‘Hayır’ı demokrasi hareketine dönüştürmek

12.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

16 Nisan referandumunun sonuçları ile ilgili tartışmalar sürüyor. Ortaya çıkan şaibeli sonuçlar, bırakın hayır diyenleri, oylamada evet oyu kullanan yurttaşlarımızın içine bile tam olarak sinmedi. Halkımızın en az yarısını oluşturan önemli bölümü, partili cumhurbaşkanlığı ile hemen kendini gösteren bu yeni sisteme karşı. Onca baskıya ve tek yanlı propaganda bombardımanına karşı elde edilen yüzde 49 ‘hayır’ oyu; hiçbir siyasinin kişisel hesaplarına, hiçbir partinin iç çekişmelerine alet edilemeyecek ölçüde önemlidir, anlamlıdır ve değerlidir.

Bu durum, ‘hayır’ oyunda birleşen kesimlerin, bu tavırlarını sürdürülebilir hale getirmelerini, hatta bu anlayışı ve çalışmayı, daha da genişletip etkinleştirmelerini zorunlu kılıyor. Kısacası, önümüzdeki süreçte, ‘hayır’ı bir demokrasi hareketine dönüştürmek gerekiyor.

 

Demokrasi mücadelesi ve programı
Parlamenter sistemi temel alacak, özgürlükçü, çağdaş bir demokrasi mücadelesi ivedidir, yaşamsaldır. Böylesi bir mücadelenin yolu da, öncelikle geniş kapsamlı bir ‘demokrasi programı’nın oluşturulmasından geçmektedir.

Bu program, halk oylamasında ‘hayır’ı savunanların geniş birlikteliği ile oluşturulmalı ve bütün çevrelerin kendilerini bulabildiği, ifade edebildiği bir manifesto olmalıdır. ‘Hayır’cılar önümüzdeki sürece böylesi bir programla hazırlanmalıdırlar. Demokrasi mücadelesi, demokrasi programının temelinde yükselmelidir.

Bu program, çağdaş, özgürlükçü, barışçı ve demokratik Türkiye’nin programı olmalıdır. Ülkemizin geleceğini belirlemelidir. Referandumda ağırlıklı olarak ‘hayır’ seçeneğinde buluşan kentli, eğitimli ve genç seçmenlerin beklentilerini, hayallerini yansıtmalıdır.

 

Yeni sistem ve CHP’nin önemi
Öncelikle altını çizmek gerekiyor; biz içimize sindirememiş olsak da, 16 Nisan’da Türkiye’de önemli bir rejim ve sistem değişikliği yapılmıştır. Meşruiyeti tartışmalı bu yeni durum, referandum sonuçlarına yönelik hukuk mücadelesi ile birlikte, yeni bir çalışma ve siyaset yapma anlayışını da zorunlu kılmaktadır.

Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Eski anlayış ve çalışma tarzıyla, ortaya çıkan bu yeni durumu göğüsleyemeyiz, aşamayız. Eylemden söyleme dek uzanan geniş bir yeni yaklaşımı siyasete egemen kılmalıyız. Bu da ciddi bir hazırlığı ve çalışmayı gerektiriyor.

Yeni sistem özünde ağırlıklı olarak iki partili bir siyasal düzeni dayatıyor. Bu da ana muhalefet CHP’nin önemini ve sorumluluğunu artırıyor. Öncelikle CHP’nin bu gerçekliğin farkına varıp, kapsamlı bir örgütsel ve siyasal yenilenmeyi hayata geçirmesi gerekiyor.

 

Meclis terk edilmemeli, ancak…
16 Nisan referandumu sonrasında CHP içinde yaşanan çekişmeler, tartışmalar; CHP yönetiminin, örgütlerinin ve milletvekillerinin, henüz bu yeni gelişmenin tam anlamıyla ayırdına varamadıklarını, ortaya çıkan durumu yeterince kavrayamadıklarını gösteriyor. Parlamentonun terk edilip sine-i millete dönülmesi tartışması, bizce boş bir kafa karışıklığıdır. Tam aksine önümüzdeki süreçte her platform, demokrasi mücadelesi açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir alandır.

Ancak bu durum, parlamento dışındaki uğraşıları görmemek, önemsememek anlamına gelmemelidir. Yapılan değişiklik, TBMM’nin işlevini sınırlamış ve etkinliğini azaltmıştır. En azından bu gerçek bilinerek ve görülerek, demokrasi mücadelesi yalnızca parlamentoya hapsedilemez, hapsedilmemelidir. Eğer böyle yapılırsa, referandum öncesinde söylenenlerin bir anlamı kalmaz ve ana muhalefet önce kendisiyle çelişmiş olur. Dolayısıyla, TBMM de dahil, her platformda demokrasi mücadelesi yürütülmelidir.

 

CHP’nin ‘hayır’ı kucaklaması
Başta ana muhalefet CHP olmak üzere, ‘hayır’ı savunanların ve önümüzdeki süreçte bu yaklaşımın kalıcılaştırılıp bir ‘demokrasi hareketi’ne dönüştürülmesi gerektiğine inananların önünde zorlu bir süreç vardır. Ancak bilinmelidir ki bu süreç, ülkemizin ve halkımızın geleceği adına oldukça anlamlıdır, yaşamsaldır.

Demokrasi mücadelesi, kongre - kurultay çekişmelerine kurban edilmemelidir. Bu önemli görev, CHP’nin kendi iç meseleleriyle gölgelenmemelidir. Ana muhalefet partisi olması nedeniyle sorumluluğu daha da artan CHP’nin, bu yeni duruma hazırlanması, yenilenmesi gerekiyor. Ancak bu parti içi süreç, demokrasi mücadelesini aşağıya çeken değil, tam aksine onu güçlendiren, yükselten bir süreç olmalıdır.

Hemen bugünden yarına cumhurbaşkanı adayı çıkarılması tartışmalarını da erken ve yanlış buluyoruz. Bunun daha çok, CHP içi çekişmelerde ön almak adına kullanılmak istendiğini görüyoruz. Oysa şimdi yapılması gereken, öncelikle ‘hayır’ın kucaklanması, kalıcılaştırılması ve etkin bir demokrasi hareketine dönüştürülmesidir. Bunun için de öncelikle, bir ‘demokrasi programı’ hazırlanmalı ve uzun erimli bir yol haritası oluşturulmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...