Türkiye’de kadın liderler de var dedirten iki önemli atama

7.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Amgen 100’den fazla ülkede 20 binin üzerinde çalışanıyla dünyanın lider biyoteknoloji şirketlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu dünya devi 2005 yılında Türkiye’ye geldi.

Amgen Türkiye pazarını sevdi. 2012 yılında 700 milyon dolar doğrudan yatırım ile Türkiye’nin öncü ilaç şirketlerinden olan ve ilk biyobenzer üreticileri arasında yer alan 94 yıllık geçmişe sahip Mustafa Nevzat İlaç’ı satın aldı.

Böylece sektörün en büyük yabancı yatırımcısı konumuna ulaştı. İşte bu önemli şirket çok önemli bir karara imza attı. İki önemli göreve Türkiye’nin iki lider kadınını getirdi.

Amgen Türkiye’nin Genel Müdürlük pozisyonuna, Türkiye’nin en etkili kadın liderlerinden biri olan Güldem Berkman atandı. Güldem Berkman aynı zamanda Mustafa Nevzat İlaç’in yurt içi ticari faaliyetlerinden sorumlu Genel Müdür görevini de yürütecek.

Peki neden kadın lider Güldem Berkman anlatalım…

Amgen Türkiye’den önce Novartis Pharma AG'nin İsviçre Basel’deki ana merkezinde Novartis Değişim Projesi İlaç Divizyonu Global Liderliği pozisyonunda görev yaptı.

Berkman, 2001 yılından bu yana Novartis’te Türkiye Ülke Müdürlüğü, Macaristan Ülke Müdürlüğü ve Asya, Ortadoğu, Afrika Bölgesi Yürütme Kurulu Üyeliği de dahil olmak üzere üst düzey kademelerde görev yapmıştı.

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi’nde Finans, Pazarlama, Ekip Yönetimi İle Liderlik ve Sağlık Ekonomisi konularında sertifika programlarına katılan Berkman, 2012-2014 yılları arasında Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Başkanlığı, 2013-2015 yılları arasında Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkan Yardımcılığı, 2013-2015 arasında İsviçre Ticaret Odası Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştu.

İşte bize bir kadın lider… Eğer siz ilaçta lider olacaksanız bu lideri genel müdürlüğe getireceksiniz. İşte Amgen’de bunu yaptı…

İkinci kadın lider Ayla Kurtuluş da Operasyonlar ve Dış Pazarlar Genel Müdürü oldu.

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olan Kurtuluş’un sektörde 20 yılı aşkın deneyimi bulunuyor. Kurtuluş, API ve bitmiş ilaç ürünleri imalatına dair çeşitli teknolojiler konusundaki deneyimine ek olarak Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika'daki Bölgesel Operasyonları da yönetti. Ayla Kurtuluş, TMEA bölgesinde 4 yıl Çeşitlilik ve Dahiliyet Şampiyonu oldu. Kurtuluş, Avrupalı iş kadınları tarafından kurulmuş ve yönetimde kadın-erkek işbirliğini desteklemeyi amaçlayan European Women’s Management Development (EWMD) Örgütü üyesi.

Kurtuluş’a başka görevler de verildi şirket içinde… Ama şu görüldü ki Türkiye’de kadın olarak da çok iyi yetişmiş kadrolar bulunuyor. Bu kadınlar özel sektörde çok önemli görevler üstleniyor. Bu atamaya da bu pencereden bakmak gerekiyor.

Bu sözleri verecek kaç babayiğit patron çıkar
Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayan şirketler az ama öz yoluna devam ediyor.

Çünkü hala sigortanın bir avantaj olduğu duyuruları ile eleman arayan şirketlerimiz var.

İnsan haklarına, çalışma kurallarına uymamayı alışkanlık haline getiren işverenlerimizin sayısı hiç de az değil…

Ama buna rağmen 2016 sonu itibarıyla Türkiye’de 250 aktif imzacının olduğu BM Küresel İlkeler Sözleşmesi yeni imzacılarla giderek büyüyor.

Bu sözleşmenin altına imza atmak öyle her babayiğidin harcı değil… En yeni imzacılardan biri 1K Kimya oldu.

1K Kimya “Akıllı Temizlik” sloganı ile yer aldığı ev bakım ve temizlik ürünleri sektöründe faaliyet gösteriyor.

Bu sözleşmeye imza atmak bir zorunluluk değil, gönüllülük esasına dayanıyor. Gönüllü olarak şirketin verdiği 10 söz ya da ilke şöyle özetlenmiş…

İnsan Hakları

İlke 1. İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve haklara saygı duymalı.

İlke 2. İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı.

 

Çalışma Standartları

İlke 3. İş dünyası, çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü desteklemeli.

İlke 4. Zorla ve zorunlu işçi çalıştırma uygulamasına son verilmeli.

İlke 5. Her tülü çocuk işçi çalıştırma uygulamasına son verilmeli.

İlke 6. İşe alım ve işe yerleştirmede ayrımcılığa son verilmeli.


Çevre

İlke 7. İş dünyası, çevre sorunlarına karşı ihtiyati yaklaşımları desteklemeli.

İlke 8. Çevresel sorumluluğu artıracak her türlü faaliyete ve oluşuma destek verilmeli.

İlke 9. Çevre dostu teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını desteklemeli.

Yolsuzluklarla Mücadele

10. İş dünyası, rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalı.

Sıkı ilkeler… Türkiye’deki durumu görüp neden bu şirket bu sözleri vererek başını derde sokmuş diye düşünebilirsiniz.

Ama 1K Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Sevginar Baştekin böyle düşünmüyor…

Süreci şöyle özetliyor…

. Kurulduğumuz günden bu yana İnsan Hakları, Çalışma Standartları, Çevre Koruma ve Yolsuzlukla Mücadele başlıkları altında toplanan 10 temel kriteri prensip olarak benimsemiş bir kurum olmaktan memnunuz.

. Özellikle çevre konusu önemle üzerinde durduğumuz ilkeler arasında. En büyük hayalimiz bir gün doğayla iç içe bir üretim merkezi kurmak ve tamamen doğal üretime geçmek.

. Bu sözleşmeyi imzalayarak, aslında bir söz vermiş oluyoruz. Bu sözü tuttuğumuzu hatta geliştirdiğimizi de her yıl hazırlayacağımız Communication on Progress (COP) raporuyla kamuoyuyla paylaşacağız.

Evet görüşler böyle… İlkeler ve verilen sözler gelip geçici bir haves de değil. Her yıl atılan adımlar rapor haline gelecek. Kaç babayiğit patron çıkar bunun altına imza atacak bilmiyoruz… Ama çıkması için kamuoyu baskısı oluşturmak gerekecek gibi…

Bir en sıcak bir en soğuk iklim değişince paranın yenmeyeceğini ne zaman anlayacağız

Tam 10 yıl önce iklim değişikliği konusunda bizlerinden bir şeyler yapması gerektiğini konuşmuştuk. İki önemli hoca bu konuda bizi bilgilendirdi.

Biri Prof. Miktad Kadıoğlu, diğeri de Doğanay Tolunay… Bu iki isimle yaptığımız ilk toplantıda şunu söylemiştik…

-            Biz medya olarak farkındalık konusunda bir şeyler yapmak istiyoruz…

Her iki isimde çok iyi olur dedi… Hatta daha sonra Doğanay Tolunay ile birlikte yürüdük ve o bizim hep bilim kurulu başkanımız oldu.

O günden bu yana her yıl bir büyük Küresel Isınma Kurultayı, onlarca da küçük bilgilendirme toplantıları yaptık.

Yüzlerce haber çıktı. Çok sayıda bilimsel kitapçık hazırlandı. İMECE usulü yapılan bu işe çok önemli kurum ve kuruluşlar destek verdi.

Son dönemdeki gelişmelere bakınca iyi ki hocalar bu işi yapın demişler, iyi ki bu etkinlikleri yapmışız diye düşünmeden edemedim.

Şöyle bir İstanbul’a bakalım… Kışı anlamadık… Bahar olmadan yaz geldi.

Geçtiğimiz günlerde önce Afrika sıcakları yaşadık. Sonra yağmur bastırdı.

Seller oldu. önceki yıllarda hortum gördük… Yani iklim bozuldu. İklim bozulunca üretimde sorun oluyor. Dünya yaşanmaz hale geliyor.

Bu konudaki endişeyi son olarak dünyaca ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking dile getirdi.

Bilindiği gibi ABD Başkanı Donald Trump Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı aldı.

Hawking, Trump'ın ülkesinin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararının geri alınamaz iklim değişikliklerine yol açabileceği uyarısında bulundu.

Hawking, "Bu adım Dünya'yı Venüs gibi sera gezegen olma yoluna sokabilir" değerlendirmesinde bulundu ve şu noktaların altını çizdi:

. Küresel ısınmanın tersine çevrilemez hale geleceği taşma noktasına yakınız.

. Trump'ın eylemleri Dünya'yı, sıcaklığı 250 derece olan ve sülfürik asit yağan Venüs gibi olmanın eşiğine getirebilir.

. İklim değişikliği karşılaştığımız en büyük tehlikelerden biri, eğer şimdi harekete geçersek önleyebiliriz.

. Donald Trump, iklim değişikliğinin kanıtlarını inkar ederek ve Paris İklim Anlaşması'ndan çekilerek güzel gezegenimiz için önlenebilir çevresel zarara neden olacak ve bizim ve çocuklarımız için doğal yaşamı tehlikeye atacak.

Araştırmaları 40'ın üzerinde dile çevrilen Hawking, bilim çevrelerinde Albert Einstein'dan sonraki en büyük deha olarak görülüyor.

İşte bu deha sorunu böyle dile getiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu tavrına yani ülkesini COP21 diye anılan Paris Anlaşması'ndan çekme kararına karşın çin farklı bir tavır ortaya koydu.

Çin, geçmişte en çok karbondioksit emisyonu üreten ülkelerden biri olarak bu çevreci adımlara sıcak bakmıyordu. Ancak şu anda yoğun çabalar göstererek Paris'te saptadığı hedefine doğru ilerliyor. Buna göre, 2030 yılında emisyon artışını durdurmuş olacak. Diğer dünya devi Hindistan’dan olumlu mesajlar geliyor.

Türkiye son dönemde özellikle yenilenebilir enerji konusunda attığı adımlarla bu konuda dikkat çekici bir gelişme sergiliyor.

Çok sayıda şirketimiz karbon emisyonu konusunda çevreci adımlar atıyor. Mesela havacılık alanında önemli projelere imza atan TAV emisyon konusunda geliştirdiği teknolojilerle yeşil havaalanı konseptinin yerleşmesinde büyük katkı verdi.

Yine Arçelik bu konuda attığı adımlarla beyaz eşyanın yeşille anılması noktasında dünyada örnek gösterilecek bir noktaya ulaştı.

Son dönemde sıcak ve yağmurla bir kere daha hatırladık iklim değişikliğini… Dünya altımızdan kayıp gidiyor. Son olarak Kızılderili’nin söylediklerini kendi kendimize tekrarlayalım.

Son balık öldüğünde, son ağaç kesildiğinde, son ırmak kuruduğunda beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak.

Evet o uyarı gündeme gelmeden adım atalım.. Aksi halde yarın çok geç olacak.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar