Uygarlık?!..

28.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İstanbul, müstesna bir şehirdir.

Çağlar boyu yaşayanları bu müstesna imparatorluk başkentine estetiği uygarlıkla beraber getirdiğinden tarih burada her karış toprakta çağları aşarak adeta fışkırırcasına uygarlığının örnekleriyle dolu olarak karşımıza çıkar.

Estetik çağlar ötesinden su bentleri, surları, camileriyle bizi uygarca bağrına basar.

Ortasından deniz geçen bu müstesna şehrin ağaçları, çiçekleri bizleri buradan başka bir yerde bulamazsınız diye sabah - akşam çevremizi selamlar.

Ne var ki, sakinleri yaşadıkları bu coğrafyanın farkında değillerdir.

Tabiatın biraz haşinleşip kar yağdırdığında veya coşup su dağıttığında bizler farkındalığının farkında olmadığımız bu coğrafyada biraz cehaletimizden, biraz da beceriksizliğimizden acizleşir, zavallı hale geliriz.

İstanbul’a 27 Temmuz Perşembe günü akşam üstü altı ile altı buçuk saatleri arasında kısa süreli ama etkili bir yağmur yağdı.

Hayat durdu.

Ben otomobilim içinde Dolmabahçe - Kabataş arasında yağan yağmura yakalandım. Denize yer yer elli, yer yer yüz metre mesafede olan yolumuz kanalizasyon sistemi mevcut olmadığı için birdenbire sular altında kaldı. Kimi yerde yirmi, kimi yerde kırk santime kadar yükselen su, arabaları seyirden, deyimi gerekirse men etti.

Oysa mühendis, mimar olmaya gerek yok…

Denize uzatılacak bir boru suyun boşaltılması için yeter de artar.

Gene Aksaray gibi, Taksim gibi, Sirkeci gibi, Balmumcu gibi merkezlerde yapılan alt geçitlerin kanalizasyon bağlantıları bulunmadığı için kimi yerde elli, kimi yerde altmış santime kadar yükselen sularla İstanbullular Karagöz’ün Yalova sefasını andıran hoşluklar (!) yaşadılar.

Diyebilirsiniz ki, beklenmedik derecede afet halinde bir sağanakla karşılaştık.

Suyun bilmem kaç metre altına yol döşeyen akıl, tonlarca deniz suyunun basıncına karşı koyan mimari yapının zekası, yağmurun suyunu def edecek çukuru kazamamışsa, pompayı kuramamışsa yapılanın değerini övmek akla ziyandır. Gene trafiği rahatlatsın diye yapılan alt geçitler yağmura teslim oluyorlarsa bunu yapan müteahhitin, çizen mimarın ve hesaplayan mühendisin biraz düşünmesi gerekir.

Bu yağan yağmur Orta Anadolu’da bir kasabada yağsa, ona pek bir şey söyleyemeyiz ama denize taş çatlasa yüz metre mesafedeki asfaltın suyunu boşaltamıyorsak yaşadığımız akıl tutulmasından başka bir şey değildir.

Bu bir uygarlık anlayışıdır.

Denizin altına tünel yapmayı beceren zihniyet, o tünelin girişinde biriken suyu tahliye etmeyi akıl edemiyorsa, bu eğitim eksikliğinden değil, uygarlık anlayışından kaynaklanır.

Dolayısıyla uygarlık yol yapmak, baraj yapmak, tünel yapmak olsaydı nice gökdelenli ülke uygar kabul edilirdi.

Oysa eskilerin medeniyet dediği uygarlık, zekanın bilimle buluşması, estetiğin teknikle uyuşmasıdır.

Hasılı uygar oldum demekle uygar, büyük oldum demekle büyük olunmuyor...

İspatı mı?

İşte İstanbul…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...