Demirel'den...

23.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk siyasetinin yaklaşık 50 yılına adını yazdırdı.

7 kez Başbakanlık, 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı.

17 Haziran 2015'te, 91 yaşında Hak'ın rahmetine kavuşan Türk siyasetinin babası Süleyman Demirel, ölümünün 2.yılında da devlet töreni ile Isparta İslamköy'deki mezarı başında saygı ile anıldı. Eller göğe onun için kaldırıldı, onun için dualar edildi, aziz hatırasına şapka çıkarıldı...

Türk siyaset sahnesinin unutulmayacak isimlerden olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, devlet ve siyaset adamı olarak ülkenin kalkınmasına, demokrasinin gelişmesine yaptığı katkılar hiç şüphesiz her devirde saygıyla anılacaktır.

Ömrünün son yıllarında yakınında bulunma şansına sahip olanlardan biriyim. Birçok yurtdışı gezisinde, konferanslarda, konuşmacı olduğu üniversitelerde yakın heyetinin içindeydim. Olaylar karşısındaki sakin ve sabırlı tavrı, gündeme ve ülkenin sorunlarına, dünya sorunlarına olan hakimiyeti, en zor sorulara bile verdiği beklenmeyen cevaplarını hatırladıkça aziz hatırası önünde bir kere daha eğiliyorum...

Bir gün Bilgi Üniversitesi'ndeydik. Gündemde olan sorunlara dair kısa bir sunumdan sonra gençlerin sorularına cevap veriyordu. Bir öğrenci ayağa kalktı, saygıdan uzak bir ses tonuyla sordu; "Bu ülkede 40 yıl siyaset yaptınız da ne oldu? Bu ülkeye ne yaptınız ki?" Sayın Demirel gayet sakin ve sevecen sordu: "Nerede oturuyorsun?" "Kadıköy'de..." "Her gün üniversiteye gelmek için hangi yolu kullanıyorsun?" "Köprü yolunu!" "İşte o köprüyü ve o yolları ben yaptırdım. Oturduğun o muhitte içtiğin suyu, ders çalışırken yaktığın elektriği ben getirdim. Babanın çalıştığı o fabrikayı ben yaptırdım..."

Onun topluma mal olmuş esprileri, anıları vardır. En çok darbeler ve muhtıralar karşısında şapkasını alıp gitmesi ile eleştirilirdi. Bunu da bazen "N'apsaydım, şapkamı bırakıp da mı gitseydim?" diye espriyle karşılar, bazen de ciddiyetle; "Doğrudur. Ben şapkamı alıp gitmeseydim TBMM kapanırdı. Demokrasiye ara verilirdi. Ben gidişimle demokrasiyi kurtardım ve onun sayesindedir ki tekrar seçilip iktidara geldim" diye cevaplardı...

Bir gün gazeteyi açar ve ön sayfada Bedri Koraman'ın çizdiği aleyhindeki karikatürü görür. Hemen gazeteyi aramalarını ve kendisine Bedri Koraman'ı bulup bağlamalarını ister. Gazetede bir korku, bir telaş, eyvah azar işiteceğiz deyip telefonu birbirilerine iterken Bedri telefonu titreyerek alır. Telefondaki Demirel; "Aferin Bedri, karikatürümü çok güzel çizmişsin, orijinalini hemen imzala ve bana gönder" der.

Siyasi hayatı boyunca mesajlarını çoğu zaman fıkra anlatarak verirdi.

Bu fıkralar, dilden dile yayıldığı gibi, gazeteciler tarafından da toparlanarak kitap haline getirilmiştir. İşte onlardan örnekler;

"Bir gün iki berduş kasaba meydanındaki pazarlarda aval aval dolaşıyormuş. Bakmışlar bir kalabalık, durmuşlar. Bir güvercin uçup gitmiş, berduşlardan birinin omuzuna konuvermiş. Herkes toplanmış, berduşa "Sen padişahımız olacaksın!" demişler.

Berduş kabul etmemiş, ısrarla hayır demiş. Daha sonra güvercin havada birkaç tur atıp tekrar aynı berduşun omuzuna konunca, ısrarlara dayanamayıp padişah olmuş. Arkadaşı olan berduşu da başbakan yapmış. Sonra başlamış zulme, boyun vurmaya, vergi salmaya.

Arkadaşı "Yapma, etme, halk kızacak" dermiş. Berduş padişahın cevabı ise şöyle olurmuş: "Güvercin uçurup padişah seçen halka böylesi az bile!"

 

* * *

 

Mısır'ın eski diktatörü Cemal Abdülnasır için halk arasında bir sürü öykü anlatılırmış. Abdülnasır'ın canını sıkacak nüktelermiş bunlar. Abdülnasır, bunları kim uyduruyorsa bulun o adamı bana, diye buyurmuş. Adamları bu emir üzerine hemen adamı bulup getirmişler. Abdülnasır sormuş:

"Hakkımdaki falanca öyküyü sen mi uydurdun?"

Adamcağız boynunu büküp yanıtlamış: "Evet efendim, ben uydurdum." 

Abdülnasır bir daha kükremiş:

"Ya falanca öykü? Onu da mı sen uydurdun?"

"Evet efendim, ben uydurdum."

"Peki feşmekan öykü?"

"O da benim uydurmamdır efendimiz."

Abdülnasır küplere binmiş:

"Be hey densiz adam! Bilmez misin ki benim iktidarım referandum ile kabul edilmiştir. Ben halkın çoğunun oyunu alarak ülkemi yönetiyorum."

Adamcağız başını öne eğerek cevaplamış: "Efendimiz, bakın işte bunu uyduran ben değilim."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar