Cumhuriyet fedaileri

14.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından Mehmet Uçum vatanseverleri dehşete düşüren sözler ediyor.  Uçum, Twitter’daki hesabından “halkımız gümbür gümbür bir devrim yapıyor farkında mısınız; halk kendi Devletini kurmak için adım atıyor” diyor.

Ne demek istiyor Başdanışman? Halk oyuna sunulan Anayasa ile rejim değişikliği geleceğini, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının emperyalizmi defederek kurdukları yüce Cumhuriyetimizin yok edileceğini itiraf ediyor. Korkunç bir itiraf!

Hürriyet gazetesinin eski Başyazarı Ertuğrul Özkök bile dayanamıyor bu itirafa ve şu sözlerle isyan ediyor adeta: (12.4.2017)

“Demek ki mesele neymiş?

‘17’nci Türk devletini de yıkmaya çalışan evetçilerle’, ‘17’nci Türk devletini yıktırmamaya çalışan hayırcılar’ arasındaki mücadeleymiş...”

Başdanışman Uçum, Fatih Altaylı’nın “teke tek” programında da şu saptamayı yaptı: “Kurtuluş kapsayıcı Türk milleti anlayışı üzerine yapıldı, kuruluşta dışlayıcı Türk milleti anlayışı tercih edildi.”

Bu söylem, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının özenle temellerini attığı Cumhuriyetimize doğrudan bir saldırıdan başka bir şey değildir.

 

Üç fedai
Değerli yazarımız Özdemir İnce’nin Tekin Yayınevinden çıkan kitabı “Cumhuriyet’in Üç Fedaisi”ni okuyunca, genç Cumhuriyet’e duyulan bu kinin nedenlerini daha iyi kavrıyorsunuz.

Kitap, Atatürk’ün üç yakın arkadaşının yaşam öykülerinden hareketle bugünlere nasıl geldiğimizi çok iyi anlatıyor.  Kitabın tanıtım yazısı, içeriği güzel özetlemiş:

“Cumhuriyet döneminin en eğitimli, en dona­nımlı, en namuslu, en fedakâr kadrosu olan Şükrü Saracoğlu, Mahmut Esat Bozkurt, Reşit Galip kuşağına karşı, laik ve demokratik bir devlet kurdular diye, karşı devrimcilerin ve cumhuriyet düşman­larının amansız bir kini vardır. Bu kinin kaynağı, bu kahramanların kişilik ve temsil ettikleri kimliktedir. Bu insanlar Cumhuriyet’ten önce doğmuştu. Yurt içinde ve yurt dışında ciddi eğitim ve öğrenim gördüler, Kurtuluş Savaşı’na katıldılar. Hayatın sınavlarından geçtiler. Başlangıçta tam anlamıyla demokratik olmasa bile onu amaçlayan, hukuku çağdaşlık düze­yine çıkarmak için çaba gösteren, elden geldiğince sosyal ve laik bir cumhuriyet kurdular. Başbakanlık, bakanlık gibi görevlerde bulunmuş olan Cumhuriyet’in Üç Fedaisi’nin kimi öldüğü zaman kira evinde oturuyordu, kiminin de cebinde sadece beş lirası vardı.”

 

Günümüzdeki önemleri
Özdemir İnce, kitabında günümüze değin önemli saptamalar da yapıyor. Örneğin, Mahmut Esat Bozkurt’u tam anlamıyla tanımadan ve ondan esinlenmeden gerçek cumhuriyetçi, halkçı ve devrimci olunamayacağını vurguluyor.

Başbakanlık yapmasına karşın yaşamının son günlerini kiralık bir evde geçiren Şükrü Saraçoğlu’nun şu sözleri günümüzde geçerliğini yitirmiş gözükse de çok anlamlı: “Beni sevmeyenler, icraatlarımı beğenmeyenler, aleyhimde yazılar yazdılar ve konuştular. Ama hiç kimse bana hırsız diyemez.”

Dr. Reşit Galip ise başlı başına bir derya. Sağlam kişiliği ve Milli Eğitim Bakanı olarak gerçekleştirdiği atılımlar, tüm devlet adamlarına örnek.

Özdemir İnce, AKP çizgisine yön veren Necip Fazıl Kısakürek’in “İdeolocya Örgüsü” kitabından söz edip, Erdoğan’ın, kendisinin “Baş Yüce” olacağı ütopik bir rejim hedeflediğini belirtiyor. (s.123)

Ne dersiniz, Başdanışmanın tüylerimizi ürperten önerisi de böylesi bir “Baş Yüce” hedeflemiyor mu?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar