz bir türlü istenilen seviyeye çıkamamaktadır?

Bu durum ne yazık ki bugünün sorunu ve bugünün iktidarının da suçu değildir. Çünkü ekonominin gelişmiş olduğu ülkeleri şöyle bir incelersek; toplumsal refah bir takım prensip ve olmazsa olmazlara çok dikkat edilmesinde ve bunların hiç bir tesir altında olmaksızın kırmızı çizgiler olarak kabul edilmesinde yatmaktadır.

Evet, biz batıya dönük bir toplum olarak bu günlere geldik. Yani "kapitalist" düzenin mensubuyuz. Veya olmaya özen gösteren, ancak  "ahbap çavuş kapitalizmi" olmaktan ileri gidememekteyiz.

Peki ne yapmalıyız veya nelerin sistemini kurmalıyız?

Öncelikle kapitalist sistemin esası, tatbikatta üretim, pazarlama ve teknoloji ile bilimin ışığı altında ekonominin kurallarını rekabet esasları içinde düzenlemekten geçmektedir. Bir de potansiyelini teşkil eden varlıklarının planlanmasından...

Ülkemizde kuruluş yılları yönetimi hariç, kendisine yeten, üreten ve bilimi gelişimi esas alan, teknolojiyi öne çıkaran yapı kurmakta neden pek başarı kazanamadığı sorusunun cevabı bizim sıkıntımızın özünü teşkil etmektedir.

Türkiye sanayide, tarımda, teknolojide, bilimde ve eğitim başta olmak üzere maalesef, ekonomik planlama ve üretim sistemini kurumamıştır. Hep günü geçiren siyaseti planlı ve stratejisi belli, dünya piyasalarında, ekonomik potansiyelinin önceliklerinde hatalar yaparak zaman kaybetmekte ısrarlı bir ülke olmuştur.

Bugün hatanın sahibi kimler derseniz, günümüzün çok gerilerinden başlamak gerekmektedir. Siyasetimiz hep günü birlik, uzun orta ve kısa vadeli planlamalara ve sıralamalara uyumsuzlara taviz ile geçiren tüm iktidarların hepsidir.

Bugün ise ilk yıllarda çok başarılı hamleler yapan AKP iktidarı, bir çok tavizleri kaldırıp ve cesur kararlar alırken, o da tavizlere bir ölçüde uymakta ne yazık ki kaçamamıştır.

Makus talihimizi değiştirebilir miyiz?

Evet değiştirebiliriz. Ancak Türkiye bugün sıkıntılar içindedir. İçte ve dışta zorlukları vardır. Sınırları adeta zorlanmaktadır. Müttefikleri iki yüzlüdür. Dostu ve düşmanı arasındaki güç dengesi düşmanların ağırlığındadır. Tek tek yazmakta lüzum yok hepimiz biliyoruz yaşanan tabloyu…

Cari açıktan, üretim artışındaki sıkıntıdan, sermaye kifayetsizliğinden, rekabet gücünden, tarım ve sanayi reformlarındaki gecikmelerden, potansiyelinin neler olduğundan ve neyi nerede ve nasıl üreteceğinden, bir tek yolla kurtulabiliriz: "Milli mutabakat"  hükümetleri ile.

Tek partinin iktidarı olarak, kim olursa olsun, bu işi başarma ihtimali ne yazık ki bugün pek büyük şansı olan bir şey değildir.

Uluslararası ilişkiler, ekonomik ve sermaye zorlukları, kısa, orta ve uzun vadeli kararlar, kırmızı çizgiler ve çareleri yalnızca birlik ve beraberlik içinde çözülebilir, alınabilir.

Gün var olma veya güçlüklerle savaş günüdür. Bu ise çok yönlü bir strateji ve güce ihtiyaç olan bir durumdur.

EVET veya HAYIR referandumunun sonu ne olursa olsun, Türkiye'nin dertleri ve başında dolaşan belaları değişecek değildir. Reçete ise bellidir. Siyasetçilerimiz gelin önce beraber halledelim, sonra tekrar sorunlarının çoğunu halletmiş bir ülke olarak demokrasi düzeninde bir  hayat içinde çalışmalarımızı yapalım.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar