Bilgiyi üretmek

9.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Günümüzde ülkeleri gelişmişlik ve zenginlik açısından farklı kılan en önemli faktör, bilgiyi üretme kabiliyetleridir. Bilgiyi üretebilen toplumlar gelişip zenginleşirken, üretemeyen toplumlar ise gelişmemiş yoksul ülkeler sınıfında yer alacaktır; sömürge olmaktan kurtulamayacaktır.

Bir toplumda spor altyapısı ne kadar mükemmel olursa olsun, 100 metreyi 10 saniyede koşan atlet sayısı yine sınırlı kalmaktadır. Bilgiyi üretmek de bir süper atlet olmak gibi eğitimin yanı sıra kişisel yetenekler gerektiriyor ve bir toplumun yüzde 1 ila 1,5’luk kesimi ancak bu bilgiyi üretebilecek kişisel yeteneklere sahiptir.

Eğitim altyapınız mükemmelse yüzde 1 ila 1,5’luk bu kapasiteden yüzde 90 ila 95 ediyorsunuz; ancak eğitim altyapınız ne kadar mükemmel olursa olsun, toplumun yüzde 10 ila 15’ini bilgiyi üretecek düzeye taşıyamıyorsunuz. (Türkiye’de olduğu gibi).

ABD ve gelişmiş batı toplumların bilgiyi üretmek ve teknolojik üstünlüklerini korumak ve devam ettirmek için, az gelişmiş ülkelerin bilgi üretme yeteneğine sahip gençlerine olan ihtiyacı bugün için geçmişten daha fazladır.

ABD üniversitelerinde fen ve mühendislik dallarında doktora yapan öğrencilerin yarısından fazlası, yurtdışından gelen öğrencilerden oluşuyor; orta öğretim kurumları dikkate alındığında PISA değerlendirmelerinde 72 ülke içinde en fen okuryazarlığında 25’inci, matematik okuryazarlığında 40’ıncı olan ABD, yurtdışından gelen beyin göçü ile dünyada bilgiyi en fazla üreten ülke konumundadır.

Benzer durum, başta İngiltere olmak üzere Avrupa’daki üniversiteler için de geçerlidir. IMPERIAL COLLEGE, mühendislik ve tıp alanında Dünya’nın ve İngiltere’nin en iyi üniversiteleri arasındadır.

15 Nobel ödülüne ve Penisilin, fiber optik, hologram gibi çığır açan buluşların patentine sahip eğitim kurumunun 3909 akademik personelinin 2060’ı (yüzde 52) İngiltere dışından. Bu oran, ülkemizin en köklü ve eski üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nde İngilizce okutmanlar hariç tutulduğunda yüzde 1’dir.

Üniversitenin 7595 yüksek lisans ve doktora öğrencisinin yüzde 56’sı İngiltere dışından yabancı öğrencilerdir. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yüzde 82’si aynı zamanda üniversitenin tam zamanlı araştırma görevlisidir. Burs veya maaş alıyorlar. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 14 bin 751 yüksek lisans ve doktora öğrencisinin sadece yüzde 5’i Türkiye dışından yabancı öğrencidir.

IMPERIAL COLLEGE’ın yıllık ArGe geliri 526 milyon Sterlin (2,41 milyar TL). Bu rakam, ülkemizde tüm üniversitelerin (183 adet) yıllık ArGe gelirlerinden fazladır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ArGe faaliyetlerinde kullanabileceği doktora ve yüksek lisans öğrenci sayısı (14 bin 751), IMPERIAL COLLEGE’in iki katı. Ancak İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ArGe gelirleri, söz konusu üniversitenin yüzde 1’i düzeyindedir. Bir başka ifade ile ülkemizin en köklü üniversitesinde bu büyüklükteki yetişmiş insan kaynağına rağmen, kayda değer bir ArGe faaliyeti yürütülmüyor ve bilgi üretilmiyor.

IMPERIAL COLLEGE’de doktora yapan bir yakınımın ifadesi ile üniversitede doktora öğrencisi, öğretim üyesi, hatta bölüm başkanı olmak üzere çok sayıda Türk öğrenci ve akademisyen vardır. Ve ne yazık ki, Türkiye, bu değerlerden yararlanmamaktadır.

Bilgi üretme kabiliyetine sahip, ancak yurt içinde yeterli ilgi ve imkanlara sahip olamayan gençlerimizin taleplerini sağlamaya hazır ABD ve Avrupa’da yüzlerce üniversite ve araştırma merkezi vardır.

Maalesef son yıllarda yetenekli gençlerimiz, üniversitelerimizdeki eğitim seviyesinin yetersizliği ve iş imkanlarının sınırlı olması nedeniyle büyük oranda yurtdışındaki eğitim kurumlarını tercih ediyorlar.

İyi üniversitelere sahip ABD ve gelişmiş ülkeler, beyin göçü alarak bilgi üretme kapasitelerini 2 ila 3 katına çıkarırken, günlük siyasi çıkarların eğitim faaliyetlerine egemen olduğu üniversite ve eğitim kurumlarımızın hızla enkaza dönüştüğü ülkemizde her gün hızlanan yurtdışına beyin göçü ile bilgi üretme kapasitemizin yarısını bile kullanamıyoruz.

Bilgiyi üretmediğimiz sürece, ne orta gelir tuzağından kurtulmamız söz konusu olur, ne de gelişmiş bir ülke olma iddiamız olabilir.

Elbette; bunun için, Türkiye’yi yönetenlerin, vizyon sahibi olması ve bu konunun önemini idrak etmesi şarttır. Bu açıdan; bilgiyi üretme konularına en geniş destek verilmesi; eğitim kalitesinin çağdaş düzeye yükseltilmesi; üniversitelere ilmi özgürlük verilmesi; sadece saraya bağlı olmaktan çıkarılması; kadrolardaki eğitimli insanlardan hoşlanmayan tiplerin temizlenmesi; araştırma geliştirme çalışmaları / teknoparklar / bilim parkları vb. konulara her türlü kaynak ve desteğin sağlanması; gerekmektedir. Böylece, beyin ve sermaye göçü önlenebilir. Gençlerin ve Ülkemizin önü açılabilir...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...