Sırla yüz yüze

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu yaz tatilini kitap okuyarak geçiriyorum. Okuduğum kitapların büyük çoğunluğu geride bıraktığımız günlerde bana gönderilen kitaplar. Bir kısmı da benim okumak için seçtiğim kitaplar. Daha sonra onlardan da söz edeceğim. Bugün sizlerle düşüncelerini paylaşmak istediğim kitap "Sırla Yüz Yüze" ismini taşıyor. Yazarı Patrik Bartholomeos.

Patrik Bartholomeos hepimizin bildiği bir din adamı. Kitabında Ortodoks dünyasına ait tarihi, dini, vizyoner bilgilerin yanı sıra inanç ve özgürlükle ilgili düşüncelerini de ortaya koyan Patrik Bartholomeos, barışa giden diyalog yolunun erdemlerini anlatırken; "Diyalogun hiçbir bedel ya da tehlike olmadan gerçekleşeceğini düşünecek kadar saf değilim. Bir diğer kimseye-ya da bir diğer dine, bir diğer kültüre yaklaşmak daima risk taşır. Hiçbir zaman neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. Acaba karşı taraf benden ya da niyetimden şüphelenecek mi? Benim kendi inanç sistemimi ya da yaşam biçimimi ona dayatmak istediğimi mi sanacak? Geleneğimin ve değerlerimin eşsiz ve ayırt edici yanlarından ne kadar ödün vereceğim - ya da onları kaybedecek miyim? Hasbıhal edeceğimiz müşterek zemin nedir? Herhangi bir diyalogun, eğer varsa, verimli sonuçları nelerdir? Bu sorular bir diyalog teşebbüsünde zihni bitap ve kalbi harap düşürür. Yine de ben, kişi kalbini ve zihnini diyalogun mümkünlüğüne teslim ettiğinde, kutsal bir şeyin vuku bulduğuna inanıyorum. Ötekini her türlü korku ve kinden azade kucaklama iradesi sergilendiğinde sırrî bir kıvılcım alevlenir ve bizden çok daha büyük bir şeyin -ya da Birinin - hakikati, bu bize ağır görünen yükü yüklenir ve taşır. Ve böylece diyalogun faydalarının, taşıdığı risklerden çok daha fazla olduğunu görürüz. Kültürel, dini, ırksal farklara rağmen, birbirimize tahayyül edemeyeceğimiz kadar yakın olduğumuza ikna oluruz."

Avrupa Birliği'nin sahip olduğu ölçüleri değerlendirirken İslamiyet'e peşin hükümle yanaştığını da vurgulayan Patrik Bartholomeos'un bu konudaki hükmü aynen şöyledir; "Sorun İslam'ın Batı'daki varlığının şüphesiz ki artmakta olması ya da dünyadaki varlığının gitgide daha görünür, sesinin daha çok duyulur olması değildir. Sorun, Batı'nın bu varlığı anlamak ve kucaklamak için hazır olmayan doğasında yatmaktadır. Doğrusu İslam'ın özgüveniyle karşılaştırıldığında, Batı post-modern bir ahlaki vurdumduymazlık içerisindedir. Batı'nın en büyük zaafı, İslam'ın yükselişi değil, sekülerliğin yaygın yükselişidir. Hıristiyanlık, Batı uygarlığına ilham verme ve kılavuzluk etme sorumluluğundan el çekmiş gibi görünmektedir. Tabiatı itibariyle ait olduğu ve geliştiği kamusal alandan da ricat etmiştir. Batı dünyasının tümünde etkin entelektüel bir dalganın zirvesine ulaşmış görünen agnostisizme ve hatta ateizme teslim olmuştur."

Patrik Bartholomeos, özgürlük olmadan hakiki bir kişiliğin olamayacağı kanısındadır. "Yalnızca özgür olduğumuz ölçüde gerçek anlamda kişi olabiliriz" demekte ve eklemektedir: "Ayrıca özgürlük bölünemez. Kendi özgürlüğümüzün savunusu her zaman başkalarının özgürlüğüne saygı duymaktan geçer"

Patrik Bartholomeos gene diyor ki; "Din adına verilen savaşın, dine karşı verilen savaş olduğunu defalarca beyan ettim. Tanrı adına verilen savaş Tanrı'ya hakarettir." Ve ekliyor; "Eğer bu yüzyıl akıllarda kalacaksa, kendini barış davasına adayanlardan dolayı akıllarda kalacaktır."

"Barış yapmak neticede adanmışlık, cesaret ve fedakârlık gerektirir. Evet, barış çok zaman alır ve emek gerektirir." Gene dini önderlerin sorumluluğuyla ilgili olarak; "Dini liderlerin, insanları yanlış yönlendirmemek ve tahrik etmemeye dair özel bir sorumluluğu vardır.

Yazımı O'nun kitabından aldığım bir özdeyişiyle noktalamak istiyorum: "İnsana bahşedilen en muazzam şey tercihtir, özgürlüktür."

  (Sırla Yüz Yüze, I.Bartholomeos, İSTOS Yayınları, www.istospoli.com)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...