Bir daha yaşanmasın

17.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 18’inci yıldönümü. Bu yıl da TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, deprem konusunda halkı bilinçlendirmek amacıyla kentin çeşitli yerlerinde uyarıcı etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda, Alsancak Vapur İskelesi, Bostanlı Rekreasyon Alanı, Bornova Büyük Park ve Üçyol Uğur Mumcu Parkı’nda ‘Depreme Duyarlılık Stantları’ açıldı. Diğer illerde de İMO ve TMMOB’a bağlı meslek odaları benzer etkinlikler düzenlediler, uyarılar yaptılar

Karabağlar Belediyesinin düzenlediği “İzmir ve Deprem Gerçeği” panelinde konuşan AKUT Vakfı Başkanı Ali Nasuh Mahruki de, örgüt olarak deneyimlerini aktardı. Bilindiği gibi, Mahruki yalnızca ülkemizde değil, dünyanın afete maruz çeşitli ülkelerinde de deprem konusunda arama-kurtarma çalışmalarında, halkı bilinçlendirme çabalarında çok önemli bir rol oynadı. 1999’daki büyük Marmara depreminde onun başında bulunduğu AKUT gönüllüleri 200’ü aşkın vatandaşımızın hayatını kurtarmıştı hatırlarsanız.

Ama ne oldu? Mahruki ve AKUT siyasi iktidarın dümen suyunda gitmediği için arama-kurtarma çalışmalarından dışlandılar; lafta sivil örgütlenmelerin savunucusu geçinenler tarafından yalnız bırakıldılar. Yalnız bırakılmak bir yana hakkında davalar açıldı. Sakız ayaklanmasını bastırırken şehit olan Kaptan’ı Derya Ali Paşa’nın torunu olan Mahruki’ye “ermeni” diye kara çalmaya çalışan ahlaksızlar bile oldu. (Ermeni olsa ne olacaktı, o da ayrı sorun)

Dışlanan bilim

Benzer yaklaşım deprem konusunda dünya çapında çalışmalar yapan, Prof. Dr. Celal Şengör, Prof. Dr. Naci Görür ve diğerleri için de geçerli. İstanbul Boğazının dibindeki aktif faylar üzerine çok önemli araştırmaları bulunan Naci Hoca’nın söyledikleri çok acı bir gerçeği ortaya seriyor:

“Deprem yorumlanmaz, araştırılır.  Bir orta oyunu oynanıyor. Araştırma yapanımız yok. AFAD’dan bir beyefendi çıkıyor, Marmara depremi olacak diyor. AFAD’ın bugün deprem araştırmaları yapabilecek bir konumu, bir olanağı, yapılanması, yetişmiş, yeterli elemanı yok ama bütün bütçeler oraya gidiyor. Araştırmaları yapan kim, biz, İTÜ’den Naci Görür ve ekibi. 1999’dan bugüne bizim dışımızda tek bir deniz araştırması yapıp fay incelemiş kimse yok. Hükümetlerin desteği olmadan, AB fonlarıyla bu araştırmaları yapıyoruz. Hükümet hiçbir şekilde görmüyor bizi. Bir orta oyunu oynanıyor, bu ülkede artık sap saman karışmış, kaotik bir durum.”

Evet, kaotik bir durum var ortada. Marmara Depreminin 18. Yılında Kocaeli’nde konuşan Başbakan Sayın Binali Yıldırım, Türkiye’nin yüzde 40’ından fazlasının deprem tehdidi altında bulunduğunu söylüyor ama çözümü yalnızca TOKİ’nin yaptığı bina sayılarında görüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki ise, ülkedeki durumdan korktuğunu itiraf ediyor.

Başta İstanbul olmak üzere depremin yıkıcı etkilerinden korkuluyorsa bir şeyler yapılması gerekmez mi? Gerekir ama yandaşların rantı ön plana çıkarsa, yapılanlar kurtarıcı olmuyor. Bunun için mahkemelerin yıkım kararı aldığı İstanbul Ataköy’deki dolgu alana yapılan inşaatlara bakmak yeter.

İMO uyarıyor

İstanbul’da 250 yıldır büyük bir deprem yaşanmadığını anımsatan İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe’nin uyarıları yukarıda belirttiklerimize denk düşüyor:

“Bakanlar Kurulu tarafından ortaya konan ve riskli alan olarak belirlenip ilan edilen alanlar riskin yüksek olduğu alanlar değildir. Daha çok kamu alanlarının oldukça fazla ve yoğunluğun düşük olduğu alanlardır. Can ve mal güvenliğinin tehlikede olduğu yerlere öncelik vermek yerine, ekonomik dinamikler öne alınarak deprem riski azaltılmadığı gibi başka risklere ve afetlere yol açılmaktadır. Ayrıca mühendislik mesleğinin ve bilimin dinamikliği yok sayılarak kestirme yoldan çözümler aranmaktadır.”

Gökçe’nin işaret ettiği gibi yapılması gereken depremden rant çıkarmak değil, tam tersine mühendislik biliminin gereklerine uymaktır. Bunu akıllardan çıkarmamalıyız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...