İnsanlık ve Karıncalık!..

2.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Siyaset yazmaktan, Türkiye’yi yazmaktan bıktım. Zira “OHAL’i olan bir ülkede yaşamaktan, görevinin yarısını yapan, diğer yarısını ise yapmak bir yana o yarıya bakamayan savcıların, hakimlerin hâkim olduğu” bir adalet çarkının döndüğü Türkiye’den bıktım. Ülkeyi bu hâle getiren siyaset sahnesini ve bu sahnede rol alanları yazmaktan bıktım. Dahası ve “asıl” işte bu yüzden “yazmak istediklerini, yazması gerekenleri yazamayan” bir gazeteci – yazar olmaktan bıktım!..

Onun için bu hafta “karıncaları yazacağım”, evet karıncaları!..

Geçen gün, bilgisayarımın başına gazetelerimizin WEB sitelerinde ufuk turu yaparken, eşim “Bir dakika gel” dedi; arka taraftaki bahçemizin camekanlı “kış” odasına çağırıyordu. Odaya girdim, işaret etti; karşıdaki büyük camın altındaki beyaz mermer kuşağın üstü toprak döküntüleriyle doluydu. Yaklaşınca o döküntülerin “toprak olmadığını” gördüm; yüzlerce, yüzlerce ve yüzlerce karıncaydı. “Avuç avuç karınca” tabiri, sayılarının ne kadar olduğunu tahmin etmenizi sağlayabilirdi. Kimi hareketsizdi, kimi kıvranıyordu, kimi hareket etmeye çabalıyordu.

“Ne olduğunu anlamak için” iyice yaklaşırken, Saruhanlı’da meydana gelen ve İzmir’i de sallayan “5.1 şiddetindeki deprem” ve de “Karıncalar hisseder ve yuvalarını terk eder, toprak üzerine çıkar” efsanesi aklıma geldi, ama…

“Gerçek” öyle değildi. Bir gün önce bahçemize bakan bahçıvan arkadaş gelmişti. Akşam giderken de, bahçede ilaçlama yapmıştı.

İşte binlerce karıncayı, “kış odamızın içine göçe zorlayan” bu ilaçlama idi ve “asıl” gözlerimi nemlendiren sahnelerin sonuncuları önümdeydi; yaşadım!..

Anlaşılıyordu ki, karıncalar “bu göçü gerçekleştirmek ve ilaçlamanın (biyolojik silahın) getireceği felaketten kurtulmak için” bütün bir gece çalışmış ve çabalamışlardı. Çok büyük çoğunluğu ölmüştü. 30 – 40 tanesi kıvranıyordu ama pencerenin altındaki aralıktan içeriye taşımaya çalıştıkları kıskaçlarının arasındaki “küçücük beyazlıkları” bırakmıyorlardı. O “küçük beyazlıklar” karıncaların yumurtalarıydı!..

Öylece donup kaldım. Dünyamızı, “birbirini yemeğe, ezmeye, istismar hatta yok etmeye çalışan” ve bunu “devlet politikaları” hâline getiren, giderek yaygınlaşan terörizmle “çoluk / çocuk, genç / ihtiyar, kadın / erkek” demeden masumları öldüren insanlığı düşündüm; “insanlığı olmayan” insanlığı!..

Ve de “karıncalığı olan” karıncalara ağladım; onca ölmüş karınca arasında kıvranan, kıvranırken bile “yumurtalarını kurtarmaya çabalayan” ve biraz sonra ölen karıncalara!..

 

Sözün Özü

Bazı insanlar “aç olduğu” için öldürür, bazı insanlar da “doymak bilmediği” için; ben “doymak bilmeyenlerden” korkarım. ÖU.

İstemezükçüler iş başında!..


Resimlere iyi bakınız; biri “yapılmak isteneni”, diğeri “kalması isteneni gösteren yapmak isteyeni (Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar)” gösteriyor.

Ülkenin, bölgenin ve kentin bunca problemi arasında, İzmir’de “bir bardak suda” fırtına koparmak isteyen ve ne yazık ki bunda da muvaffak olan “İstemezükçüler” gene ortaya çıktılar!..

Karşıyaka’daki, Valilik İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Yapının mevcut hâlinin can ve mal güvenliği açısından risk teşkil ettiğine dair” rapor verdiği, 44 yıllık “Atatürk / Annesi / Kadın Hakları Anıtı”, yasal müellifi Prof. Dr. Tamer Başoğlu’ndan onay ve izin alınarak, Karşıyaka Belediyesi tarafından yenilenmek isteniyor. Metal ve beton yorgunluğu yaşayan, temeli “riskli hâle gelen” anıtın yerine “aynı kompozisyonda” ve 42 metre yüksekliğinde “Körfezin her tarafından çok daha iyi görünecek ve temel için 73 fore kazık çakılacak” yeni anıta karşı çıkan zihniyet, yıllar yılı “İzmir’in bir Dünya kenti hâline gelmesi için yapılması gerekenlere karşı çıkan ve yapılmak istenenleri yıllarca ve yıllarca geciktiren” küflü zihniyet!..

Osmanlıyı “dünyanın en ileri, en uygar devleti ve ülkesi” iken, onun “dünya uygarlığının değişen şartlarına uymasını önleyerek” yıkılmasına sebep olan “İstemezükçü” zihniyet!..

Yazıklar olsun!..

Ülkenin gururu!..

Türk insanın içini karartan gazete ve TV haberlerinin ötesinde, insanımıza biraz da “moral aşılayan” yüz güldürecek olay ve gelişmeleri, “siyasetin milyonları üzen rotasından ayırarak” yazmak gerek.

Türkiye’nin kredi notunu durmadan kıran “Uluslararası kredilendirme kuruluşları”, İzmir’in krebilitesini yükseltme yarışına girdiler. Son defa Fitch Ratings, altını çiziyorum, ondan üstü yok, “AAA” dedi, çıktı işin içinden; “Ey yerlisi, yabancısı dünya yatırımcıları, bu kente her türlü yatırımı yapabilirsiniz, inanın, güvenin!..”

Geçen yıl da Moody’s, bugün Fitch’in yaptığı gibi “en yüksek nota layık görmüştü, İzmir’i!..

Her iki uluslararası kuruluşun bu notlarına Dünya’da ABD, Almanya, Norveç, İsviçre gibi 10 civarında ülke sahip.

Peki, Türk insanı, hatta Türk insanını bıraktım, İzmir’de yaşayanların kaçı biliyor bu “parlak” tabloyu?

Hatta, Türk insanının yanında, İzmir’de yaşayanları da bir yana bıraktım; “CHP’liyim, ona oy veriyorum” diyen kaç kişi biliyor, bu gerçeği?..

Nerede CHP teşkilatı, nerede Türk basını, İzmir basını?..x

Soru!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta içinde bir konuşmasında “tutuklu gazeteciler olayını (Başı Cumhuriyetçiler çekiyor) Meclis’e taşıyacaklarını” söyledi.

Önce “Günaydın” demeliyim; sonra da “Cumhuriyetçileri hapishanelere düşüren gelişmeler dizisinde Alev Coşkun ile beraber önemli bir yeri olan” Mustafa Balbay’ı “Meclis’e taşıyan” Kılıçdaroğlu’na sormalıyım; “Önce ona sorman gerekmiyor mu?..”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar