Büyüme ve mali disiplin

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu yılsonunda ulaşılacak büyüme hızı konusunda bütün kesimlerin iyimserliklerini koruduğunu görüyoruz. Ekonomi yönetimi, yılın ilk çeyreğinde % 5,1 olarak gerçekleşen büyüme hızının ikinci çeyrekte % 5’in üzerinde ve üçüncü çeyrekte % 7’nin üzerine çıkacağı ve yılsonunda % 5,5’luk bir rakama ulaşılacağı kanısındadır. Hatta bazı yetkililer yılsonu için % 7‘lik bir büyüme hızını telaffuz etmektedir.

Büyüme hızının yüksekliği hiç kuşku yok ki herkesi memnun edecek bir gelişmedir. Piyasalar canlanacak, istihdam artacak, hane halkının yaşam standardı yükselecektir.

Ancak madalyonun bir de öteki tarafı vardır. Büyümeyi hızlandıran itici güçler nelerdir? Gelişme mali disiplini ne ölçüde ve hangi yönde etkilemektedir? Büyümenin finansmanı hangi kaynaklardan karşılanmaktadır, finansmanın kalitesi nedir? Büyüme hızı sürdürülebilir nitelikte midir? İstihdam hacmine katkısı ne ölçüdedir? Bu sorular çok önemlidir. Çünkü cevapları büyümenin kalitesi ve kalıcılığı konusunda fikir verecektir.

Kabul etmek gereklidir ki bu yılın büyümesinin temelinde kamu ve hane halkının harcamaları vardır. Diğer bir ifadeyle büyüme, üretim, yatırım ve ihracat kaynaklı değildir. Geçen yıl ortalarında verilmeye başlanan teşvikler, Kredi Garanti Fonu’na verilen Hazine destekli krediler, yeniden yapılandırmalar ve tahsilat ertelemeleri büyümede esas faktörlerdir. Bu teşviklerin etkisi yılsonuna doğru zayıflayacaktır. Ayni veya benzer bir büyüme hızının devamı için benzer uygulamaların gündeme getirilip getirilmeyeceği, özellikle seçimler atmosferine girildiği bir dönemde, bilinmemektedir. Burada bütçe açıkları ve genelde mali disiplin çok önemlidir. Yılın ilk yedi ayında bütçe açığı 24,5 milyar liradır. Faiz hariç bütçe giderlerindeki artış % 20,gelirlerdeki artış ise ‘ 12’dir.Ayni dönemde vergilerde yeniden yapılandırma sonucu elde edilen vergilerin artması, bütçe açığının daha büyük olmasını engellemiştir. Hazinenin borçlanma ihtiyacı yükselmektedir. Bu durum enflasyonu arttırıcı ve dolayısıyla faizlerdeki düşmeyi engelleyici gelişmeleri ifade etmektedir. Ekonomi yönetiminin, büyüme ve mali disiplin seçeneklerinden büyümeyi tercih ettiği gibi bir izlenim ortaya çıkmaktadır. Bu iki parametrenin dengelenmesi esas olmalıdır. Türkiye, birçok ekonomik krizin üstesinden, mali disipline verdiği önem sayesinde, gelmiştir.

 Mayıs ayı işsizlik oranı % 10,2 olarak çıkmıştır. Bu oran, 2016 Haziran ayından bu yana kaydedilen en düşük orandır. Hem büyüme hızının yüksekliği hem de istihdam seferberliği sayesinde, istihdam edilenlerin sayısı artmıştır. Ancak iş gücüne yeni katılanların sayısı, istihdam edilenlerin sayısından fazla olunca işsiz sayısı artmaya devam etmiştir. Üstelik genç işsizlerin sayısındaki artış giderek önemli bir sorun haline gelmektedir. İşsizlik, ekonomik olmasının yanında ciddi bir sosyal sorundur. Verilen kredilerin ve sağlanan teşviklerin reel sektöre yönlendirilmesi, üretimin ve yatırımların artmasını sağlaması bu açıdan çok önemlidir.

 Büyümenin finansmanı açısından, birçok gelişen ülke gibi Türkiye de şanslı bir dönem yaşamaktadır. ABD Başkanı Trump’ın seçim öncesi açıkladığı ekonomik önlemlerin hemen hemen tamamının uygulamaya konulamaması ve dolayısıyla FED’in faizleri arttırmaması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarını hızlandırmıştır. Yılbaşından bu yana gelişen ülkelere giren dış kaynak 90 milyar dolar civarındadır. Bu rakamın 50 milyar dolarlık kısmının tahvil-bono piyasasına ve 40 milyar dolarlık bölümünün hisse senetleri piyasasına yöneldiği tahmin edilmektedir. Borsaların tarihi zirveleri görmesinin ana sebebi budur.

2016 yılı sonu itibariyle Türkiye’ye 80,7 milyar dolar sıcak para girmişken bu rakam 2017 Temmuz ayı itibariyle 111 milyar dolara yükselmiştir. Bu ucuz ve bol dış kaynakların nerelere harcanacağı son derece önemlidir. Çünkü sıcak para girişinin daha ne kadar süreceği belirsizdir Amerikan ekonomisinin faizlerin arttırılmasına imkan veren bir düzeye geldiğinde sıcak para girişinin durması veya maliyetinin yükselmesi kaçınılmaz olacaktır. Böyle olunca, uygun şartlarla gelen sıcak parayı, yapısal reformlara, yatırım, üretim ve ihracatın arttırılmasına, teknolojinin geliştirilmesine ve istihdam arttırıcı ekonomik faaliyetlere yönlendirilmesi zaruri hale gelmektedir.

 

Not: Bütün okuyucularımızın kurban bayramını kutlar, esenlikler dilerim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...