Çıkış arayışı

30.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Arayış; kapsamlı, düşündürücü ve eylemlilik içeren güzel bir sözcük… Bu sözcüğü her düşünüşümüzde ya da kullanışımızda, aklımıza rahmetli Bülent Ecevit’in 12 Eylül döneminin zor koşullarında çıkardığı Arayış dergisi geliyor… Arayış dergisi, o karanlık günlerde, yüreğimizi ve bilincimizi aydınlık tutan bir meşaleydi… Ailecek Arayış’ın sıkı takipçisiydik… Her hafta, Arayış’ı dört gözle beklerdik…

Bugünlerde içine düştüğümüz karanlık, darboğaz, yalnızca bizim ülkemizle sınırlı değil. Elbette ülkemizin özgün durumundan kaynaklanan çok ağır sorunlarla karşı karşıyayız. Ancak, yaşanan dönemin, evrensel platformda da sorunları var. Küresel ölçekte ekonomik ve siyasal sorunlarla hesaplaşıyoruz. Bu krizi, yalnızca küresel kapitalizmle de sınırlayamayız. Aynı zamanda, insanı ezen, mağdur eden yanlış ekonomik ve sosyal politikalarla yeterince mücadele edemeyen, yeni döneme uygun politikalar geliştiremeyen solun ve sosyal demokrasinin de içine düştüğü açmazı, kıskacı görmemiz gerekiyor.

İşte son günlerde, evrensel planda, bizi umutlandıran, içinde bulunulan darboğazdan çıkış amaçlı iki önemli hamle geldi. Birincisi, Jeremy Corbyn önderliğinde, sol bir programla yenilenen, yeniden örgütlenen İngiltere İşçi Partisi’nin seçim başarısı; ikincisi, ülkemizde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet’ temalı uzun yürüyüş… Biz bu iki önemli hamleyi çok değerli buluyor ve solun, sosyal demokrasinin içinde bulunduğu darboğazdan, etkin bir çıkış arayışı olarak değerlendiriyoruz.

 

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ve Corbyn’in başarısı
Yıllar sonra Arayış dergisini anımsamamız ve anımsatmamız elbette boşuna değil. Ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin burgacında kıvranan kitleler için, günümüzde yeni politikalara ve yeni arayışlara ihtiyaç var. Hem ülkemizde, hem de evrensel platformda…

Üç hafta önce bu köşede yayımlanan ‘Çıkış yolu’ başlıklı ekonomi-politik analizimizde şunları yazmıştık: “Küreselleşmenin yarattığı sorunların ağırlığını omuzlarında hisseden toplumsal kesimler, 21’inci yüzyılın dünyasında, küreselleşme ile otoriter tek adam yönetimleri arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Bu durumda, ekonomik korumacılığı gündeme getiren, göçmen ve yabancı düşmanlığını körükleyen, aşırı milliyetçiliği ve ırkçılığı öne çıkaran, tek adamları kurtarıcı gibi sunan anlayışlar; bunalmış kitleleri kolayca etkileyebiliyorlar. İşte son dönemde dünya siyasetinde yaşanan yeni gelişmelerin temelinde bu dinamikler yatıyor. Oysa bu sıkışmışlığı aşmak, evrensel planda yeni bir seçenek üretmek gerekiyor. Bu görev de öncelikle sola ve sosyal demokrasiye düşüyor.”

 

Yeni hikâyenin ilk tümceleri mi?
Aynı yazının son bölümünde şu önerilerin altını çizmiştik: “Sol, yeni bir yaklaşımla kitlelerin önüne çıkmalıdır. Sorunlardan bunalmış insanlara umut olmalı ve yeni bir seçenek üretmelidir. Ortaklaşarak, yaşananlardan hoşnutsuzluk duyan toplumsal kesimlerle birlikte, yeni bir çıkış yolu oluşturulmalıdır. Sözün özü; solun, sosyal demokrasinin evrensel değerleriyle, yeni bir hikâye yazılmalıdır. Biz böylesi bir tarihsel birikimin, düşünsel ve eylemsel zenginliğin olduğuna yürekten inanıyoruz. 2017’lerin dünyasında, meydan; otoriter, baskıcı, tek adam rejimlerine bırakılmamalıdır.”

İşte son günlerde ülkemizde ve İngiltere’de yaşanan bu iki önemli gelişmeyi, yazılması gereken yeni hikâyenin ilk tümceleri ve ön adımları olarak değerlendiriyoruz. Doğrusu, böyle olmasını da yürekten istiyoruz, diliyoruz.

 

Corbyn ve Kılıçdaroğlu, arayışın ışıldakları
Günümüzde, küresel kapitalizm ile pratikte otoriter tek adam rejimleri olarak biçimlenen sağ popülizm (bir başka tanımla yeni faşizm) arasında sıkışmış kitlelerin; yeni bir umuda, aydınlığa ihtiyacı var. Bunun için, evrensel planda sıkı bir çalışma, yeni bir çıkış arayışı kendini dayatıyor. Dünyaya ve hayata ‘sol’dan bakanlar, bu gerçeği görmezden gelemezler, gelmemelidirler. Toplumsal siyasetin emektarlığı ve evrensel sorumluluğu bunu gerektiriyor.

İşte Jeremy Corbyn’in sol programının ve ülkemizde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet’ yürüyüşünün; önümüzdeki süreçte, evrensel platformda, solun, sosyal demokrasinin ideolojik ve toplumsal gelişimini etkileyecek temel dinamikler olacağını düşünüyoruz, öngörüyoruz. Corbyn ve Kılıçdaroğlu, yeni çıkış arayışının yol göstericileri ve meşale taşıyıcıları olabilir.

Böyle olabilmesi için de; özellikle uzun yürüyüşün, bütün dünyaya ve elbette sol, sosyal demokrat kamuoyuna, çok iyi anlatılması gerekiyor. Unutmayalım ki, ‘Adalet yürüyüşü, öncelikle millidir. Ama milli olduğu kadar, aynı zamanda enternasyonalist bir eylemdir. ‘Adalet’ gibi insani, vicdani ve evrensel bir temayı ifade ediyor.     

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar