Şimdilik algı bilimi yendi bilgi kirliliği zirve yaptı

12.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İlaç gibi geldi... Çok kullandığımız deyimlerinden biridir... İlaç tedavi amaçlı kullanıldığı gibi önleyici olarak da kullanıyor. Bu nedenle ilaç ile kurum ve kuruluşlar yaşam için olmazsa olmazımız... İlaç firmaları zaman zaman insanlar için geliştirdiği buluşları hayvanlar için de kullanıyor.

1954 yılında kurulan Elanco, dünyanın en büyük ilaç devlerinden Eli Lilly and Company'ninbu amaçla kurulmuş bölümü olarak dikkat çekiyor.

Dünya çapında 70'i aşkın ülkede hayvan sağlığını ve besi hayvanı üretimini iyileştirmek için ürünler ve bilgi hizmetleri sağlıyor.

Firma amacını 6 bin 500'den fazla çalışanı ile dünyanın artan nüfusuna besleyici, yeterli ve hesaplı et, süt ve yumurta ulaştırabilmek olarak belirlemiş durumda. İşte bu kurumun yani Elanco’nun Türkiye’deki önde gelen isimlerinden Kurumsal İlişkiler ve Pazara Erişim Müdürü Nedim Üzey ile gıdalar hakkındaki gerçekler üzerine konuştuk…

Bu konu son dönemde herkesin evde, işte, yolda konuştuğu ama bilgi kirliliği nedeniyle de çözüme ulaşmakta zorlandığı ana sorunlardan biri… Bu amaçla çeşitli platformlarda bilgi kirliliğine karşı çalışmalar yapılıyor.

Ama yetmiyor…

Yetmediğini Elanco’nun 11 ülkelede yaptırdığı araştırma net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu araştırma bilgi kirliliğinin sadece Türkiye’de değil bütün dünyada yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre ilişkin şu özet bilgiyi aktarıyor Nedim Üzey…

  • Araştırmaya toplam 3 bin 300 kişi katıldı. Her ülkede gıdayla ilgili sizi neler endişelendiriyor diye sorduk. Çıkan sonuçlarda, Türkiye’de GDO birinci sırada. Latin Amerika’da ise GDO ilk sıralarda yok. Başka ülkelerde GDO yok. Bizde böyle olmasının nedeni algıyla ilgili. Amerika’da hormon çok önde.  Her ülkenin tüketicilerinin gıdayla ilgili farklı kaygıları var. Elde edilen yeni veriler gıda seçimi ile ilgili tüketicilerin algıları ve bilim arasında fark olduğunu ortaya koyuyor. Yani algı bilimsel değil. Algı genellikle şehir efsanelerinin katkıları ile oluyor. Türkiye’de GDO yasak olmasına karşın endişede ilk sırada.

Aman sende yanlış biliniyorsa bilinsin demek mümkün mü bu durumda. Algının mutlaka bilimsel olması gerekiyor mu… Evet gerekiyor…Nedeni mi… Yanıtı Nedim Üzey şu cümlelerle veriyor.,..

  • Yiyeceklerimizin nasıl üretildiği hakkında çelişkili bilgi kaynakları, ailelerin besin ve sağlık hakkında akıllıca seçimler yapmasını zorlaştırıyor.

Akıl ne anlama geliyor… Onu da biz anlatalım… Bütçeye uygun gıda seçimi zorlaşıyor. Beyaz et bu konuda önemli örneklerden biri… Beyaz et tüketimi ile ilgili yanlış algılar olmasa, kırmızı et fiyatları belki de bu düzeyde olmayacak. Ayrıca Türkiye protein ihtiyacını beyaz etten sağlayarak çok önemli bir alanda dünya çapında bir sektör yaratmış olacak.

Dünya çapındaki araştırma başka çarpıcı gerçekleri de ortaya koymuş durumda… İşte bunlardan bazı başlıklar…

  • Birçok kişi (%66) daha sağlıklı ve güvenli olduklarını düşünerek "tamamen doğal" gıdaları almalarına rağmen, ankete katılanların çoğu "doğal" ve "organik" etiketlerinin aslında ne anlama geldiğini bilmiyor.
  • Katılımcıların %85'i artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için en önemli üç çözümden birinin daha fazla organik üretim yapmak olduğuna inanıyor. Oysa organik tarımda modern tarımla karşılaştırıldığında daha az gıda üretiliyor.
  • Dünya çapında tüketiciler en çok hormonlar, antibiyotikler ve genel olarak gıda güvenliliği konusunda endişeli. Herkesin farklı bir konuda endişeli olması şaşırtıcı bir durum olarak görülüyor.
  • Global olarak tüketicilerin yüzde 37’si, 30 yıl öncesine göre tarımsal üretime bağlı gıda kalitesinin kötüleştiğini düşünüyor. Ama son 30 yılda insanın ortalama yaşamı sürekli uzuyor.

Araştırmada daha bilimsel başka bulgular da yer alıyor. Amaç daha önce ifade ettiğimiz gibi sınırlı kaynakları doğru kullanmak. Çocuklarımızı besleyecek, sağlık ve kalkınmayı iyileştirecek yüksek kaliteli ve besleyici gıdalar tedarik etmek.

Bunun için doğru bilgilerin yerleştiği bir ortamın yaratılması gerekiyor. Bunun yolu da daha çok iletişim.

 

ARGE’de örnek olacak adımlar atacak

Kent merkezlerindeki işyerlerini organize sanayi bölgelerinde toplama atağının ilk örneklerinden biri İMES olarak görülebilir.

Çoğunluğu Perşembe Pazarı, Kasımpaşa, Balat, Topçular vb. semtlerde faaliyet gösteren, ufak ölçekte sanayi imalatı ile iştigal eden müteşebbisler; uygun nitelikli işyerlerine sahip olabilmek amacı ile 1971 yılında, İMES Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi kurdular.

İstanbul Anakent Belediye Başkanı Bedrettin Dalan döneminde bu çalışma hız kazandı. Ve IMES uzun süreli çalışmalardan sonra 1986 yılında açıldı.

İMES’te 900’den fazla sanayi işletmesi bulunuyor. Bunların içinde dünya markalarına ürün satan, icat yapan kuruluşlar da bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerde yapılan genel kurul ile yeniden başkanlığa seçilen Kemal Akar ve arkadaşlarının çabaları ile İMES, 150 sosyal tesisi, banka şubeleri,  KOSGEB, çıraklık okulu, arıtma tesisi, cami ve dispanseri ile tam bir kompleks haline geldi.

İMES Sanayi Sitesi’ndeki bu gelişme  Kemal Akar ve ekibinin yeniden yönetime seçilmesine neden oldu. Ve Akar şu sözlerle çıtayı bir tık yukarı çekti…

  • Artık İMES’te bazı sektörler çok öne çıktı. Otomotivden, makinaya dünyaya neredeyse tamamına ihracat yapan firmalarımız var. Şimdi ARGE zamanı…. Yeni dönemde inovasyona daha çok yer vereceğiz.  İhracatın kilo fiyatını yukarı çekeceğiz. Türkiye’nin ihracatına daha çok destek vereceğiz. Zenginleşmeye daha çok katkı sağlayamaya çalışacağız. Bölgede örnek olmaya çalışacağız. Yalova’da kurulacak Yalova İMES Sanayi Sitesi ile teknoloji ve katma değerli üretimleri pekiştireceğiz.

Evet İMES yenilik ve ihracat bayrağını daha yukarı çekmeye kararlı… Bu kararlılığı da yeni dönemde şu isimlerden oluşan yönetimle sağlayacak…

KEMAL AKAR ( Başkan) -  ABDULLAH ARSLAN  -  MEHMET ALİ DAĞISTAN -  SAADETTİN ÇAY - İSMAİL KANITOĞLU -  MEHMET ÜNAL - ADNAN KOÇA - OĞUZ ZORLU - İSMAİL ŞİŞMAN  - AYNUR KOÇULU - ABDULLAH GELGEÇ  - MEHMET ALİ FİNCAN - MAHMUT TATAR

 

Ankara markalaşmada geride kalıyor

Kentlerimize baktığımız da çok başarılı uygulamalar olmadığını görüyoruz. Çarpık kentleşme neredeyse bütün büyük kentlerin başının derdi…

Oysa kentleşme ile ilgili çok iyi isimler var Türkiye’de… Ankara’da çok sayıda sivil toplum kuruluşunda başkanlık ve yöneticilik yapan işadamı Barış Aydın bu isimlerden biri…

Ankara Genç İşadamları Derneği Başkanlığını yapan Barış Aydın’ın ve daha iyi kentler için geçmişte belediye başkan adaylığı denemesi de oldu. Ama seçilemedi. Özellikle Ankara konusunda önemli çalışmaları bulunuyor.

Markalaşmanın kentlerin önünü açacak bir gelişme olduğunu ifade ediyor ve Ankara’nın bu konuda geride kaldığını vurguluyor. Sonra da şu açılımları gündeme getiriyor…

  • Ankara’nın özellikle bilişim, yazılım, savunma sanayii, yan sanayi, tıbbi malzeme, inşaat gibi sektörlerde son yıllarda atak yaptı.
  • Ancak Anadolu’da büyükşehirler hızla markalaşırken Ankara bu konuda geride kaldı. Kısır çekişmeler, sadece günü kurtaracak boş süslü laflar hiçbirimize katkı sağlamaz.
  • Tüm Ankara sevdalılarını ortak duygu ile hareket ederek etkin lobi faaliyetlerinde bulunmaya davet ediyorum.
  • Başarı önce firmaların, ardından kentlerin, daha sonra da ülkelerin markalaşmasından geçiyor.
  • İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük kenti, daha da önemlisi Başkentiyiz. İhracatta halen Bursa, Kocaeli, İzmir gibi kentlerin gerisindeyiz.
  • Rakiplerimiz Gaziantep, Konya gibi iller. Başkent’le özdeşleşen ürün, sektör ne yazık ki yok. Bu konuda başarılı olamaz; kentin adını sanayisi, kültürü ile sürekli gündemde tutamasak bir süre sonra daha da gerilerde kaldığımızı görürüz.
  • Gelin çocuklarımızı, torunlarımızı da düşünelim ve bu kenti hak ettiği yere getirelim, kentimizin değerini katlayalım. Lobi olmadan marka kent olamayız, marka kent olamazsak yarınlarda bu günümüzü ararız.

 

Büyük AŞKI ile Kulüpte buluştu

Bu Kaptanoğlu ailesi tam bir Karadenizli… İnatçı, tuttuğunu koparan aynı zamanda sıcak ilişkiler kurabilen bir yapıya sahip… Cengiz Kaptanoğlu’nu yallardır tanıyorum. Deniz Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Odası’ndaki çalışmalarını yakından takip etmiştim.

Onun desteklediği taraf seçimi kazanmaya bir adım yakın olurdu… Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde de çok etkin oldu. Hatta olmaya devam ediyor. Önümüzde oda seçimleri var ve Cengiz Kaptanoğlu’nu yine yakından izleyeceğiz.

Bir de Gündüz Kaptanoğlu var…  Ailenin bir asırlık denizcilik geleneğini sürdürüyor. İş dünyasında ve sosyal yaşamda önemli görevler üstlendi…  Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, TOBB Konsey Başkanlığı, BJK Yönetim Kurulu Asbaşkanlığı, Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyeliği yaptı.

Bir Beşiktaşlı olarak bu kurumdaki görevini ve çevreci olarak Deniztemiz Derneği’ndeki çalışmalarını ilgi ve sevgiyle takip ettim hep…

Gündüz Kaptanoğlu’nun bir aşkı daha var…

İngiliz Elçisi Sir Alfered Sandison tarafından 1882 yılında kurulan Büyük Kulüp… Bu kuruma en fazla destek veren en etkili üyelerinden biri oldu.

Daha önce başkanlığa aday oldu. Ama aşkı ile buluşamadı.. Büyük Kulüp’un efsane başkanlarından Duran Akbulut'un vefatı ile yeniden bu aşk depreşti.

Dati Yatırım Holding ve Kaptanoğlu Denizcilik Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Gündüz Kaptanoğlu bu defa başkanlığa yeniden aday oldu.

Bu defa işi daha zordu. Çünkü mevcut yönetim son dönmede çok sayıda üye yapmıştı… Aday olma diyenler oldu…

Ama o aday oldu ve bu defa farklı kesimlerden milli takım gibi bir yönetim kurulu listesi ile yola çıktı. Genel kurulda katılım rekoru kırıldı. Seçime 3 bin 599 üye katıldı.

Eski yönetimden Metin Baylav’un çıkardığı liste ile kayasıya bir yarış yaşandı. Kaptanoğlu  bin 779 oy aldı… Rakibi bin 738 oyda kaldı. Ve 41 oy farklı ipi göğüsledi ve aşkı ile buluştu.

Şimdi ilk iş olarak Büyük Kulüp’ün ulaşılmaz yapısını değiştirecek.  Söz verdiği gibi güleryüzlü kurumsal bir yapı oluşturacak.

Bunu biraz önce belirttiğimiz gibi çok önemli isimlerden oluşan yönetim ile gerçekleştirecek… Yönetim de kimler yok ki…

Mesela Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Melih Tavukçuoğlu bu yönetiminin içinde…

Tavukçuoğlu Ailesi sadece inşaatta değil farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor. Bu anlamda yeni dönemde önemli projelerin gündeme gelmesini sağlayacak.

Emekli Koramiral Atilla Kıyat herkesin çok yakından tanıdığı bir isim… Spordan sanata çok önemli katkılar sağlayabileceği düşünülüyor.

Prof. Dr. Mehveş Emeç  herkesin çok yakından tanıdığı bir isim… Büyük Külup vasıtasıyla kendisi gibi dünya çapında yeni sanatçıların yetişmesinin yoluna açabilir.

Alanında Türkiye’nin en başarılı işadamlarından biri olan Ali Kösedağ’ın yönetimde olması büyük bir şans… Uzlaştırıcı kimliği ile yönetimde yeni bakış açılarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Son dönemde genç işadamları arasında hedefi ile dikkat çeken Nevhan Gündüz’ün de Büyük Külup ile elektriği tuttu.

En çok çalışması gereken isimlerden biri olarak dikkat çeken Nevhan Gündüz’ün yeni dönemde Kaptanoğlu’nun en büyük yardımcıları arasında olacak.

 

Foto altı:

Büyük Kulüp’te yeni yönetim, Gündüz Kaptanoğlu’nun kaptanlığında farklı projelerle yola çıktı.

BÜYÜK KULÜP'ÜN YENİ YÖNETİMİ ŞU İSİMLERDEN OLUŞTU:

  • Gündüz Kaptanoğlu- DATİ Yatırım Holding ve Kaptanoğlu Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı
  • Melih Tavukçuoğlu- Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri (AYİDER) Başkanı
  • Atilla Kıyat-Emekli Koramiral
  • Prof. Dr. Mehveş Emeç Birol-Piyanist, Devlet Sanatçısı
  • Prof. Dr. Ethem Tolga- Galatasaray Üniversitesi Eski Rektörü
  • M. Erkan Ülker-Einhell İntratek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
  • Ali Kösedağ- Kösedağ Tel Örme-Çit San. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
  • Murat Asım Kıncal- Sanset A.Ş. Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı
  • Aslan Gülçiçek- MG Gülçiçek International Fragrance Company CEO’su
  • Şimla Türker Bayazıt-Türker Proje Yatırım Geliştirme A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi
  • Nevhan Gündüz-Orge Elektrik Taahhüt A.Ş. CEO’su

 
Türkiye’ye son 10 yılın en büyük yatırımı

Unilever Türkiye Konya’da, tedarikçileriyle birlikte 350 milyon Euro yatırım değerine sahip bir tedarik zinciri ekosistemi kurdu. Unilever, Konya’daki ikinci yatırımı olan Ev ve Kişisel Bakım Ürünleri fabrikasının açılışını gerçekleştirdi.

Türkiye’de sekiz fabrikası ve beş bini aşkın çalışanıyla faaliyet gösteren Unilever, Konya’daki ikinci yatırımını Ev ve Kişisel Bakım Ürünleri fabrikasıyla yaptı. Tedarikçileriyle birlikte Konya’da güçlü bir tedarik zinciri ekosistemi oluşturan Unilever, toplamda 350 milyon Euro’ya ulaşan entegre yatırım değeriyle Türkiye’de hızlı tüketim sektöründe son 10 yılın en büyük fabrika yatırımını hayata geçirmiş oldu.

100 yılı aşkın süredir Türkiye’deki faaliyetlerini sürdüren Unilever, yeni fabrika yatırımı ile ev bakım ve kişisel bakım ürünleri kategorilerinde toplam üretim kapasitesini 750 bin tona çıkaracak. Fabrikada Unilever’in OMO, Domestos, Yumoş, Cif, Rinso, Elidor, Clear, Dove gibi tanınan markalarının üretimi yapılacak.

Fabrikanın resmi açılış töreni, 4 Mayıs Perşembe günü Konya’da, Unilever Global CEO’su Paul Polman, Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Harm Goossens ve Unilever Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya, Kafkasya ve İran Tedarik Zincirinden Sorumlu Bölge Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Nihal Temur’un ev sahipliğinde gerçekleşti.

Unilever Global CEO’su Paul Polman: “Türkiye’nin ve ekonomisinin 100 yılı aşkın bir süredir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya için bölgesel bir merkez olma rolüyle önceliğimiz olan bir ülke. Konya da altyapısı, konumu ve yenilenebilir enerji tedariki konusunda sahip olduğu potansiyel ile Unilever’in geleceği için stratejik bir rol üstleniyor, sürdürülebilir büyümemizi destekliyor” açıklamasında bulundu.

2013 yılında 95 Milyon Euro yatırımla açılan Algida dondurma fabrikasının ardından Konya’daki ikinci Unilever yatırımı olan Ev ve Kişisel Bakım Ürünleri Fabrikası, tedarik zinciri yönetimine yeni bir standart getiriyor. 4 mega üretim tesisi, 2 şişe üretim tesisi, 1 dolum tesisi, 1 mega depolama-dağıtım merkezi ve 1 hammadde lojistik merkezi ile toplamda 9 tesisten oluşan ‘Konya Tedarik Köyü’, zaman ve enerjiden tasarruf sağlıyor, maliyetleri azaltıyor.

Unilever’in Konya’daki yeni Tedarik Köyü, Türkiye’nin ihracatı için dinamo rolü üstlenecek. Ev ve Kişisel Bakım Ürünleri kategorisinde toplam üretim kapasitesini 750 bin tona çıkaracak olan yeni fabrika bu iki ürün grubunun 21 ülkeye olan ihracatını da artıracak. Bu da Türkiye’nin 2023 yılı için belirlediği toplam 500 milyar dolarlık ihracat hedefine katkı sağlama anlamına geliyor. Yeni fabrika Türkiye’de hızlı tüketim alanında son 10 yıldaki en büyük yatırım ve Türkiye tarihinde Konya’ya, tüm sektörlerde yapılmış en büyük yatırım olma özelliği taşıyor.

Unilever Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya, Kafkasya ve İran Tedarik Zincirinden Sorumlu Bölge Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Nihal Temur açıklamasında: “Tüm fabrikalarımızda olduğu gibi bu yeni fabrikamız da çöplüğe ‘sıfır atık’ gönderme hedefine ulaşacak şekilde tasarlandı. Ayrıca en iyi bina stratejilerinden ve uygulamalarından oluşan bir yeşil bina sertifikasyon programı olan LEED sertifikasyonunu da (LEED- Leadership in Energy and Environmental Design) hazır şekilde inşa edildi. Yenilikçi tasarımı ve üretim sistemleriyle karbon emisyonu ve su tüketimi, benzeri üretim merkezlerine kıyasla %50 azaltılacak şekilde hayata geçirildi” diyerek ekledi: “Uçtan uca dijital teknolojiler, akıllı üretim hatları ve üstün kalitede tedarik zinciri yönetimi ile gerek fabrikanın kendisi gerekse Konya Tedarik Köyü’nün bütünü, iyi bir sürdürülebilir tedarik örneği sergiliyor. Bu model tüm paydaşlar için zaman, enerji ve maliyet tasarrufu sağlıyor.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar