Önce insan

26.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyanın en zekice fikirlerini bulsanız, en güzel sistemlerini kursanız; bir işletmeyi var edebilecek yegane unsur insan kaynağıdır. İnsan kaynağınız yetkin, yetişkin ve çalışkan değilse, insan kaynağınız dürüst, ilkeli ahlaklı ve sadık değilse şirket sahibi ve ya genel müdür olarak sizin yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur.

Birde balık baştan kokmuşsa kurumsal bir işletme değilse vay o şirketin haline...

Bunları şunun için anlatıyorum; ülke ekonomileri çok hassas dengeler üzerine kurulu oldukları ve bu dengelerin zaman zaman dış etkenlerle bozulduklarında hükümetler, ekonomi yönetimleri bazı tedbirler alırlar.

Yatırım teşvikleri, vergi avantajları, çalışan yükünün azaltılması vs.

Hükümet 2016 yılı boyunca yaşanan olumsuzlar ve kurdaki dalgalanma, tüketim harcamalarının gerilemesi gibi konulardan küçük ve orta ölçekli işletmelerin olumsuz etkilendiği düşüncesiyle tüm bu kesimlere can suyu mahiyetinde kredi garanti fonu kapsamında kaynak aktarılmasına karar verdi (KGF).

Dünyada eşi benzeri olmayan bir çılgın Türkler projesi; mali tabloları parlak olmayan, borçları yüzünden ya da muhasebe sistemindeki aksaklıklar, kurumsal olmamanın getirdiği bir takım aksaklıklardan dolayı bankalardan kredi alamayan işletmelere verilecek kredilerin yüzde 85’ine devlet güvence vermektedir.

İşletme aldığı 100 TL krediyi geri ödeyemediği takdirde yüzde 85 devlet karşılamakta krediyi veren bankaya da yüzde 15’lik bir yük bırakarak kredinin geri dönüşü konusunda tedbir almak istemektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz insan unsuru burada devreye giriyor. Ekonomiye can vermesi amacıyla düşünülmüş bu sistemi önce bankalar, bilançolarında şüpheli alacaklar kısmında yer alan batık kredilerin, batık kredi olmaktan çıkartmak için kullanmışlar böylece bilançoları “ay” gibi parlamış, sonra kendi üstlerine yük olarak bırakılan yüzde 15’lik kesimi de kredi verdikleri şirketlerin banka hesaplarında bloke ederek mevduat yapıp riskten kurtulmuşlardır.

İşletme tarafına baktığımızda ise ödeyemediği kredisi olanlar, zaman kazanmış daha büyük batma ve batarken devletin dolayısıyla milletin üstüne yıkılma imkânına kavuşmuşlardır.

Ödeyemediği kredisi olan işletmelerin büyük çoğunluğunun verimliliği göz ardı etmesinden, muhasebe sistemi bozukluklarından, pazarlama ve ürün geliştirme konusunda rekabetçi olmamalarından kaynaklanan pek çok yapısal sebeple zaten bu duruma düşmüş işletmelerdir.

Ödeme güçlüğü olmayan işletme sahipleri ise kendilerine sunulmuş bu imkanı kullanarak döviz almak, hisse senedine yatırım yapmak hatta yatını değiştirmek gibi memleket ekonomisine katkısı “çok büyük!” yaratıcı faaliyetlerde bulundukları sıkça duyulmaktadır.

Kurumsallaşma adına ortaya konulacak her türlü destek ve teşvik hükümetlerce verilmelidir. İşletmeler, işletme sahiplerinin sınırsızca tasarrufta bulanabilecekleri çiftlikler olmaktan çıkarılmalı, ülkenin kalkınma ve gelişme adına birer ileri karakolu durumuna dönüştürülmelidir.

Yeni dönemde ekonomi yönetiminden en büyük beklentimiz Kobileri Kobi olmaktan çıkaracak, kurumsallaşmayı teşvik edecek, sermayeyi tabana yayacak teşvik ve tedbirlerin uygulanması olacaktır.

İnternette hayat bilgisi kitabı yırtılan çocuğun feryadını içimizde hissetmeliyiz, ben devletin bana emanet ettiği kitabı nasıl yırtarım diyerek ağlayan çocuk sanırım hayat sokaklarında yolunu şaşırıyor. Sevgi ve saygıyla kalın.

 

Twitter: @muratbilen1970

Mail: muratbilen1970@hotmail.com

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 2 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Hasan Karadağ

27.05.2017 - 14:37
Yazılarını takip ediyorum başarılarının devamını diliyorum hocam

enver özkan

27.05.2017 - 13:28
güzel bir yazı olmuş.
Yazarlar