Huzur

14.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkelerin iç barışı ve huzuru ekonomik gelişmişlikleriyle doğru orantılıdır. Gelişmiş dünyaya baktığımızda genellikle iç barışlarını büyük ölçüde sağladıklarını, ekonomik çıkarlarının çatıştığı veya ülke çıkarlarının çatışmayı gerektirdiği durumlarda ise çatışmayı diğer ülkelere taşıyarak ateşi kendi ülkeleri dışında tutmaya çalıştıkları bilinir.

Diğer bir konu ise ekonomik gücün ve kurulu çarkın toplum içinde olası çatışma alanları yaratmayacak şekilde düzenlenmesidir.

Toplum kesimleri ve çıkar gurupları o denli kontrol altındadır ki kırk başlı ejderha gibi görümüm vermelerine rağmen ana gövdenin çıkarları zarar görme ihtimali karşısında derhal birleşerek tehlike gördükleri unsura karşı yekvücut olabilirler.

Ülkemizde barış ve güven ortamı sağlandığında, ekonomik olarak kazandırdıkları hepimizce malum, siyasi istikrarsızlık anarşi ve darbe dönemleri hep kayıp yıllar olarak hanemize kaydedilmiş. Koalisyon dönemlerinde ekonomimizin daha büyüdüğü ya da koalisyonların uzlaşma kültürümüzün parçası olduğunu iddia etmek, en hafif deyimle bizim aklımızla alay etmektir. Apartman toplantılarında; merdiven boşluğunun ne renge boyanacağı konusunda anlaşamayan, tartışan, anlaşarak boşanma diye lügatinde bir şey yazmayan bir toplumun evlatlarıyız, her ne kadar yüzümüz batıya dönükte olsa ayaklarımız doğuya basmaktadır. Tarihi kodlarımızdan sıyrılıp bir anda batılı rahatlığı ve hoşgörülüğünde olmamızı kimse beklememelidir. Bakınız: Türkiye siyaseti, batının hoşgörüsü de sadece kendi değerlerine saygı duyulduğunda tezahür etmektedir. Yoksa sana bana zaten hiç tahammülü yoktur. Bizi Anadolu’da görmektense Orta Asya’nın bozkırına sürmeyi isteyeceğini bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Bizler iki yüzyıldır batılı olmaya çalışanlarla doğulu kalmaya çalışanların boğazlaşmasına tanık oluyoruz. Batılı olmak isteyenler şunu çok iyi anlamalı ki bu boğazlaşma sizi batılı yapmaz, elinde iPhone olan özenti, taklitçi, yüzüne gülünen, arkasından aşağılan bir ülkenin ferdi yapar.

Doğulu kalmak isteyen de şunu iyi anlamalı ki bu boğazlama bizi Osmanlının, Selçuklunun muktedir günlerine götürmez, bizi götüreceği tek yer doğunun en gelişmiş, batının en geri kalmış ülkesi olmaktan başka bir yer değil.

Bir araştırmaya göre önümüzdeki otuz yıl içerinde gelişmiş ülkelerle diğer ülkeler arasında bilim ve teknoloji alanında seviye o kadar açılacak ki artık geri kalmış ülkelerin diğer ülkeleri yakalamaları imkansız hale gelecek.

Tahammüllü olmayı öğrenmeli, yasalar çerçevesinde olduğu müddetçe her görüş ve düşüncenin saygın olduğunu ve her bireyin ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için değerli olduğunu kabul etmeliyiz.

Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeli, milletimize özgü çözümleri ne batıda ne doğuda aramalıyız. Çözümün çok çalışmakta, sağlıklı düşünmekte olduğuna inanıyorum.

Artık bu kavgayı bırakmalı, kaçan sanayi devrimi, teknoloji devriminin son vagonuna atlamalıyız.

Bu hafta piyasa yorumu yazmak içimden gelmedi, referandumdan sonra piyasaların nabzını tutmaya devam edeceğiz.

Huzurla sevgiyle kalın...


Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

ENVER Özkan

14.04.2017 - 22:07
Çok güzel bir yazı olmuş. Tirajı yüksek gazeteler de ki ekonomi yazarları bu tip aydınlatıcı yazı yazmıyorlar.