Oda seçimleri sessiz ve derinden gidiyor, birliklerde kıyamet kopuyor

28.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Önümüzde seçim üstüne seçim var. Seçim yarışı önce iş dünyasında başlayacak. Sonra da siyasette. Türkiye seçimini yapacak.

Yani ekonomi dünyası önce kendi seçimini sonra da diğer seçimleri yapacak.

Umarız bu süreçte bütün adaylar ekonomiye canlılık getirecek  projeler ortaya koyar, Türkiye yeni hikayelerin yazıldığı bir döneme yelken açar.

İlk işaretler bu yelkene rüzgar taşıyacak nitelikte değil, ama biz durumu anlatmaya devam edelim.

Süreç oda, borsa seçimleri ile başlayacak. Sonbahar odaların meclis üyelerinin seçildiği sonra da yeni yönetimlerinin belirlendiği günlere gebe...

Odalarda herkes çok derinden çalışıyor. Geçmişte yüksek sesle çalışan, başkan adaylığını önceden ilan edenlerin başına gelenler biliniyor.

Bu yüzden herkes önce kendi komitesinde meclise girmeye çalışıyor. Sonra yönetim ve başkan adaylığı gündeme gelecek.

İstanbul ve Ankara odalarına ilişkin bazı isimlerin başkan adaylığı fısıldanıyor ama şu anda gerçek başkan adayları sessiz ve derinden gidiyor.

Ama önümüzdeki mart ve nisan aylarında yapılacak ihracatçı birliklerinde kıyamet kopuyor.

Özellikle Mehmet Büyükekşi’nin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) başkanlığına yeniden aday olmayacağını açıklaması ile birlikte bu kurumda başkan adayı enflasyonu yaşanıyor.

Birliklerin başındaki herkesin, TİM başkan yardımcılarının adı başkan adayları arasında geçiyor.

Hikmet Tanrıverdi, Murat Akyüz, İsmail Gülle, Tahsin Öztiryaki adı geçenler, önceki başkan Oğuz Satıcı’nın  aday olması için çalışanların olduğu da biliniyor.

İhracatçı birliklerinde ortalık toz duman bir durumdayken ortaya bir de birliklerle ilgili yeni taslak çıktı.

Yeni taslağa göre toplam 60’tan fazla ihracatçı birliğinin bulunduğu TİM’de, ihracatçı sektör sayısının 26’dan 40’a çıkarılma planı yer alıyor. Yani yeni birlikler kurulacak.

Seçimlere beş kala nereden çıktı bu taslak diyenlere şu yanıtlar veriliyor:

1- Bilindiği gibi ihracatçı birliklerinde seçilme süresi iki dönem ile sınırlandırıldı. Yani 8 yıl... Şu anki birlik başkanlarının neredeyse tamamı bu yüzden yeniden aday olamıyor. Yeni uygulama ile birlikte mevcut birlik başkanlarının önü açılmış olacak. Bu arada iki dönem ile sınırlama TOBB’da da vardı ve mahkeme bu sınırı ortadan kaldırdı. Eğer itiraz olursa birliklerde de bu sınır ortadan kalkabilir. Ama burada önemli bir engel var. Mevcut başkan Mehmet Büyükekşi bu sınırın kalmasını istiyor. Bu yüzden sınıra takılan başkanlar itiraz yoluyla bunu yapıp, Büyükekşi’yi karşılarına almak yerine arkadan dolanıp, birlik yasasını değiştirip, yeni birlikleri ortaya çıkarıp önünü açmak istiyorlar.

2- Bir başka görüşe göre Ankara bazı isimlerin başkan olmasını istiyor. Bu uygulama Ankara’ya yakın bu isimlerin önünü açacak, onlara koltuk imkanı sağlamış olacak deniyor.

Söylentiler böyle... Ama gerekçe ne olursa olsun ihracatçılar bu yüzden ayağa kalkmış durumda.

Daha önce tanıtım gruplarının da kendilerine sorulmadan kapatılmasını içine sindiremeyen ihracatçılar bu defa tasarıya karşı seslerini her ortamda açık ve seçik olarak yükseltiyor.

Yani 1993 yılında kurulan, çeşitli sektörlerden 67 bin ihracatçıyı bir araya getiren bir çatı örgütü tasarı tartışması yaşıyor.

Toplam 26 sektörden gelen 60’tan fazla ihracatçı birliğinin sil baştan değişmesi söz konusu...

Ne diyorlar ihracatçılar itiraz olarak:

  • 60 ihracatçı birliğine 13 sekreterlik olmaz. Her birliğin bir sekreterliği olması ve ihtisaslaşmanın öne çıkarılması gerekiyor.
  • Önümüzdeki dönem ihracatı artırmak istiyorsak uzmanlardan oluşan sekreterlikle desteklenen ihracatçı birliklerinin olması gerekiyor.
  • Alakasız sektörleri aynı birliklerin çatısı altında toplama yanlışlığından kurtulmak gerekiyor.  Birbirine yakın sektörlerin bir araya getirilmesi önemli.
  • Çünkü her sektörün sorunu ayrı. Bunlara çözüm üreten, rekabet konusunda üyelerinin önünü açan ihracatçı birlikleri olmalı.
  • İhracatçı birliklerinin yönetimine girenlerin şirket şapkalarını dışarıda bırakması gerekiyor. Birlik yönetim kurulu üyeliğini kendi şirketlerinin lehine kullananların yeni dönemde yönetim dışında bırakılması gerekiyor.
  • Birliklere aday olacakların iş planlarını ortaya koyması, bu plan doğrultusunda 4 yılı içinde ihracatı nasıl artıracaklarını anlatması önemli. Oy vereceklerin ahbap çavuş ilişkileri ile değil bu plana bakarak oy kullanması bekleniyor.

Tasarı ortalığı karıştırırken birlikler de seçim yarışı başladı. Ali Kahyaoğlu’nun başında bulunduğu Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) yarışın ilk başladığı birlik oldu.

Bazı yönetim kurulu üyeleri mevcut yönetime tavır alıp istifalarını verdiler... İş kadını Zuhal Mansfield adaylığını açıkladı.

Özetle önümüzdeki Mart ile birlikte büyük çekişmelere sahne olacak birlik seçimlerinin çalışmaları şimdiden başlamış durumda.

Seçim yarışı taslak tartışması ile daha da alevlenecek gibi görünüyor.

 

Numan Hoca turizmde başarı öyküsü yazar mı?

Bir önceki dönemin hükümet sözcüsü, Başbakan Yardımcısı Prof. Numan Kurtulmuş yeni açıklanan kabinede Kültür ve Turizm Bakanlığı görevine getirildi.

Bu yüzden başlıkta bu soruyu gündeme getirdik. Başlıktaki sorunun yanıtını şöyle özetleyebiliriz.

“İsterse yapar...”

Neden isterse?.. Çünkü önümüzdeki döneme ilişkin Numan Kurtulmuş'a yeni görevler verileceği söylentileri ortalıkta dolaşıyor.

Bunu geçelim. Neden bu bakanlıkta Numan Kurtulmuş ya da Numan Hoca başarı öyküsü yazar onu anlatalım...

Numan Kurtulmuş uzun bir süre partide yani AK Parti’de ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevi yaptı.

İşte bu sırada çok önemli projelere imza attı. Bunlardan biri de kentlerin özelliklerini içeren çalışmaydı.

Yani Numan Kurtulmuş şu anda düğmeye bassa turizm konusunda hangi ilde ne yapılabilir ortaya koyabilir.

İller arasında turizm yarışı başlatabilir. Sadece bu durum bile Türkiye’nin turizmde sınıf atlamasını sağlayabilir. Böylece 50 yılda 50’den fazla bakan değiştiren turizm sektörü efsane bir bakanla tanışmış olur.

Bir de Başbakan Yardımcılığı sırasında Türkiye’yi dünyaya anlatmak için başlattığı ekonomi diplomasisi uygulamasını da farklı bir boyutta turizmde yapabilir.

Çünkü Türkiye’ye gelen turist, Türkiye’den giden en iyi tanıtım görevlisi olarak değerlendirilebilir.

Yeter ki Türkiye doğru anlatılsın. Böylece hem turizm için hem de Türkiye için beklenen tanıtım kampanyası da başlatılmış olur.

Peki Kültür ve Turizm Bakanı olarak Numan Kurtulmuş göreve gelir gelmez hangi mesajları verdi? İşte o mesajlar:

  • Türkiye, turistler için güvenli bir bölgedir. Çok sayıda, özellikle Alman turistlerin de birinci derecede tercih ettiği ülkelerin başında geliyor, böyle olmaya da devam edecektir.
  • Bir siyasetçi olarak şunu söylerim; siyasi gerilimler ve siyasi hesaplar uğruna gerçekleri feda etmeye kimsenin hakkı yok. Bu anlamda da herkes, Türkiye'ye karşı söylediği sözlere dikkat etsin.
  • Bu arada bir önemli mesaj da yeni dönemde turizm ve çevre konusunda tam bir uygun ortaya konacak.  Böyle de olmalı.

Pideyi CIP'ten uçurup dünyaya lezzet  satabilir

Türkiye’nin lezzet turizminde dünya markası olacağını hep söylüyorum ve savunuyorum... Ben bunu söyleyince hemen aklınıza Gaziantep geldi sanırım...

Evet, Antep bu konuda lider özellikleri taşıyor. Özellikle Belediye Başkanı Fatma Şahin’in son İstanbul etkinliği bu konuda açık ara lider olduğunu gösterdi Antep’in...

Tamam, Antep lider de öyle takipçileri var ki liderlikteki işi çok zor... İzmir mesela... Ege lezzetleri... Adana, Urfa liderin yakın takipçileri...

Manisa’dan Tekirdağ’a Türkiye’de 300 çeşit köfte yapıldığını biliyor musunuz?

Antakya’nın, Hatay’ın çeşitliliği, Trabzon’un tereyağı, Rize’nin muhteşem yemekleri, Erzurum çağ kebabı say say bitmez lezzet diyarı Anadolu...

Ama ben işi döndürüp dolaştırıp Ordu’ya getirmek istiyorum.  Bütün bu kentlerde yerel yöneticilerin desteği ile bu lezzetler zaman zaman kamuoyunun gündemine taşınıyor.

Ama Ordu’da işin sahibi var... Hem de iddialı bir sahip... Ordu’nun tostunu, karalahanasını, kaldiriğini ve en önemlisi pidesini dünya markası yapmak için yola çıkmış bir sahip... Olaya tamamen ticari bakan bir sahip...

Ticari baktığı için de zaman ilerledikçe, adımlar atıldıkça ete kemiğe bürünen bir proje haline geliyor Ordu lezzetleri...

Ordu’dan çıkıp dünya markası olmayı hedefleyen bu girişimci ekibin adı Aktaşlar Lezzet Grubu...

Ordu pidesini 5 dakika içinde sofraya getirme tekniğini geliştirdiler.

Bu tekniğin pide sektörünün büyüklüğünü bu yıl içinde ikiye katlayacağını söylüyor Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş... Sonra da ekliyor:

“Bu milli lezzeti tüm dünyaya tattırmayı hedefliyoruz.”

Peki, bu nasıl olacak? Sadece pideyi 5 dakika da sofraya getirme tekniği yeterli mi? Başka adımlar, Ordu pidesini bütün dünyaya tanıtmak, anlatmak, markalaştırmak gerekmez mi?

Yani başka şeyler de olması gerekiyor. Bulmak lazım... Düşünmek, araştırmak lazım... Tamer Aktaş ve ekibi bunu yapıyor, biz de yapılana bir destek verelim istedik...

Mesela ilk adım Avrupa’da denize dolgu yöntemi ile inşa edilmiş ilk havalimanı olan Ordu-Giresun Havalimanı’nda atılabilir.

Ordu-Giresun Havalimanı izlediğim kadarı ile uluslararası nitelik taşıyor. Avrupa’da seferler olması nedeniyle söylemiyorum. İstanbul bağlantılı çok sıkı bir uluslararası yolcu kapasitesi bulunuyor.

Bu önemli havalimanında CIP Salonu bulunmuyor. Daha doğru bir deyimle salon var işletme yok.

Nereden mi biliyorum... Anlatayım... CIP’in olmadığını görünce sorumlu vatandaş olarak dilek ve şikayet kutusuna durumu dile getiren bir yazı yazdım.

Çoğumuz yazmayız. Aman cevap mı verecekler diye... Ama ben yazdım, yazarım da...

İyi ki de yazmışım... Çok kısa bir süre sonra şu yanıt geldi:

“Sayın İlgili,

Bildiriminiz değerlendirilmiş olup, kayıt altına alınmıştır.

CIP salonumuz mevcuttur. Fakat herhangi bir kurum/kuruluştan CIP salonu, işletme talebi yapılmadığından dolayı açık değildir.

CIP salonunu işletme talebi geldiğinde konu idaremizce değerlendirilecektir.

Bilgilerinize sunulur.

İyi günler dileriz.

Fatih ATEŞLER

DHMİ Ordu-Giresun Havalimanı Müdürlüğü”

Evet, yanıt böyleydi. DHMİ ve Fatih kardeşimize teşekkür ediyoruz.

Şimdi bu CIP işletmesi Aktaşlar Lezzet Grubu’na yakışmaz mı? İnsanları Ordu’dan yolcu edip, uğurlarken onlara bu kentin lezzetleri ile buluşturmanın en iyi yolu olmaz mı?

Tabi olayın bir de ticari boyutu var. Onu anlamayız. Ama bu işi Aktaşlar Lezzet Grubu’nun en azından bir sosyal sorumluluk projesi olarak uygulaması yerinde olur diye düşündük.

Bu arada bir not... Atatürk Havaalanı’ndaki dış hatlar CIP’te en çok pidenin rağbet gördüğünü hatırlatalım ve fırının önünde kuyrukların oluştuğunu belirtelim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...