Yıllar geçse de…

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru, Enver Paşa diktatörlüğü, İttihat ve Terakki erkânında da dayanılmaz bir hal almıştı. Talat Paşa etrafında bir mukavemet noktası kurulmaya,  basınla birlikte bir direnç cephesi oluşturulmaya çalışılıyordu.

Bu düşüncenin uygulanmasına fırsat kalmadan, Balkanlara çıkarma yapan İngiliz-Fransız kuvvetleri karşısında Bulgar cephesinin çöktüğü ve Almanya'nın sulh istediği haberi duyuldu. Birinci Dünya Savaşının sonunda, kaderini Almanya'ya bağlamış olan Osmanlı İmparatorluğu, galip devletler karşısında yapayalnız kaldığını gördü ve Mondros Mütarekesine boyun eğmek zorunda kaldı.

İstanbul’a işgal kuvvetlerinin girişi,  Talat Paşa'nın harp kabinesi Hükümetini düşürmüş, askeri sansürün yerine, İngiliz-Fransız-İtalyan sansürünü getirmişti. İttihat ve Terakki Fırkası taraftarları dağılmış, onları destekleyen Tanin Gazetesi kapanmıştı.

Harp içinde sönen siyasi ihtiraslar, İttihatçılık-İtilafçılık kavgalarıyla tekrar alevlenmiş, vatan kaygılarının önüne geçmişti. Siyasette, kamuda rakiplerin adının önüne "ittihatçı” etiketini yapıştırmak, onların gözden düşürülmesine yetiyordu. Bütün bu siyasi çekişmeler, basında, korkunç bir anarşi görüntüsü veriyordu.

İttihat ve Terakki içinde yenilginin asıl sorumluları kaçtığından, onların yerine rastgele ele geçirilen İttihatçılar, harp sorumlusu olarak Bekir Ağa Bölüğüne toplanıyordu. Bu konuda Hürriyet ve İtilaf Hükümeti, İngiliz polisi ile işbirliği yapıyordu. Ecnebi işgaline dayanarak, Bekir Ağa Bölüğünde toplanan İttihatçıları asarak, siyasi intikam hırslarını tatmin etmek niyetindeydiler. Savaş içinde Ermeni çetelerinin Ruslarla bir olup doğu vilayetleri halkına yaptığı zulümler unutulmuş, sadece tehcir facialarının sorumluları aranıp hapislere atılıyordu.

İşgal kuvvetleri yönetiminin derdi ise, Hürriyet ve İtilâf partizanlarının hırslarını tatmin değil, Mustafa Kemal'in Anadolu'da başlattığı milli birlik ve mukavemet hareketlerini yok etmekti.

İşgal kuvvetleri ile birlikte olan Damat Ferit Hükümeti, Anadolu'da Mustafa Kemal'in yönetimindeki milli mücadele hareketininin başındakileri idam cezasına mahkûm etmiş, Aznavur komutasındaki askeri kuvvetleri harekete geçirmiş, her yerde direnişçileri aramaya başlamıştı. Bir taraftan da İzmir'deki Yunan kuvvetleri işgal alanlarını hızla genişletiyordu. Gazeteler üzerinde siyasi baskı ve sansür de hem işgalciler hem de hükümet tarafından yoğun bir şekilde arttırılmıştı.

Yukarıda Asım Us' un Meşrutiyet, Cumhuriyet ve İmparatorluk devirlerine ait bazı hatıralarını ve tetkiklerini topladığı  "Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım” kitabının bir bölümünden özet olarak aktardığım ön bilgilerden sonra, sözü kendisine bırakıyorum:

"Bir gün matbuat müdürü Abdullah Zühtü beni dairesine davet etti. Gittim. Hükümet benim sorumluluğumda olan Vakit gazetesinin neşriyatından memnun değilmiş. Bu gidiş devam ederse, hükümet her gazetenin başına birer Başmuharrir atayacakmış. Gazeteler yine yola gelmezse muharrirleri birer birer tevkif edilerek, neşriyatları tatile mecbur edilecekmiş. Ben hayretimi gizleyemedim:

-Vakit'in neşriyatından hükümetin niçin memnun olmadığını anlayamadım. Gönderdikleri bütün resmi Tebliğleri yayınlıyoruz. Bunları gazetede tenkit etmiyoruz Gazetemizde suç teşkil edecek yazı varsa bunlar gösterilsin. Esasen gazetenin bütün neşriyatı ecnebilerin sansüründen geçiyor, Ecnebi sansürün yanında Hükümetin de sansürü var. Buna rağmen niye şikâyet ediliyor?

Bana söylenenlerden anladım ki, Anadolu hareketlerine karşı Aznavur kuvvetlerini ve bu hareketi yaptıran hükümet politikaları desteklenmiyormuş. Hükümet bundan memnun değilmiş. Cevap verdim:

-Vakit Gazetesinin çıktığı günden beri izlediği bir yol var. Bunu değiştirmek benim elimde değildir. Anadolu hareketleri hakkında hükümetin tebliğlerini yazıyoruz. Yazılarımızda bunları tenkit etmediğimiz gibi tasvip de etmiyoruz. Olaylar karşısında, sükût ediyoruz.

Bir gazete yazdığı şeylerden dolayı sorumlu tutulabilir.

Fakat şu veya bu mesele karşısında sükût ettiği için nasıl mes'ul edilebilir!"

Bu olayların geçtiği zamanlardan günümüze yıllar geçti!

Değişen ne?!.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...