Siyasi kriz bitmeden turizm kendine gelemez

4.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti, turizmde tarihinin en acıklı durumu ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bir tarafta Avrupa  ve Amerika ile gerilen siyasi ilişkiler ve bu arada Almanya ile gittikçe artan endişeli ilişkimiz, bizi olumsuzluklar içinde debelenmeye itmektedir.

Bu arada kabine değişikliği kapsamında Kültür ve Turizm Bakanının değişmesi, bir başka sorun olarak ortadadır. 

Zira yeni bakan bir akademisyen ve siyasetçidir ve aynı zamanda partisinde iyi bir durumdadır. Turizmde acemi olabilir, ama şansını iyi kullanırsa arayı kapatmak kendisi için sorun olmaz.

Ben kişisel olarak Sayın Bakanı daima makuller içinde bir siyaset adamı olarak tanıdım.

Ancak göreve başladıktan sonraki ilk beyanatlarında Türkiye’nin sorunlarını abartılı bir değerlendirmeye bağlamasını bayağı yadırgadığımı söylemek isterim. Bilgim gazetelerden, yanlışsa bilmem; “Türkiye, Çin ve Hindistan destinasyonlarına sarılırsa turizmdeki açığı kapatabilir” gibi bir şey...

Bu iş bana geçenlerde bir şehrimizden Çin’e giden bir başkanlar heyetinin dönüşteki beyanatları hatırlattı. “Anlaşmalar yaptık, Çin’den bir milyon turist gelecek, Hindistan’dan da düğün turizmi ile işi çok arttıracağız...”

Evet, bunlar olmaz şeyler değil. Ama çok zaman isteyen şeyler. Hemen bir milyon, iki milyon rakamlarının telaffuz edilmesi, abartmadan başka bir şey olamaz ve hayallerden öteye geçemez.

Türkiye’nin bilinen pazarları, AB ülkeleridir. Balkanlar, Orta Doğu ülkeleri, Rusya ise tamamlayıcılarıdır. Rusya’nın bu sene ilişkilerin iyileştirilmesi ile artış göstermesiyle birlikte bir başka husus endişe uyandırmaktadır. Rusya her ne kadar bizim tur operatörleri ile gelmekte ise de bu sene Rus tur operatörlerinin geniş bir yelpazede devreye girmesi ve ortaklıklar kurması, gelir paylaşımına ne kadar yansımaktadır? Bu durum, merak konusudur.

Sayın Kurtulmuş’un temasları...

Evet, her yeni bakan gibi o da sektör ile ve özellikle Antalya’da odaklanan sektör temsilcileri ile toplandı. 

Raporlar ortaya çıktı, uzunu kısası, orta vadelisi ortaya döküldü ve istekler sıralandı. Bazıları haklı istekler. Ama işin halline ne kadar tam çare bulacak?

Asıl sebep aranmalıdır.

Türkiye turizminin bugün ana sorunu kendinden değildir. Mesele, ülkenin içinde bulunduğu koşullardan, komşularımızda meydana gelen olaylardan,  değiştirilmek istenen sınırlardaki olaylardan, AB ülkeleri ile Amerika, Almanya ve Orta doğu ülkeleri ile gelişen ve gittikçe “kronikleşen” siyasi gerginliklerden kaynaklanmaktadır.

AB ülkeleri adeta elbirliği ile Türkiye’ye gitmeyin telkinini vatandaşlarına adeta ezberletmekteler.

Rusya’dan gelen turistler için ise “fiyatlar“ dibe vurmuş,  gelir azalmış, ancak turist adedi artmıştır. Peki, sonuç nedir? Turizm gelirlerdeki azalma yüzde 40’lar civarındadır. 

İstanbul’da turisti ara ki bulasın. Taksim ve Sirkeci çevresi Arap turist pazarına dönmüş bulunmaktadır. Arap’ın da zengini değil, orta hallisi ülkemizdedir. Otel fiyatları dibe vurmuştur. Arap’ın asıl gelir sahipleri ise komşu Yunanistan adalarında ve yatlarda sefa sürmektedir.

Türkiye güney sınırındaki Suriye meselesini halletmeden, Amerika’nın emellerine set çekmeden, AB ülkeleri ve özellikle Almanya ile arayı düzeltmeden, diplomatik alanda ilişkileri rayına oturtmadan “turizm krizini” halledemez. Bu koşullarda çözüm, yalnızca Yüce Yaradan’a kalmış bir olaydan öteye gidemeyecektir.

Bunun için ise, öncelikle Türkiye’nin yaşam koşullarında ve laiklik yolundaki endişe uyandıran yanlış görünümlerden, uluslararası ilişkilerinde normalleşme koşullarına dönme gayretini, kendi doğruları içinde çare arama şartlarını yaratmasına yönlendirmelidir.

Bu ise kolay değildir. Ama olmayacak da bir şey değildir.

Uzun ince bir yolda ilerlemekteyiz. Meselelerimiz, bizim içimizdeki gelişmeler ve dış güçler tarafından zorla oturtulmak istenen konumlar olarak ortadadır. 

Mesele artık tek başına bir iktidar meselesi değil, Türkiye’nin topyekun varoluşuna yönelik sabotajlara varan tetiklemelerle ortadadır.

Yapılması gereken güçlü ve kararlı, Cumhurbaşkanımızın başkanlığında iktidar, muhalefet ortak  “zirve” kararlarının alınmasına dayanmıştır.

Ülkemiz var olma veya zorlanmalara karşı koymada ortak gücü ve iradeyi göstererek bunlardan sıyrılabilir.

Palyatif tedbir ve söylemlerle konular artık hal noktasından çok uzaklara taşınmıştır.

Unutulmasın, ülkemiz zor koşullarda hal çaresi üretebilen bir genetiğin varisidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...