Binaları mı yiyeceğiz dedi güvenilir gıdaya destek vermeye karar verdi

23.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İstanbul’un su kaynaklarının, yeşil alanlarının önemli bir kısmını barındıran Şile’nin çarpık yapılaşmaya, ikinci konuta geçit vermemesi için Belediye Başkanı Can Tabakoğlu uzun süredir direniyor. Tohum Takas Şenlikleri yapıyor. Bilinçli tarım uygulamalarına yön veriyor. Ve yapılan çalışmaların pazarlanması için Yeryüzü Pazarı açıyor.

Bu mücadelede sivil toplum örgütleri, medya ve İstanbul halkı ona tam destek veriyor. Zaman zaman bu desteğe biz de katkı vermeye çalışırken hep şu soruyu sorduk...

“Nerede bu devlet?.. Neden devlet bu çalışmaya destek vermiyor? Şile’yi model haline getirmiyor?”

Biz bunu yazıp çizerken Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu da boş durmamış... Ankara’ya bu konuyla ilgili belki 6 belki de 10 kere gitmiş...

Bakana konuyla ilgili yetkililere konuyu anlatmış... Ve geçtiğimiz hafta bütün bu çalışmaların devlet tarafından resmen kabul edildiğini, hatta bir protokole bağlandığına tanık olduk.

Gıda, Tarım  ve Hayvancılık Bakanlığı ile Şile Belediyesi arasında 'Kırsal Arazi Yönetimi İş Birliği Protokolü' imzalandı.

Protokolle tarım alanlarının korunması, tarım ürünlerinin veriminin arttırılması, arazi kullanım planları ile toprakların korunması hedefleniyor. Protokole göre her arazinin yapısı ve niteliği belirgin hale getirilip üreticinin desteklenmesi ve üretimin arttırılması sağlanacak.

Bu imza töreni ile birlikte Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Tarım Reformları Genel Müdürlüğü ile tanıştık.

Hatta bu müdürlüğün başında konuşmasına başlarken o meşhur Kızılderili hikayesini anlatacak kadar gerçekçi ve entelektüel bir ismin, Abdullah Burak Keser’in olduğunu da öğrendik ve çok mutlu olduk. Onun “İmzalanan protokolümüzle İstanbul'un kırsalı olan Şile ve Şileli üreticinin desteklenmesi, toprak ve tarım alanlarının korunması sağlanmış olacak. Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'un kırsalı olmasına rağmen desteklerden mahrum olan Şile, artık hak ettiği desteği ve değeri görecek” ifadelerinin ve Şile’nin model olacağı sözlerinin heyecan verici olduğunu vurgulayalım.

Bu önemli imza törenine AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci’nin de katılması ayrı bir anlam taşıyor. Bu katılım bizce şu anlama geliyor. Bu projeye iktidar partisi siyaseten de tam destek veriyor. Şile Kaymakamı Salih Yüce'nin de imza töreninde önemli tespitler yaptığını ekleyim ve devam edelim.

Beklenen olmuştu. Şile’de yapılan çalışmalar boşa gitmemişti. Devlet olaya destek vermişti ve Şile’yi Türkiye’de model olarak ilan etmişti...

Tabi ki bu başarının mimarı olarak Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu ilan edilmeliydi... Yıllar önce de bugün de hep şunları söylemişti...

“Bina bina bina nereye kadar... İnsanlar binaları mı yiyecek? Bu protokol ve sonrasında Şile'de kırsal alanların yönetim kararlarını alacağız, bu kararlarda hem aile çiftçiliği modelini hem köy topraklarının verimli ve etkin kullanılması yönünde kriterlerinin belirmesi yönünde çalışacağız. Buradaki ürünlerimiz güvenilir olacak. Köy diyorsak hangi köy olduğu belli olacak. Nasıl üretildiği bilinecek. Eğer Şile’den kestane balı alıyorsanız bunun nasıl üretildiği bilinecek. Güvenilir olacak. Burada üretilmeyen hiçbir şey burada bizim pazarımızda satılmayacak. Ayrıca hidrolik, sulama, enerji, ulaşım detayları destekleyerek köylünün nasıl daha nitelikli ürün elde etmesinin mücadelesini vereceğiz. Şile kentsel dönüşüm değil, kentsel gelişim yapacak. Şile Kendi başına bir cazibe merkezi ve kendi ürünü ile rekabet eden bir kent. Böylelikle Şile köylüsü piyasada ezilmeden rekabet edebilir olacak.”

Yetgin’i başkan seçtiler sektörde öne geçtiler

Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) 1999 yılında kuruldu. Sektörün önündeki sorunların iyileştirilmesine dönük çalışmalar yapmak o günlerde çok önemliydi... Dernek bunu yaptı ya da yapmaya çalıştı.

Ama son dönemde sektördeki çok sayıda kuruluşun olmasının sıkıntısı hissedilmeye başlandı.

Bakanlar ya da Ankara’daki yetkili merciler, farklı kurumların farklı taleplerini birleştirmekte zorlandı. Ve bu yüzden sektör bir türlü sıkıntıların aşılmasında başarılı olamadı. GYODER bu yüzden son dönemde sektörün çatı örgütü olmaya soyundu. Bazı sektör dernekleri ile birlikte ortak Ankara çıkarması, bu çalışmanın bir sonucu olarak görülebilir.

Ama GYODER’de çatı örgütü olma çalışması esas olarak bundan sonra daha da yoğunlaşacak gibi görünüyor. Son 4 yılda GYODER Başkanlığını yapan Aziz Torun, geçtiğimiz günlerde görevi Halk GYO Genel Müdürü Dr. Feyzullah Yetgin’e devretti.

Ahmet Akbalık, Abiş Habiboğlu, Aziz Yeniay, Murat Kurum, Özcan Tahincioğlu, Süleyman Çetinsaya ve başka çok önemli isimlerle çok etkili bir yönetim kurulu oluşturuldu.

Feyzullah Yetgin, Türkiye’nin bu alanda yetiştirdiği en önemli isimler arasında yer alıyor... İlk olarak doktorasını bu alanda yaptı. Gayrimenkulün finansmanı ile ilgili çok sayıda kurumda başarılı çalışmalar yaptı. TOKİ’nin iştiraki olan Emlak Konut’ta genel müdürlük yaptı. Mortgage konusunda ders verdi. Yazılar yazdı, özel sektörde çalıştı... Özetle konuyla ilgili hem pratik hem de teorik bilgiye sahip, Türkiye’nin yetiştirdiği önemli isimler arasında yer aldı.

Şimdi GYODER’in başında... Hem de yeni vizyon ve projelerle... Dr. Feyzullah Yetgin’in ilk cümlesi şöyle:

“STK’larla çok güçlü işbirlikleri kuracağız. GYODER, sadece ulusal değil, uluslararası bir platform olmak zorunda, çünkü ihtiyaçlar bu yönde.”

Yeni dönemde çatı örgüt olmayı uluslararası boyutla birleştirmiş Feyzullah Yetgin; ama Anadolu’yu da ihmal etmeden... GYODER, Anadolu’da çok önemli sayılan ve kentlerin fotoğrafının çekildiği Gelişen Kentler Zirvesi’ni bu yıl üç şehirde yapacak.

Bu zirveler hem GYODER üyeleri için açılım sağlıyor, hem de bu kentlerin gelişmesine katkı anlamında önem taşıyor. Gelişen Kentler Zirvesi’nin devamı niteliğindeki ‘Anadolu Roadshow’ etkinliği de devam edecek.

Feyzullah Yetgin, yeni dönemde bir önemli çalışmaya daha imza atılacağını şu sözlerle açıkladı:

  • Orta ve dar gelir gruplarına konut üretimini ve yönelimini kolaylaştıracak yeni sermaye piyasası araçlarının üretilmesi gerekiyor.
  • Daha ucuz konut üretimi için arsa maliyetlerinin düşürülmesi konusunda, kamu kurumları ile işbirliği içinde düzenlemeler yapılmasını gündeme getireceğiz.
  • GYODER olarak, özellikle kurumsal yabancı yatırımcıya yönelik olan MIPIM Gayrimenkul Fuarı’nda İTO işbirliğiyle daha etkin şekilde yer alarak, yabancı yatırımcılara ülkemizdeki fırsatları tanıtmayı sürdüreceğiz.
  • Önümüzdeki süreçte daha katılımcı bir yönetim anlayışı ile hareket edecek, sektörle ilgili tüm kesimlerle iletişimi güçlendireceğiz.
  • Sektörümüzün alanında lider kadın çalışanlarından oluşan ‘Gayrimenkulde Kadın Liderler Platformu’nu desteklemeye devam edeceğiz.

Aslında Feyzullah Yetgin çok kısa süre önce yönetime geldi. Ama yapılan ve yapılacak çalışmalara bakılırsa iyi bir hazırlık yapıldığı görülüyor.

Bu hazırlıkta çok iyi bir yönetim ekibinin kurulması, başkan yardımcılarının çok iyi seçilmesi ve kısa sürede üyelerin beklentilerinin alınması için iyi bir çalışma yapılması etkili oldu. Dr. Feyzullah Yetgin iyi başladı iyi de devam ederse sektör sözcüsünü bulmuş olur.

Ziya Altunyaldız başlattı Turquality’i markalar yarattı

Turquality son dönemde kamunun ortaya koyduğu ve başarısını net olarak gördüğümüz ön önemli projelerden biri...

Kürşad Tüzmen’in bakanlığının en önemli bürokratlarından şimdinin Meclis Sanayi Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız’ın koordinesinde başlatılan proje Türkiye’nin markalaşmasına büyük katkı yaptı.

Turquality Çalışma Grubu Başkanı olarak görev yapan Ziya Altunyaldız Türkiye’den dünyaya küresel markalar ihraç etmek için bu destek sistemini kurduklarını vurgulamıştı.

Ziya Altunyaldız başlattığı Turquality çalışmasına hem şirketler hem de daha sonraki gelen bakan ve bürokratlar da sahip çıktı. Sarar, Ramsey, İpekyol, Damat / Tween, Arçelik / Beko gibi dünya markası adayı haline gelen firmalarla başlayan büyük koşuya bugün 130’a yakın firma katılmış durumda.

Proje son dönemde yeni düzenlemelerle daha da zenginleşti. Turquality mal ihracatçıları için var olan 10 yıllık destek kısıtlaması kaldırılırken, pazar bazlı 5 yıllık limit getirilerek firmaların ihracat ağını ve markalaşma çabalarını farklı coğrafyalarda genişletmesi amaçlanıyor.

Bu zenginleşmeyi yıllardır bu konuda danışmanlık yapan Arda Sayıner şu ifadelerle değerlendiriyor...

  • 5+5 toplam 10 yıllık süresini dolduran lider Türk markaları için Turquality programının devam edebilmesi önem taşıyordu.
  • Son tebliğ güncellemesi bu anlamda olumlu bir şekilde 10 yıllık limiti kaldırırken pazar başına zaman kotası getirdi.
  • Kurumlar hedef pazarları özelinde 5 yıl destek alabilecek. Aynı süre içinde hedef pazar olarak belirtilmeyen ülkeler için desteklerden yararlanamayacaklar.
  • Hedef pazarlarını genişlettikleri sürece tüm ülkeler özelinde 5’er yıl bu desteklerden faydalanabilecekler.
  • Markaların ihracat ağını genişletmesi ve global marka algısını farklı coğrafyalara yayması adına çok olumlu bir değişiklik.
  • Mal ihracatçılarına yönelik programdaki bu olumlu değişikliklerin, hizmet ihracatına yönelik Turquality tebliğine de ilerleyen dönemlerde yansıyacağını umuyoruz.
  • Ulaştırma, eğitim, perakende, sağlık, film ve dizi yapımcılığı, bilişim, turizm ve gastronomi sektörlerine de açılan Turquality programı sayesinde hizmet sektörlerinin markalaşma ve ihracat yapma potansiyellerinin artacağını ön görüyoruz.

Daha 14 yaşında bir delikanlı bile olmayan Turquality’nin kısa sürede büyük işler yaptığını herkes biliyor. Turquality’nin babası sayılan Ziya Altunyaldız şimdilerde çok önemli bir görevde bulunuyor. İyi başlayan bu projenin öksüz kalmaması için zaman zaman el atmasında büyük fayda olduğu düşüncesindeyiz. Anlıyoruz ki o da bunu yapıyor...

 

Türkiye’nin iki süperi oldular

Uluslararası bağımsız bir otorite olan Superbrands tarafından Türkiye’nin süper markaları seçildi. Marka yönetimi ve pazarlaması konusunda başarı gösteren firmaların dünya çapında seçimini ve tanınmasını sağlayan Superbrands’in yürüttüğü çalışma doğrultusunda Doğtaş ve Kelebek Mobilya, Türkiye’nin süper markalarından olmaya hak kazandı.

Superbrands Türkiye, 4986 marka arasından 1148 markayı “Superbrands kriterlerine” göre aday marka olarak belirledi. Bu markalar, konusunda uzman jüri tarafından değerlendirildi ve 300 marka halk oylamasına kaldı. Nielsen 300 marka için İstanbul, Ankara ve İzmir’de 18 ile 56 yaş ve tüm SES gruplarında 1638 kişi ile yüz yüze görüşerek tüketici değerlendirmesini gerçekleştirdi. Tüm bu çalışmalar sonucunda hem Doğtaş hem Kelebek Mobilya, Türkiye’nin süper markalarından oldu. Bu seçimden sonra açıklama sırası Doğtaş Kelebek CEO’su Ersin Serbes’teydi... Şu görüşleri dile getirdi...

  • Mobilya ve dekorasyon trendlerinin öncüsü Doğtaş, 45 yıllık marka yolculuğunun meyvelerini toplamaya devam ediyor.
  • Kelebek markamız da 82 yıldır bu ülkenin en önemli markalarından biri. Bir marka yaratabilmek uzun soluklu bir yolculuk.
  • Süper marka aday seçiminde şirketin teknolojisi, yatırımları, iş gücü kalitesi, yaratıcılığı, markalaşmaya yaptığı yatırımlar, marka devamlılığı, sosyal sorumluluk projelerine katkısı, çevre duyarlılığı, etik değerlere uyması ve vergi sıralamasındaki yeri büyük önem taşıyor.
  • Biz bu alanların hepsinde hassasiyetle çalışmalar yürütüyoruz. Doğtaş ve Kelebek markalarımıza yatırım yapmaya devam edeceğiz. Markalarımızın başarısının uluslararası değerlendirme kuruluşu Superbrands tarafından tescillenmesinden gurur duyduk. Ustalıkla tasarladığımız ürünlerimizi hem yurtiçine hem de yurtdışında daha fazla duyurmak için çalışıyoruz. Aldığımız bu güzel sonuçlarla emeklerimiz taçlanıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...