Yürüyüşün ekonomi politiği

7.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’, bu pazar İstanbul-Maltepe’de gerçekleştirilecek mitingle taçlanıyor, noktalanıyor. Ülkemizde adalet arayışı ise elbette daha sürecek uzun bir maraton… Tıpkı 16 Nisan referandumundaki ‘hayır’ tavrı gibi…

Öncelikle belirtelim; Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP, hemen herkesin bir adaletsizlik öyküsünün olduğu ülkemiz koşullarında, gündemin ve halkımızın ‘bam teli’ne dokundu. Hani ‘damardan’ derler ya!.. İşte tam da öyle oldu… Adalet yürüyüşü, gündemi ve insanımızı damardan yakaladı; akıllarda ve vicdanlarda derin izler bıraktı…

Geçtiğimiz gün, bulunduğumuz şehirde ilginç bir olaya tanık olduk. Sokakta oynayan çocuklar, ‘adalet, adalet, adalet’ diye tempo tutuyorlardı. Bu talep sokaktaki çocuğa kadar ulaşmışsa, ötesini varın siz düşünün…

‘Hak, hukuk, adalet!..’
Bakmayın siz iktidar partisi çevrelerinin, yürüyüşü terörle ve terör örgütleriyle ilişkilendirme çabalarına… Bunları söyleyenler, iddialarına kendileri de inanmadıkları için; ileri sürdükleri tezler, adeta sabun köpüğü gibi, Ankara-İstanbul hattının kilometrelerce süren ve ‘hak, hukuk, adalet’ diyerek yürüyen on binlerce adalet yürüyüşçüsünün vicdan teri ile ıslanan asfaltında yıkanıp gitti…

Yürüyüşü itibarsızlaştırma ve etkisini azaltma çabaları, tam aksine sonuçlar verdi. Yürüyüşe olan ilgiyi, sempatiyi, saygıyı artırdı. Anadolu insanı, adalet yürüyüşünü önce kendi vicdan terazisinde tarttı. Aslolan, insanımızın ve halkımızın vicdanında, bu yürüyüşten kalan temel iz; adeta yüreklere kazınan tertemiz adalet duygusudur, talebidir, çığlığıdır… Bütün dünyanın duyduğu bu çığlığı, varsın işine gelmeyenler duymasın… Elbet tarih duyacaktır…

Demokrasi hareketi
Adalet yürüyüşü üzerine daha çok şey yazılıp söylenecektir. Biz bu yazımızda, çok önemsediğimiz ve değerli bulduğumuz tarihi yürüyüşün, ekonomi-politik açıdan bir ön analizini yapmak istiyoruz.

16 Nisan referandumu sonrasında bu köşede yazdığımız ‘Hayır’ı demokrasi hareketine dönüştürmek’ başlıklı makalede, “Şimdi yapılması gereken; ‘hayır’ın kucaklanması, kalıcılaştırılması ve etkin bir demokrasi hareketine dönüştürülmesidir” demiştik.

İşte tam da böyle oldu. Adalet yürüyüşü ile ‘hayır’ tavrı bir demokrasi hareketine dönüştü.

Adalet odaklı
Yürüyüşün temasının ‘adalet’ olarak belirlenmesi ve yalnızca bu talebin öne çıkarılması, konuyu sadeleştirdi ve yalınlaştırdı. Hem siyasal açıdan hem de iletişim açısından, mesajı ve eylemi güçlendirdi.

Bu durum, aynı zamanda yürüyüşün etki ve kapsama alanını da genişletti. Gündemi belirlemeye alışmış iktidar çevrelerinin kimyasını ve ezberini bozdu. Adalet yürüyüşü, iktidara yakın bazı kesimlerdeki fay hatlarını da tetikledi. Hak, hukuk, adalet duygusunu yitirmemiş vicdanlarda sorgulama başlattı. Olası etkilerini ve sonuçlarını, önümüzdeki süreçte daha iyi göreceğimizi düşünüyoruz.

Emek ağırlıklı
Mağdurların ve mazlumların sesi olan yürüyüş, pek çok farklı kesimden ilgi ve destek gördü. Tabii en başta da, günümüzde bin bir sorunla boğuşan çalışan kesimlerden… İşçi sendikalarının önemli bir bölümü yürüyüşe aktif olarak katılıp destek verdi. Bu da eylemin emek ağırlıklı yönünü öne çıkardı. Bu durum elbette eylemin doğasına da uygundu.

Yalnız bu arada, önemli bulduğumuz bir tespitin altını çizmeden geçmek istemiyoruz. Her daim gündemi iyi takip ettiğini bildiğimiz iş ve ekonomi çevrelerinin, onların yöneticilerinin, sözcülerinin; neredeyse bir aydır ülke gündeminde yer alan ‘Adalet yürüyüşü’ ile ilgili olarak bir görüşlerinin olmayışı, size ilginç gelmiyor mu? Bu kesimlerin adalet ve hukuk konusunda hiç mi sorunları, söyleyecek sözleri yok! Unutmayalım, tarih suskun kalanları da yazar…  

Sürdürebilir olmak
Bizce, adalet yürüyüşü ile ülkemizde siyasetin ve muhalefetin çıtası yükseldi. Bu yürüyüş, pek çok yönden siyaset tarihindeki değerli yerini aldı. Yalnız ülkemiz için değil, dünyadaki siyasal hareketler için de önemli derslerle doluydu. Şimdi önemli olan bu derslerden yararlanabilmek… Ülkemizdeki muhalefet hareketi için de, en başta, ‘hayır’ı ve ‘adalet arayışı’nı, bundan böyle daha da büyüterek güçlü biçimde sürdürebilmek…

Bu konudaki görüş ve önerilerimizi bir başka yazıya bırakarak, başta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP örgütleri olmak üzere, bu tarihi yürüyüşü gerçekleştiren, katkı ve destek veren herkesi yürekten kutluyoruz. Adalet yürüyüşü, ülkemizin demokrasi tarihine çok önemli bir sayfa ekledi.    

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar