Yaz başlangıcı

23.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kış genellikle kapalı havanın karamsarlığını, hastalığı, eve kapanmayı, yoğun iş ve okul temposunu çağrıştırır. Yaz öylemi ya; tatili, denizi, rahat giyimi hareketi ve sağlığı akla getirir.

Yazın bir ekonomisi de vardır; yeme içmeden giyime temel ihtiyaçlar kışa göre daha ucuzdur.

Biz uzmanlarda, herkesin tatil havasına gireceği düşüncesiyle, genellikle yaz aylarında büyük beklentiler içine girmeyiz. Ancak seneler var, yaz aylarının sessiz huzur veren sıcaklığını arar olduk. Beklentilerle gerçekleşmelerin örtüşmediği aylardayız.

2013 / 28 Mayıs; Gezi olayları,

2014 / 13 Mayıs; Soma Faciası, 301 maden şehidimiz,10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi,

2015 / 7 Haziran; tek başına iktidar çıkarmayan genel seçimler belirsizliği,

2016 / 15 Temmuz darbe kalkışması...

Daha geriye gidip sizleri yormak istemem.

Yaz mevsiminin başlangıcındaki bu mübarek günlerde yaratandan duamız geçmiş yıllardaki olumsuzluklarla milletimizi bir daha sınamaması.

Ekonominin psikolojik yönünün diğer tüm güçlerin önünde itici, ivmeleyici bir rolünün olduğunu bu satırlarda defa kereler ifade etmişimdir...

Ekonominin temelinde insan ve insan davranışlarını tetikleyen olaylar var.

ABD’de yaşayan bir dostum, Amerikalıların davranış kalıplarını anlatırken “asla olumsuz haberlerle ilgilenmezler, izlemezler, içsel enerjisini düşürecek kişi ve ortamlardan kaçınırlar ve her zaman birbirlerini motive edecek pozitif sözler söyler konuşmalar, yaparlar” demişti.

Bunun gerekçesini de şöyle izah etti; “Amerikalı olumsuz şeyler duyduğunda çalışma heves iştahının azaldığını ve para kazanamadığını düşünür.”

Kapitalist toplumlarda düzen tamamen bunun üzerine kuruludur; verimli çalışma. Kişi belli bir konuda uzmanlaşır. Diğer konular ilgi dışıdır, iyi kazanır, iyi yaşar ve iyi tatil yapar, bu ihtiyaçları tam ve eksiksiz olsun ki üretim toplumunun sağlıklı bir parçası olabilsin.

Bize baktığımızda ise kendi uzmanlığı yetersiz ya da işinden nefret eden bireylerin diğer tüm sosyal, siyasi ve ekonomik konularda kulaktan dolma, yetersiz bilgiyle etkili olma gayretini görüyoruz.

Kendi işi ve yetkinliğiyle mutlu olamayan birey gerekli kazancı sağlayamayınca diğer alternatiflerle ilgilenme ve etkin olma arayışı da çoğu zaman sonuçsuz kalmakta mutsuz birey, mutsuz toplum, az kazanç, az tüketim ve az ekonomi denklemini tamamlamaktadır.

Bireyi mutlu edebilecek eğitim, yetkinlik ve refah düzeyine getirdiğimizde kendi alanında uzman kişilerin atılım ve gelişim konusunda bu günün profiline göre daha etkili olduğunu, ekonomiye daha fazla katma değer yarattığını, daha kaliteli tükettiğini, daha seçici talepleri olduğunu ve toplumun refah toplumuna dönüştüğünü göreceğiz.

Piyasalar bayram öncesinde sakin seyrini sürdürüyor. TL faizinin bizim ölçeğimizdeki ülkelere göre yüksek kaldığı bunun TL talebini arttırdığını söylemiştim. Kurun bu seviyelerde (3,47 ila 3,57) konsolide olma ihtimali her geçen gün kuvvetleniyor. Dün Başbakan Binali Yıldırım’ın bankalara faiz konusunda yaptığı ikaz, önümüzdeki günlerde faiz indirimi konusunda tartışmanın fitilini ateşledi. Bu da dolarda yukarı baskı olarak karşımıza çıkacaktır. Yine de 3,60 üzerinde kalıcı olamayan döviz kurunun yaz aylarında, görünen şartları bozacak bir gelişme olmaması halinde yukarı hızlı bir atağa girmesini beklememek gerekir.

Yüzde 5’lik ekonomik büyümeye en büyük katkıyı veren kalemin ihracat olması ve bu kur seviyesinde bizi avantajlı hale getirdiği düşünüldüğünde düşük kurun kimsenin işine gelen bir şey olmadığı açıktır.

Bu aralar Kimse TL’nin değerlenmesini istemez.

Ramazan bayramınızı şimdiden tebrik ederim.

 

Twitter: @muratbilen1970

Mail : muratbilen1970@hotmail.com

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 2 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

yeryüzündeki dünya

28.06.2017 - 03:35
Harika bir yazı teşekkür ederiz Murat Bey.Saygılar.

İlhan kaya

24.06.2017 - 18:27
Çok güzel tespitler tebrik ederim
Yazarlar