Kompirin öyküsü

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

‘İnsaNomi – İnsan Odaklı Ekonomi’ köşemizi takip eden okurlarımızdan pek çoğunun, bu haftaki yazının başlığını okuyunca, ‘bu kompir de nedir?’ diye düşündüğünü duyumsar gibiyiz.

Bu nedenle, okurları fazla merakta bırakmayıp, hemen başta yazalım. ‘Kompir’ sözcüğü, büyük kentlerde pek kullanılıp bilinmese de; Ödemiş ve Küçük Menderes yöresinde patatese verilen isimdir. Ödemişliler, kendi ovalarında ve yaylalarında yetiştirdikleri patatese kompir derler. Kompir, aynı zamanda onu yetiştirenler için ekmektir, aştır...

Yaşamının önemli bölümünü Ödemiş’te geçirmiş ve bu yöreyi, insanını her daim çok sevmiş, rahmetli kayınpederimiz Burhan Esen’den; kompir üzerine çok öykü dinlemişliğimiz vardır…

Bizim için, yalnızca siyaset ve gazetecilik alanlarında değil, hayatın hemen her alanında rehber olan gazeteci ve mizah yazarı değerli büyüğümüz, bunları aynı zamanda yazmıştır da… Yazılarının bir bölümünü, ölümünün ardından, anısına çıkardığımız kitapta yayımlamıştık (İnsan Sevgisi - Taşralı Bir Yazarın Yaşamı ve Mücadelesi, Dönemeç Yayınları, 1988).

Yaz mevsiminin sıcak aylarında, Bozdağ’daki evde, rahmetli büyüklerimizle bir araya gelir; Ödemiş ve Küçük Menderes’ten başlayıp, Türkiye’ye ve dünyaya uzanan derin söyleşiler yapardık. Bu keyifli sohbetlerde, siyaset ve gazeteciliğin yanı sıra, elbette yöresel konuları da ihmal etmezdik. Tabii yöre insanının ekmeği, aşı olan kompiri de…  

Kompir ekmektir, aştır

Burhan Bey, o tatlı ve mizahi üslubuyla, kompirin öyküsünü anlatırdı… “Patates ürününün Ege’de bilinmediği yıllarda, Bozdağ’a iki kilometre uzaklıktaki Tekke köyüne (bir dönem adı Elmabağ olmuştu, günümüzde yeniden Tekke oldu) terhis edilmiş bir asker gelmiştir. Mehmet adlı bu kişi Rus cephesinde savaşmıştı. Rus topraklarında mevzilenirken, yerde yeşil yapraklı bitkiler gözüne çarpmıştır. Köy çocuğu olduğu için, ilk kez gördüğü bu yeşil otlardan koparmak istemiştir. Ama koparabilirsen kopar. Sağlam bir köke sahiptir anlaşılan. Kasaturası ile toprağı eşeleyince, merakı daha da artacaktır. İçinden, ‘Yahu, demiştir, Ruslar bu ürünü ters ekmişler galiba. Mübareğin kökü dışarıda, meyvesi toprağın altında!..’

Tekkeli delikanlı, ekmek çantasına koyduğu patatesleri köye getirmiş. Köyün yaşlıları incelemişler. Anadolu’da rastlanmayan bir bitki olduğuna karar vermişler. Belki zehirlidir diye, kimse tadına bakmaya kalkmamış. Çoluk çocuğun eline geçer de ağızlarına götürürler diye, tarlanın bir kıyısına gömmüşler bu garip nesneyi. Birkaç ay sonra ne görsünler? Gömülen yerde yemyeşil yapraklar boy vermemiş mi? Patates işte böyle, Çarlık Rusya’sından, savaştan dönen bir Mehmetçik tarafından getirilmiş Ege’ye. Üstelik bu ürün, Bozdağ topraklarını çok sevmiştir. O günden bu güne, dünyanın en lezzetli patatesleri bu yörede yetişmeye başlamıştır.”

Kompir tarlada kaldı

Ödemiş yöresindeki evlerde, kahvelerde, sohbetler söyleşiler hep kompir üzerinedir. Eğer, günlük konuşmalarda en çok duyulan bu sözcüğün anlamını bilmiyorsanız, siz bu yöreye yabancısınız demektir.

Bugünlerde Bozdağ yaylasında kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Çünkü kompir tarlada kalmış. Fiyatlar kiloda 25 kuruşa kadar düşmüş. Bu fiyat üreticinin maliyetini bile kurtarmaktan uzak.

Tarımda plansız programsız üretimin sonucu bütün bu yaşananlar. Üstelik bu durum sıkça da yineleniyor. Patatesin kamu kurumları ve belediyeler tarafından alınıp dağıtılması gibi geçici çözümler de durumu kurtarmaya yetmiyor.

Çözüm kooperatifleşme

Bu işin gerçek çözümü, üreticinin örgütlenip kooperatifleşmesinden geçiyor. Tek başına kooperatifleşme de yetmez; patates tarım satış kooperatifleri eliyle patatesi işleyip endüstriyel ürüne dönüştürecek sanayi tesislerinin kurulması gerekiyor. Böylece üreticinin emeği, alınteri daha iyi değerlendirilecek ve endüstriyel ürünün oluşturacağı katma değer de üreticiye kalacak.

Bu hedefin gerçekleşmesi için, devletin de kooperatifçiliği önemsemesi, önünü açması ve üreticiyi özendirip, işi kolay kılması gerekiyor. ‘Hani nerede o siyasal anlayış?’ dediğinizi duyar gibiyiz. İnşallah bu ülkede, kooperatifçiliği önemseyen, yaygınlaştıran siyasal yönetimleri de görürüz. Hem de çok uzak olmayan bir gelecek de… Doğrusu, bu konuda, umudumuzu da inancımızı da hiç yitirmiyoruz.

Bu arada, yörenin kanaat önderlerine de; bıkmadan, usanmadan, bu gerçekleri anlatma ve üreticiye önderlik etme görevi düştüğünü, anımsatmak istiyoruz.  

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Mehmet Yeniçeri

11.08.2017 - 18:52
Mehet Şakir Örs arkadaşım yüreğine ve kalemine sağlık.