Hatay’ı şarkı söyler gibi anlatıyor

28.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hatay’da hedefinin kişi başına geliri 50 bin dolara çıkarmak olduğunu söyleyince, bir dönem Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da yapan AK Parti Genel Başkan Yardım Hayati Yazıcı şaşırmıştı. Yazıcı, ikinci defa sordu: “50 bin dolar mı?”

Kendinden emin bir şekilde “Evet, 50 bin dolar” demişti. Sonrasında bu büyük hedefleri olan isimle bir görüşme şart oldu.

Bu nedenle Hatay İşadamları ve Bürokratları Derneği Başkanı İbrahim Güder’e hedeflerini, projelerini sormak için kapısını çaldık.

Önce Hatay kahvaltısını anlatarak başladı. Bunun bile başlı başına bir kalkınma projesi olduğunu vurguladı.

Dış ticaret, inşaata ve turizm gibi alanlarda önemli işlere imza atan ve aynı zamanda Türk-Tayvan İş Konseyi Başkanlığı görevini yürüten Güder sonrasında Hatay’ı anlatarak sözlerini sürdürdü…

“Hatay dünyaya birlikte yaşamanın ne demek olduğunu anlatan bir kent... Ezan, çan, hazan seslerinin birbirine karışıyor. Üç semavi dinin kalbi burada birlikte atıyor. Binlerce Suriye’nin gelmiş olmasına rağmen hala en güvenli kentlerden biri olma özelliği koruyor. Türkiye böyle bir kenti ödüllendirmeli. Hemen ilk iş olarak Hatay serbest bölge ilan edilmeli. Singapur ve Dubai örnekleri var. Biz onları çok rahat geçeriz. Ve net söylüyorum 10 yıl içinde kişi başına geliri 50 bin dolara taşırız. Bu bir hayal değil, gerçekleştirmek için şimdiden adımlarımızı sağlam atıyoruz. Ortadoğu'nun ihtiyacını biz karşılayabiliriz. Dünyaya buradan tarım ürünleri satabiliriz. Sadece bir örnek vermek istiyorum. Tayvan, orkidesi ile fark yaratıyor. Dünyaya yapılan orkide ihracatının yüzde 50’sini onlar yapıyor. Bizim de bu şekilde değerlendirebileceğimiz ürünlerimiz var. Mesela Kırıkhan Karamehmet Nar marka olsa dünyada bu özel ürün 300 dolara alıcı bulur.”

Hatay bu noktaya çıkacak, buna inanıyor. Peki, bu konuda başında bulunduğu dernek neler yapıyor... Yanıt çok net geliyor...

  • Biz İstanbul’da Ankara’da çok önemli bir güç haline geldik. Öncelikli hedefimiz üniversite kurmak. Bu konuda çalışmalar hız verdik. Bu üniversite Ortadoğu’nun merkezi olacak. Bu üniversite Ortadoğu ülkelerine yönetici yetiştirecek. Arapça ve Rusçanın ana dil olmasını istiyoruz bu üniversitede...

Sonra devam ediyor İbrahim Güder EXPO’nun Hatay için bir şans olduğunu anlatıyor ve ekliyor...

  • Hatay 2021 EXPO’sunu aldı. Bu büyük bir şans... Devletin bu noktada Hatay’a mutlaka destek vermesi gerekiyor. Hatay bu önemli etkinliğin altında başarı ile kalkmalı. Devlet destek vermeli. Bu Hatay’ın yükselişinin önemli bir adımı olabilir.

İbrahim Güder Hatay ve bu kent ile ilgili projelerini şarkı söyler gibi anlatıyor ve son noktayı otomobil ile ilgili koyuyor...

  • Yerli otomobil mutlaka Hatay’da yapılmalı. Çünkü bu otomobili Ortadoğu’ya satacağız esas olarak. O zaman bu fabrika Hatay’da kurulmalı. Dünyanın en büyük demir çelik tesisi burada, liman var. Yetişmiş eleman var. En önemlisi pazara yakınlık var.

Yönetiminde önemli isimler var

İbrahim Güder’in yönetiminde herkes var. Her inançtan, her kesimden isimler var. Tıpkı Hatay gibi... Örneğin TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik yönetimde... Genç neslin en önemli girişimcilerinden Nevhan Gündüz yönetimde yer alıyor. Hatay Medeniyetler Sofrası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özdemir başkan yardımcısı... Söyleşi sırasında İsmail Özdemir geliyor... Tanışıyoruz ve Hatay mutfağında 180 çeşit yemek olduğunu öğreniyoruz.

 

Veri merkezi işini atlamayalım 

Son dönemde ekonomi yine ikinci plana düştü... İşler durdu, bazıları kendini beklemeye aldı. Ama işin peşini bırakmayanlar da vardı.

Bilişim Altyapı Sistemcileri Derneği (BASİD) kendini beklemeye almayanlar arasındaydı. 2013 yılından beri yapılan “Data Center Türkiye Konferansını” gerçekleştirdiler.

Umut verici mesajlar verildi. Bu mesajların en önemlisi Dernek Başkanı İlhan Taşlı tarafından verildi...

Türkiye’nin geleceğine yönelik önemli mesajlardı... Daha önce Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sırasında ortaya koyduğu öneriler bu toplantıda yeniden gündeme geldi.

Şöyle diyordu İlhan Taşlı...

  • Türkiye veri merkezi haline gelebilir. Bununla ilgili sismik çalışmaların daha detaylı şekle döndürülüp, özellikle deprem kuşağı olan ülkemizde, daha az risk taşıyan bölgelerin tercih edilmesinde önemli faydalar var.
  • Geçmişte ve günümüzde gerekli yatırımların yapılmadığı alanlarda, sistem çökme problemlerini yaşıyoruz. Geçmişte bu problem daha sık yaşanırken, günümüzde bu problemler aşıldı. İletişim ağları hızlandı ve yedeklendi.
  • Veri merkezlerinde enerjini yedeklemesine daha ciddi yatırımlar yapıldı. Veri merkezleri daha çağdaş hizmetler verebilir hale getirildi. Sistem odalarından çıkılıp bu anlamda yatırımlar yapılması gerektiğinin önemine vurgu yapıyoruz.
  • Bununla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması çok önemli. Bunların dışında bir takım teşvikler geliştirilebilir. Veri merkezi işletmecilerin her zaman dile getirmiş olduğu şikayetler var; vergi ve mali alanlarındaki düzenlemeler.
  • Bu konuda eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Devletimizin bu alanda ciddi çalışmaları var. Yazılı ve görsel basından bunu takip ediyoruz. Bunu daha ileri bir noktaya taşınması gerekiyor. Özel sektörün ve STK'ların üzerine düşen görevler var.

Yetişmiş insan kaynağı önemli. Özel sektördeki kurum, kuruluş ve STK'lar, bu alanda gerekli mücadeleyi vermeli. Doğru adımlar atılır ve yatırımlar yapılırsa veri merkezleri Türkiye'de stratejik yatım olması hayali önüne geçer.

 

Yeşil binayı yaptı, dünyaya örnek oldu

Bir önceki yerel seçimler yeni bitmişti. Aradan bir yıl bile geçmemişti. Sarıyer Belediye Başkan Şükrü Genç ile hedeflerini konuşma şansı bulmuştuk... Çok şey anlattı. Yıllardır onlarca binada hizmet veren belediye hizmetlerini tek bir çatı altında toplamayı hedefliyordu. Bunun için bir bina yapmayı öngörmüştü. Ama bu bina çok farklı olacaktı.

Farkı yeşil bina olmasıydı. Bina ayrıca akıllı ve engelsiz de olacaktı. İşte aradan geçen yıllar içinde bu hedef gerçekleşti.

Yıllar sonra Sarıyer Belediyesi tek çatı altında toplandı. 20 ayrı noktada hizmetler yeşil bir binanın çatısında gerçekleşiyor şimdi.

Üstelik bu bina dünyanın ilk yeşil kamu binası... Bu yüzden yapılan çalışma dünyada da ses getirdi. Çünkü artık mimari projeler tasarımların ötesinde ekolojik olma seviyeleriyle de ölçülüyor. Bu konsepti Türkiye’nin sektördeki önemli isimlerinde Aremas Gayrimenkul’ün Genel Müdürü Vedat Arslan şu sözlerle değerlendiriyor...

  • Ülkemizde çevre dostu yeşil bina kavramı son 10 yılın konusu ve aslında ilk çıkış noktası ofis binaları ile oldu. A sınıfı ofislerin sayısındaki artış ile birlikte çevreye yararlı binalar üretilmesi için bu tür özelliklere sahip binalar sertifikalandırılmaya başlandı.
  • Türkiye’de iki önemli sertifika kurumu bulunuyor: Amerika menşeli LEED ve İngiliz menşeli BREEAM. İkisi de binaların doğa dostu olması ve çalışan-yaşayan konforunun üst düzeyde olmasını sertifikalandırır.
  • Sertifikalandırmaya ofis projelerinde daha fazla dikkat edilmesinin sebebi, uluslararası firmaların bu konuya verdiği önem. Maalesef Türk firmaları klima gazının doğaya etkisi veya harcanan elektrik ve suyun dönüşümüne gereken önemi vermezken, uluslararası firmalar için A sınıfı ofis binalarında LEED veya BREEAM sertifikasına uygunluk önemli bir kriter. Konutlarda da önemi artıyor ancak hala istenen ölçülerde değil.

 

Dünya markası olmaya koşuyor

Doğtaş Kelebek Mobilya Genel Müdürü Ersin Serbes geçtiğimiz günlerde moral veren bir açıklama yaptı. Bir haftada tam 5 mağaza açtıklarını duyurdu.

Sonrası daha heyecan vericiydi...

“Önümüzdeki aylarda; 16’sı Doğtaş, 15’i Kelebek Mobilya olmak üzere toplam 31 yeni mağaza daha açacağız. Yılsonuna kadar yurtiçinde ve yurtdışında 44 yeni Doğtaş, 41 de yeni Kelebek Mobilya mağazası açmış olmayı hedefliyoruz.”

Bu açılışlarla Türkiye’de liderliği hedefleyen bu iki markanın Yönetim Kurulu Başkanı ve sektörün duayen isimlerinden Davut Doğan ile konuşuyoruz bu gelişmeleri... Her yıl 100 bin eve girdiklerini anlatıyor ve ekliyor...

  • Bundan 10 yıl kadar önce mobilya sektörümüzün dünyadaki yeri 22. sıradaydı. Şimdi 12’inci sıraya geldi.
  • Kısa süre içinde de dünyada ilk 7’ye gireceğiz. Markalaşmada da mobilya sektöründe 5 marka dünya markası olmak için dünyadaki rakipleri ile yarışıyor. Bunların içinde bizim markalarımız da yer alıyor.
  • Özellikle Doğtaş 5 yıldır bu sürecin içinde. İkinci 5 yılda daha önemli işler yapacak. Yani özetle Türkiye kısa süre içinde dünya çapında mobilya markaları olacak. Buna çok içten inanıyorum.
  • Mobilya sektörü dış ticaret açığı vermiyor. Yani bizim aldığımız ile sattığımız arasında Türkiye’nin lehine büyük bir fark var. Yani artı değer yaratıyoruz.
  • Bir de emek yoğun bir sektörüz biz. Türkiye’de işsizliği belinin kırılmasına büyük katkımız oluyor. Her yerde mobilya şirketleri var. Mobilya şirketlerinin olduğu yerde işsizlik daha alt seviyede.
  • Bir de mobilya sektörü göçü önlüyor. Mobilya fabrikasının olduğu yerde işsizlik de göç de az oluyor. Sektörde tam 65 bin firma yer alıyor

 

Referandum sonucunun konut

satışlarını artıracağını düşünüyor

İnşaat sektöründe yaptığı atılımlarla dikkat çeken Demir Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, referandum sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’yi güzel günlerin beklediğinin altını çizerek, hem iç politika hem de dış politikada daha da söz sahibi bir ülke olacağını söyledi ve şöyle konuştu:

  • Türkiye yine geride bıraktığı oylamalarda olduğu gibi bu oylamada da bir kez daha özgür iradesiyle sandığa gitti. Sandıktan çıkan sonuç güven ortamını yeniden perçinledi.
  • Türkiye, sağlam istikrara bir kez daha onayladı. Başkanlık sistemiyle birlikte hem iç politika hem de dış politikada artık daha söz sahibi olacağımız günler göreceğiz.
  • Böylece yasama ve yürütme süreçleri daha da hızlanacak. Artık her alanda şaha kalkan bir Türkiye görecek ve tüm dünyaya izlettireceğiz.
  • Yeni sistemle birlikte artık gücü olmayan hükümetleri koalisyon hükümetleri ve siyasi sıkıntıları geri bırakmış olduk. Referandum sonucu ile birlikte hayata geçirilecek yeni sistemin sadece konuta değil, Türkiye’nin ekonomisine olumlu yönde katkı sağlayacağını düşünüyorum.
  • Başkanlık sistemiyle birlikte konut sektöründeki ağır aksak ilerleyen başta kentsel dönüşüm olmak üzere birçok sorunun önünün açacağını öngörüyorum. Bizler de konut sektöründe üzerimize düşen görevi ülkemiz için yapmalıyız.
  • Türkiye’nin yeni yönetim sistemi konut sektörü için de büyük bir fırsattır. Başkanlık sisteminin gücünü arkamıza alarak ülkemizin şanlı bayrağını sadece Türkiye’deki projelerin çatısında değil, Avrupa’nın başkentlerindeki inşa edeceğimiz projelerle de en iyi şekilde temsil etmeliyiz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...