Gündeme ve güncele bakmak

23.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Neredeyse bir ömrü birlikte geçirdiğimiz, yaşam ve mücadele arkadaşım, sevgili eşimle ortak sevdalarımızdan birisi, belki de en önde geleni; yurtiçinde ve yurtdışında yeni yerler görmek, yeni yerler keşfetmektir. Elbette zamanımız ve olanaklarımız ölçüsünde… Doğrusu, ikimiz de bundan büyük keyif alırız. Bu seyahatlerde ilginç gözlemler yapar, ufkumuzu genişletip kendimizi yenileriz, çoğaltırız… Bir başka ortak tutkumuz da sinemadır…

Son dönemde ülke gündeminde yaşanan onca olumsuzluktan, gerginlikten bunalınca; kendimizi yine yollara vurduk. Mayıs ayının son günlerinden haziran ayı ortasına kadar süren uzun bir seyahat gerçekleştirdik. Güney Fransa’dan başlayıp, bütün bölgelerini içerecek şekilde İspanya’yı bir baştan bir başa kat edip; Portekiz’e, Batı Avrupa’nın en uç noktasına kadar uzandık. İspanya’nın kırsal kesiminde, Franco faşizmine karşı direnişi anlatan ünlü yönetmen Ken Loach’un ‘Ülke ve Özgürlük’ filminin izini sürdük; Portekiz’in başkenti Lizbon’da, diktatör Salazar’ın yaptırıp kendi ismini verdiği, sonradan ismi değiştirilen 25 Nisan köprüsünden geçerken; ünlü karanfil devrimini anlatan ‘Nisan Devrimi’ filminin karelerini belleğimizde canlandırdık...

Sonra da Cebelitarık Boğazı’ndan Atlas Okyanusu’nu aşarak, Kuzey Afrika kıtasına, Fas’a geçtik. Fas’ın başkenti Rabat’ta ve filmlere konu olan ünlü kenti Kazablanka’da, bambaşka bir kültürü ve sosyal yaşamı gözledik. Pek çok gözlemle ve anıyla ülkemize, kentimize döndük. Bunları, yeri geldiğince, denk düştükçe, önümüzdeki yazılarımızda belki sizlerle paylaşırız.

Elbette sayılı gün çabuk geçti ve sonra güzel ülkemize ve güzel İzmir’imize dönüp, yeniden yoğun gündemin içine düştük. İşte bu nedenle, bu yazımızda, bir süredir uzak kaldığımız sıcak gündeme ve güncel gelişmelere bakmak istiyoruz.

Avrupa’da seçimler
Bizim İspanya’da bulunduğumuz günlerde, bütün Avrupa kamuoyu İngiltere ve Fransa seçimlerine kilitlenmişti. Özellikle İngiltere’deki seçimlerin Avrupa’da büyük ilgi uyandırdığını gördük.

Yıllardır cumhuriyetçilerle sosyalistler arasında seçim mücadelelerine tanık olan Fransa, geçtiğimiz mayıs ayında cumhurbaşkanı seçilen genç Emmanuel Macron’un yeni başarısına tanık oldu. Macron, parlamento seçimlerini de büyük farkla aldı. Hem de yeni kurduğu, belki de tam anlamıyla klasik bir parti bile sayılamayacak bir örgütlenmeyle…

İngiltere’de, ülkeyi erken seçime götüren Başbakan Theresa May, tam anlamıyla ava giderken avlandı. Oy oranını ve milletvekili sayısını düşüren muhafazakarlar, parlamentoda tek başına iktidarı da kaybettiler. İngilizler, Jeremy Corbyn önderliğindeki İşçi Partisi’nin büyük çıkışına tanıklık ettiler. Bizce bu seçim ve Corbyn’in başarısı, başlı başına bir yazı konusu olmayı hak ediyor. Şimdilik, Corbyn’e dikkat çekmekle yetinelim.

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü
Ülkemizde adalet ve hukuk kavramlarının hızla anlamını yitirdiğini gören, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çok önemli bir çıkış yaparak; Ankara’dan İstanbul’a uzun yürüyüş başlattı.  Doğrusu, ‘adalet ve demokrasi’ için yapılan bu tarihi yürüyüşü, çok anlamlı ve değerli buluyoruz. 

Tarihin ve gelecek kuşakların, içinde bulunduğumuz günleri yorumlarken, bu etkinliği, daha iyi değerlendireceğini düşünüyoruz. Bu tarihi yürüyüş, ülkemizde siyasal ve toplumsal anlamda yeni gelişmelere yol açacak bir kırılma noktası olabilir.

Türkiye Katar’ın vagonu mu?
Ortadoğu’da yaşanan kaos henüz çözülememişken, şimdi bir de Körfez krizi çıktı. Bu bölgelerde bulunan petrol, doğalgaz gibi enerji kaynakları üzerine çıkar savaşına giren ve bilek güreşi yapan dünya egemenleri, yeni hesaplar içindeler… Aynı zamanda, silah ticareti için de önemli bir pazar haline getirdikleri Arap ülkelerini, birbirlerine karşı kışkırtıp kırdırmaya çalışıyorlar.

Türkiye Katar’a destek olup, asker gönderme kararı aldı. Bu kritik bölgede izlenen yanlış politikalarla, başımız bir türlü dertten kurtulmuyor. 80 milyonluk koskoca Türkiye Cumhuriyeti, Katar gibi bir kabile devletinin peşine takılıyor. İnsan bu durumda sormadan edemiyor; Türkiye Katar’ın vagonu mu?

Doğa, çevre ve zeytin
Son günlerde yaşanan olumlu ve güzel bir gelişme, bir yasa tasarısında yer alan, zeytinliklerin yok edilmesine yol açabilecek maddelerin geri çekilmesi oldu. Doğayı, çevreyi ve zeytini sahiplenen kamuoyunun yükselen haklı tepkisi, iktidara geri adım attırdı.

Doğrusu bu sevindirici gelişmeyi çok önemsiyoruz. Zeytin konusunda gösterilen duyarlılığın, kararlılığın, ortak aklın; diğer toplumsal konularda ve mücadelelerde de örnek olmasını diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar