Urla Yarımadası, reklam ve gelir

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Önce okurlarımın ve elbette milletimin Zafer Bayramını kutlarım, tabi hemen sonra gelen Kurban Bayramı’nı da! Sonra yazıma devam:

Malum “Urla yarımadası” resmi isim. 1941 yılındaki Coğrafya Kongresi’nden beri! Yani İzmir veya Çeşme yarımadası değil!

Urla yarımadasındaki beldeler ülkenin birçok yöresinden daha iyi eğitimli, daha varlıklı insanların yaşadığı yerler ve onun için de esasen daha fazla fikir alışverişi, daha fazla örnek olma gibi sorumlulukları olan bir yöre.

Kars – Ardahan gezimde bunu bir kez daha idrak ettim; “Sen yapmazsan ben yapmazsam, kim yapacak bu aydınlığa çıkma işini?”

Onun için de epeyce “Sana ne?” Ve “Aman beni rahat bırak”, “Ben sadece böbürlenme kısmı ile ilgilenirim” tipi tepkilere inat, bazı fikirleri ve çözüm önerilerini ortaya atmaya devam.

Yarımada bir reklam çöplüğü halinde. Halbuki Belediyeler basit kurallar ile örnek hâle getirebilir burayı ve arada para da kazanabilirler.

Akşam Urla meydanda, bir cafede oturunca ilk göze batan bir reklamcının bozuk Türkçe ile yanıp sönen devasa LED reklamı. “Acaba kaç para ödüyor Belediye’ye?” sorusunu akla getiriyor.

Yollarda her tarafta “bilmem ne café” ve de  “Piyano dersi” türünden ilanlar yapıştırılmış. Her köşe başına bir evin duvarını bu işe tahsis etmek ve bu duvar sahibine hizmet veya para vererek veya hatta küçük bir levhada teşekkür ederek. Urla’da yaklaşık 50 köşede 10’ar metrekare yeri reklam panosu haline getirmek zor mu? İsteyen assın. Ama onun dışında reklam asan para ödesin Belediye’ye. Ve tabelalar için bir üst boyut sınırı getirilsin. Örnek: işyeri tabelası 30 cm çarpı 50 cm bedava, onun üstünde olursa, anlamlı harçlar?

Bu boyut meselesi sadece bir göz alışkanlığı. Bağırarak konuşmaya benzetilebilir. Bir plajda bir grup daha fazla gürültü yaparak konuşunca daha ilginç olmuyor, genelde daha fazla rahatsız ediyor. İnsanlar daha sakin bir boyutta   yerel yetkililerin desteği ile uzlaşabilseler her kişinin derdi daha kolay anlaşılabilir ve ismi de yeterince görünür.

Yazması nispeten kolay da uygulaması herhalde kolay değil. Acaba, ilk olarak partilerin devasa isim panolarından başlamak mı gerek?

Peki, Urla meydanda İzmir Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası tabelasının boyutuna ne demeli? İnanılmaz bir görüntü kirliliği.

Zaten belediyelerin hem kendi başkanlarını hem kendilerini övme alışkanlığı artık had safhada. Adeta âdet haline gelmiş. Bir çelenk, bir tebrik buketi ve üstünde Çemişkezek Belediye Başkanlığı veya Başkanı falan yazmaz! İlla Başkan Ahmet Hepsever gibisinden kocaman Başkan ismi. Dahası, binlerce, on binlerce kişiye de hemen her gün cep telefonlarımıza, bilgisayarlarımıza “Başkan zarf açtı” gibisinden mesajlar gelir!

İnsanın bu kadar çok kendi ismini görünce ayakları yerden kesilmez mi ey dostlar? Sonra da, ülke genelinde “Şeyh uçuyor!” diye şikâyet ederiz; ufaktan örnek olmaya başlasak mı acep sevgili müritler?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...