Demirel'den…

26.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Süleyman Demirel'in ebediyete intikalinin ikinci yılındayız.

Kendilerini yakından tanımak, yanında bulunmak, birlikte bir şeyler yapabilmek şansına erenlerdenim.

Türkiye'de 21 yıl milletvekilliği ve parti başkanlığı, 6 yıl muhalefet liderliği, 12 yıl Başbakanlık ve 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Süleyman Demirel 7 yıl da siyasi yasaklı olarak yaşamış bir şahsiyetti.

Onunla ne zaman konuşsam, yanından müspet duygularla ayrılırdım.

Ümidini hiç kaybetmeme gibi bir özelliği vardı."Kara gün, kararıp gitmez" sözü sık sık müracaat ettiği deyimler arasındaydı.


Başkanlığı'nı yaptığım Marmara Grubu Vakfı'nda, gösterdiği yüksek tevazu ile bizlere yaptığı rehberlik her türlü takdirin ve övgünün üzerindedir. Birlikte çalışma şansına erdiğim Balkan Politika Kulübü'nde uluslararası alanda sahip olduğu deneyim ve bilgileriyle diğer ülkelerin liderlerinden ne kadar üstün ve farklı düşündüğünü görmüş biri olarak diyebilirim ki, Süleyman Demirel'in dünyası ve vizyonu batı değerlerinin bir hulasasından ibaretti.

O Türkiye'yi Avrupa medeniyetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyordu. O'na göre Türkiye, Avrupa'nın bir parçası ve tarih boyunca kıtanın önemli bir aktörü olarak sınırlarının ötesinde geniş bir çevrenin yanı sıra, Avrupa Birliği içinde de farklı kültürlerin uyumuna ve diyaloğuna önemli bir katkıda bulunabilirdi. Ama Türkiye dışta bırakıldığı sürece Avrupa Birliği'nin ne ufku genişleyebilir ne de kültürel zenginleştirmesi tamamlanabilirdi.

Demokrasi tanımlamasına bir örnek vermem gerekirse O, demokrasiye geçmiş olmayı bir ülke için kafi görmezdi. Yöneten ve doyuran demokrasiden yanaydı. Açıkçası, yöneten demokrasi kurulamamışsa veya kurulmuş da işletilemiyorsa, fetret kaçınılmaz, derdi ve eklerdi: "Daha iyi idare, her ülkenin hakkıdır."

Süleyman Demirel medeni, çağdaş ve zengin Türkiye idealinin insanıydı. Yaptığı barajlar, kurduğu üniversiteler, elektriğe verdiği önem, bilim ve teknolojiye yaptığı yatırımlar, demokrasinin yaşatılması için gösterdiği azim ve kararlılık hep medeni, çağdaş ve zengin bir Türkiye'nin oluşması içindi.

Demokrasi, insan hakları, pazar ekonomisi, kadın hakları, akıl ve bilim O'nun vazgeçilmezleriydi.

O'ndan bir hatıra ile yazımı noktalamak istiyorum: "Rahmetli babam derdi ki, 'Babasından ev kalan, damın direklerini orada bitmiş sanır'. Bunu bir anlatayım: Eskiden dört tane duvar yapılır, ev öyle kerpiçten yapılırdı. Sonra bunun üstüne çam ağaçları kesilip yan yana konurdu. Çamlar yan yana getirilir, üzerine çamur konur ve üstüne toprak konur ve o damlı bir ev olur. Şimdi, o evin içine girdiğiniz zaman, kafanızı bir kaldırdığınız vakit, böyle yan yana konmuş bir çok direk görürsünüz. Eğer ev babasından kalmışsa, kişi, o direklerin orada bittiğini zanneder. Halbuki ne gayretler sarf edilmiştir o ağaçlar kesilip getirilerek oraya konurken, o çekilenler unutulur. İnsan geçmişini çabuk unutur, rahatlığı ister şimdi."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar