Ordu’dan çıktılar, başarı öyküsü yazdılar

14.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Siz doğduğunuz, en güzel günleri yaşadığınız, ailenizin ve köklerinizin olduğu yöreden insanlarla karşılaşınca ne hissediyorsunuz bilmem ama ben her zaman çok heyecanlanıp, coşku duydum.

Tıpkı geçen hafta Güzel Ordu Derneği’nin bizi konuşmacı yapıp Ordulularla buluşturmasında olduğu gibi...

Derneğin kurucusu ve Ordu için bugüne kadar çok önemli projelere imza atmış sevgili Serdar Köksal’ı bu aktivite için kutluyorum.

Bu etkinliğe ev sahipliği yapan Mesudiyeliler Derneği Başkanına ve beni konuşmacı olarak Yücel Akdemir ve Zeki Gündüz gibi iki önemli hemşerim ile buluşturmayı sağlayan Ordu Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Bahadır Baş’a teşekkür ederim.

Bu arada Türkiye’de her kentin bir Bahadır Baş’ı olsa iyi olur. Bahadır Baş’ın Ordu için yaptıkları şimdiden çok önemli noktalara ulaştı. Üstelik daha işin başında.

Gelelim birlikte konuşmacı olduğumu iki önemli hemşerime… Zeki Gündüz yıllardır bildiğim ama bir türlü tanışma fırsatım bulamadığım çok önemli bir isim. Vergi konusunda Türkiye’nin en iyilerinden biri...

Mesleğe Maliye Müfettişliğinden geliyor. 1992 yılında PwC firmasına katıldı.1997 yılından sonra bu firmada ortak olarak görev yapmaya başladı. Vergi konusunda yazıları, araştırmaları ve görev aldığı çok önemli komisyonlar bulunuyor.

Aynı zamanda avukat olan Zeki Gündüz çok iyi bir Ordulu. Mesele Ordu olduğunda iki eli kanda olsa koşup geliyor. Her türlü çalışmaya destek veriyor. Ordu için neler yapılması gerektiğine kafa yoruyor, projeleri üretiyor, destekliyor.

Muhteşem bir konuşma yaptı. Ordu için adım atacakların mutlaka görüşlerini almasında yarar olduğu görüşündeyim. Özellikle yerel yönetimler onun fikirlerinden mutlaka faydalanmalı.

Diğer konuşmacı bir başarı öyküsünün kahramanı. Bizim ekonomi gazeteciliğe yeni başladığımız yıllardan tanıyorum Yücel Akdemir’i. O yıllarda onlar da bir grup muhasebeci mesleğe itibar kazandırmak için adımlar atmaya çalışıyorlar.

Yahya Arıkan bu ekibin başında, Yücel Akdemir de koordinasyonunda. Tanıdığım en başarılı örgütçülerden biri. Bu başarıya rağmen de mütevazi kalmayı başarmış ender isimler arasında gösterilebilir.

Son olarak Türkiye’nin en büyük katılımlı oda seçimini büyük bir başarıya kazandı ve İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’nın başına geçti.

Seçimde Yücel Akdemir ve ekibi 8 bin 413 oy aldı. Rakipleri ise bu oyun ancak üçte birini alabildi. Buna rağmen yönetime giren rakipleri ile birlikte uyum içinde çalışmayı başardı ve başarmaya devam ediyor.

Yani dünya ile barışık bir başarı öyküsü.

Çok iyi Ordulu olduğu kadar Beykozlu da olmayı başaran Yücel Akdemir’in dünya ile barışık özelliği ilçeye de yansımış durumda. Seçim çalışmalarının en sert geçtiği günlerde şu sözleri herkesin ilgisini çekmişti:

“Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Başkan Yardımcısı Salim Öztürk çok başarılı. CHP İlçe Başkanı Mahir Taştan ve yine CHP'li Belediye Meclis eski Üyelerinden Nihat Arıcan da çok başarılı. Hepsi Beykoz için çok önemli işler yapmaya çalışıyorlar. Bu durum Beykoz için fırsata dönüşmeli.”

Yücel Akdemir bilgi birikimi ve çalışkanlığı ile Ordu’ya özellikle de Mesudiye’ye çok önemli destekler vermiş biri isim. Bu kadar desteğe rağmen etkinlik sırasında sessizce bir köşede oturması da onun mütevazılığını gösteriyor.

Muhasebe camiası çok büyük bir aile... Bu ailenin lideri olan bir Ordulu ile memleket gurur duymalı. Üstelik Ordu için çok önemli projelerden bahsetti. Mesudiye’ye yapılan etkinliklerin bütün Ordu’yu kapsaması gerektiğini vurguladı. Kentin ekonomi ile ilgili hangi atılımları yapacağını anlattı. İşte sözlerinde başı başlıklar:

  • Ben özellikle Mesudiye ile ilgili bir şeyler söyleyerek başlamak isterim. Bizim ilçede belki biraz turizm adına bir şeyler yapılabilir.
  • Mesudiye ve Mesudiye gibi ilçeleri yazın turistik amaçlı gidilen yerlerden çıkarıp 5-6 ay kalınan yerler haline getirebilmek önemlidir.
  • Ülkenin büyümesi Ordu’ya da yansıyor. Bunlardan en önemlisi havaalanıdır. Ordu’da sanayi, ticaret ve turizm anlamında çok ciddi gelişmeler olduğunu söyleyemeyiz.
  • İsteğimiz Ordu’nun kendine has adını verebileceği sanayisi, ticareti olmalıdır. Fındıkçılık bitmiş. Liman kenti, balıkçılık kenti diyemeyiz. Fındık dışında başka bir tarım ürünü yok.
  • Ama bütün bunların yanında Türkiye’nin büyümesinden kendi yereli bakımından payını alıyor. Siyasetçilere çok büyük görevler düşüyor.
  • Teleferik gibi projelerinin çoğalması lazım. Celal Toprak Başkan’ın dediği gibi Ordu, dünyanın  en güzel yerlerinden biri.
  • Ordu’ya bir giden bir kez daha gitmek istiyor. Ulugöl’ü gördükten sonra kimsenin Ayder’e gitmesine gerek yok.
  • Ulugöl, yeni açılan ören yerleri bir fırsattır. Ordulu olmak bir ayrıcalık. Her yerde gururla iyi ki Orduluyum diyorum.
  • Ordu’nun biraz daha devletin ilgisine ihtiyacı var. Biraz daha yatırıma, sahip çıkılmaya ihtiyacı var.

Evet Yücel Akdemir’in konuşmasında bazı başlıklar... Orduluların özellikle de yatırım yapmayı düşünenlerin dinlemesinde büyük fayda olan biri isim...

Özetle Güzel Ordu Derneği güzel bir etkinliğe imza attı. Türkiye’nin iki önemli kurumunu başındaki ismi Ordulularla buluşturdu. Gençler başarıyı örnek almasının mesajını verdi.

Serdar Köksal bunu yaparken de Tamer Aktaş’ın Nelipidesi’nin desteğini alarak konuklara bizim pancar çorbası dediğimiz herkesin bildiği adı ile kara lahana çorbası ile mısır ekmeği ikramını da ihmal etmedi.


Portakal Çiçeği Karnavalı bir kalkınma örneği olacak

Yıllar önceydi. Adana’ya bir toplantı için gelmiştik. Toyota’nın başındaki isim Ali haydar Bozkurt ile buluştuk. İki sevgili meslektaşım daha var baraj manzaralı bir mekanda oturuyoruz.

Sevgili Ali Haydar Bozkurt biraz otomobil anlattı sonra Adana’ya geçti. İnanılmaz bir Adana dinliyoruz. O güne kadar kimse Adana’yı bu kadar güzel anlatmamıştı bana diye düşündüm. Sohbetin bir yerinde Ali Haydar Bozkurt durdu ve bizlere bakarak sordu:

“Siz hiç portakalların çiçek açtığı, kokusunun bütün kenti sardığı günlerde Adana’ya geldiniz mi?”

Birbirimize baktık. Geldiysek bile kokuyu almamıştık. Kimse bizi uyarmamıştı. Sonra bunu bir karnavala dönüştürmek isteğini anlattı. Herkes bu fikre destek verdi. Hatta otomobil konusunda not almak için açtığım bloknotu bu fikirlerle doldurdum.

Ali Haydar Bozkurt’un hayali ortak hayal olmuş, proje konusunda fikirler uçuşmaya başlamıştı.

Sonra ayrıldık. O günlerde bir ilke imza atan Anadolu’da ilk ekonomi gazetesini Refleksi çıkarmayı başaran Mehmet Ulutürkan’la buluşmuştuk. Projeyi ona da anlattım. Heyecanlandı, benzer etkinlikleri ortağı Esra Özden ile kendilerinin de düşündüğünü söyledi. Sonra benim anlattıklarımla onların söylediklerini yazılı hale getirdi. Bu metin Portakal Çiçeği Karnavalı’nın ilk yazılı belgesi olarak Ali Haydar Bozkurt’a sunuldu.

Temeli bu şekilde atılan Adana Portakal Çiçeği Karnavalı artık ayakları üzerinde duran kentin markalaşmasına katkı yapan, turizm açısında kente değer katan bir etkinliğe dönüşmüş durumda.

Karnaval fikrinin öncüsü, Ali Haydar Bozkurt üç beş kişi ile başlayan etkinliğe geldiği noktayı bu yıl şu sözlerle anlattı:

  • Portakal çiçeklerinin kokuları eşliğinde baharı karşılamak üzere insanları Adana’da buluşturan Portakal Çiçeği Karnavalı artık halkın etkinliği haline geldi.
  • Son 2 yıldır kortej yapamıyoruz. Buna rağmen halk karnavala sahip çıkıyor. Yola çıkarken hedeflediğimiz gibi karnaval artık “halkın karnavalı.
  • Çok daha uzun bir süre için hedeflediğimiz konuma, 5 yıl gibi bir sürede ulaşmayı başarmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.

Peki uzun sürede gelinmesi beklenen yere kısa sürede nasıl gelindi. İşte bu çok önemli. Başka kentlere de örnek olacak bir uygulama bu noktada devreye sokuldu.

Bu etkinlik ve benzeri çalışmalar için ATAK adıyla bir şirket kuruldu. Şirkete Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası, Adana Ticaret Borsası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi ortak oldu.

Ali Haydar Bozkurt ve bu etkinliğin başından beri eli ayağı olan İlhami Günsel yönetimde yer aldı.

Hatta Gürsel bu şirketin genel müdürlüğünü de üstlendi. İşte ondan sonra işler daha pozitif ilerlemeye başladı.

Gürsel süreci ve bu yıl ki etkinliği şöyle anlatıyor:

  • Önce Adana’da kurumlar arası pozitif iletişimin adımlarını attık.
  • Bu yıl gördüğünüz gibi bütün iş dünyası, yerel yönetimleri, belediye başkanları ile bu etkinliğe tam destek veriyor.
  • Herkes için sahibi. Son olarak kentin önde gelen isimlerinden oluşan bir komite yaptık.
  • Onların görüşlerini alıyoruz. Hatta onların projelerini uygulamaya koyuyoruz Bu yapılanma etkinliğe daha da yukarı çekecek.
  • Atak A.Ş., Avrupa ve Amerika’da örnekleri çokça mevcut olan yeni akım tanıtım ve kalkınma yapılarında olduğu gibi, profesyonel şirket yapısı ile çalışıyor.
  • Kamu kurumları, belediyeler, meslek örgütleri, STK’lar, üniversiteler, özel sektör kuruluşları ile proje bazında sıkı işbirliği halinde çalışıyoruz.

Evet böyle anlatıyor bu etkinliğin başında beri eli kolu olan adam… Atılan bu adımlar yapılanları daha güçlendiriyor. Mesela bu yıl karnaval için ünlü simalar Adana’ya akın etti. Portakal Çiçeği Karnavalı için Adana'ya gelen isimler arasında Nükhet Duru, Meltem Cumbul, Bedri Baykam, Menderes Samancılar, Emre Karayel, Timur Savcı, Arif Keskiner, Nebil Özgentürk, Erdal Cindoruk, Rıza Akın, Murat Hasari, Faruk Tınaz, Levent Veziroğlu, Nur Veziroğlu yer aldı.

Geçen yıl hayatını kaybeden ünlü besteci, söz yazarı ve müzisyen Attila Özdemiroğlu,  Mimar Sinan Amfi Tiyatro’da adına düzenlene konserle anıldı.

 

Referandumu muhtarlar kazandı

Muhtarlar her seçimde önemlidir. Ama bu referanduma adeta damga vurdular. Cumhurbaşkanı muhtarlar toplantı geleneği muhtarların fark edilmesine yol açtı sanırım. İşte bu yüzden herkes muhtarları bu referandumda daha fazla öne çıkarmış olabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu  çok sayıda ilde muhtarla bir araya geldi. Başbakan yıldırım da benzer toplantılar yaptı.

İş dünyasının referandum toplantılarında da muhtarlar vardı. Son olarak iş dünyasının önemli örgütlerinden biri olan BİRKONFED İş Dünyası Konfederasyonu’nun Çekmeköy’de yaptığı toplantıya bölgedeki tüm muhtarlar davet edilmişti.

Her masada muhtar vardı. Sivil Toplum Kuruluşları ile Ekonomi Buluşması adı verilen toplantıda iş dünyası kadar muhtar vardı.

Genel Başkanı Osman Ünsal ile Genel Başkan Yardımcısı Yücel Yalçınkaya’nın açılışını yaptığı toplantıda söz alan Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz’ın Muhtarlar Federasyonu Başkanı Kadir Delibalta’nın adından sıkça söz etmesi bu kesimin toplantıdaki ağırlığını gösteriyordu.

Siyaset bu defa muhtarları fark etti. Yarın başka toplum kesimlerini de fark etmek zorunda kalacak.

 

Hep birlikte kaybediyoruz dedik sorunu çözemedik

Rahmetli Kemal Unakıtan’ın Maliye Bakanlığı’nın ilk aylarıydı. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri Odası (İSMMMO) o dönemde başkan olan Yahya Arıkan’ın önderliğinde kayıt dışı ekonomi ile ilgili çok önemli bir toplantı yapmıştı.

Adeta zirveydi bu toplantı. Herkes oradaydı. Maliye’nin üst yöneticileri, tüketici örgütleri, iş dünyasının bütün önemli derneklerinin liderleri. Önemli konuşmalar yapıldı. Öneriler sunuldu. Önlemler anlatıldı. Ve toplantıda çıkarken moderatörü olduğum oturumun konuşmacılarından iş dünyasının önde gelen isimlerinden birine şunu söylemiştim:

“Bu kayıtdışı artık bitti galiba. Bu kadar ortak görüş biraya geldikten sonra bu önemli sorunun beli kırılır.”

Ama öyle olmamış. Önemli kurumların biraraya gelerek kurduğu Marka Koruma Grubu’nun Namık Kemal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit İzmen’e yaptırdığı araştırmadaki şu saptamalar bunu net olarak ortaya koyuyor:

  • Yasa dışı ticaret nedeniyle devletin uğradığı vergi kaybı 7.2 milyar dolar.
  • Çalışmalara göre böyle bir kayıp, 90 bin kişilik istihdama ya da 6 tane İstanbul-Ankara arasındaki hızlı tren projesine denk geliyor.
  • Yani kaçak olmasaydı, 6 tane daha hızlı tren projesi yapılırdı.

Bu saptamanın ardından durumu değerlendiren ve Türkiye en yağın ve saygın işadamı örgütleri arasında yer alan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Tarkan Kadooğlu’nun şu ilaveleri olayın vahametinin devam ettiğini ortaya koyuyor:

  • Türkiye OECD ülkeleri arasında kayıt dışı rekortmenliğini sürdürüyor.
  • Oysa Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilmesinin tek yolu bu konuda zihinsel devrim yapmaktan geçiyor.

Bu tespitler kayıt dışı konusunda çok önemli adımlar atamadığımızın göstergesi… Konuşmalar sırasında iki önemli isimden iki önemli örnek var ki konuya daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Birinci örneği İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri Odası (İSMMMO) şimdiki başkanı Yücel Akdemir şu sözlerle veriyor:

  • Kayıt dışı, yasa dışı çok önemli bir sorun... O kadar önemli ki ve bu sorun Türkiye’de o kadar ciddi boyutlara geldi ki biz odamızın adını bile tescil ettirmek zorunda kaldık.

Türkiye’nin en önemli test laboratuarlarından birinin üst yöneticisi ve Güvenilir Ürün Platformu Sözcüsü Mert Demircioğlu ikinci örneği şu cümlelerle anlatıyor:

  • Yolda satılan zeytinyağlarından rastgele 18 numune aldık. Testten geçirdik. Sonuçta ortaya vahim bir tablo çıktı. Numunelerden 16’sının zeytinyağı çıkmadı.

Yani bir türlü önleyemediğimiz kayıt dışı nedeniyle tüketici mağdur oluyor. Üretici, kurallara uyan işadamları haksız rekabete maruz kalıyor. Devlet büyük bir vergi kaybına uğruyor. Türkiye’nin imajı yara alıyor.

Yani herkes zarar görüyor. Ayrıca herkes bu işin önlenmesi gerektiğini söylüyor. Ama sorun çözülmüyor. Oysa kayıt dışını önlesek her kesimin kazandığı bir sistem ortaya çıkacak. Neden olmuyor. Anlamak zor. Umarız referandum sonrası bu konu daha ilk ele alınacak konulardan biri olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...