Çocukları çok sevdi

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

"Doğdum, okudum, düş kurdum, yazdım, gidiyorum.”26 Ağustos’ta yitirdiğimiz büyük yazar Muzaffer İzgü’yü “uğurlama” töreninde İsmet İnönü Kültür Merkezinin salonunda ona saygı ve sevgilerini sunmaya gelen dostlarına bakan güzel gülümsemesini içeren fotoğrafının altında bu satırlar yazılı idi.  Bir son söz olarak…

Çocuklarla Sıcak İlişki

Uğurlama törenindeki konuşmalarda iki özelliği öne çıktı Muzaffer abinin: Birincisi, çocuk sevgisinden ve onlarla kurabildiği sıcak ilişkiden hareketle ulaştığı insan sevgisi.

Dostları tanıktır: Onun bir başkasını kötülediğini kimse duymamıştır, böyle bir şey defterinde yazmaz. İçinde tonlarca acı barındırsa da dışa yansıyan gülümsemesi onun sevgi dolu kişiliğinin bir yansıması oldu.

Konak Belediye Başkanı iken Gültepe Semt Merkezinde çocuklarla bir etkinlik düzenlemiştik. Salonu dolduran çocukların başta sesi çıkmıyordu. Ama o allem etti kallem etti, “Zıkkımın Kökü”nden hareketle çocukları bülbüle döndürdü sonunda. Okullarda düzenlediğimiz tüm imza törenlerinde, söyleşilerde, şenliklerde benzer şeyler yaşanırdı.“Çocuk okuru olmayanın yetişkin okuru da olmaz" diyordu hep.

Olgun Başak Eğik Durur

Diğer bir özelliği ise alçakgönüllü oluşudur.  Başkan Aziz Kocaoğlu, konuşmasında Anadolu’dan bir atasözü ile bunu çok iyi ifade etti: “Olgun başak eğik durur!”

Tam da Muzaffer İzgü’ye yakışan bir atasözü: Çok acılar çekmiş, görmüş geçirmiş, yaşam yolunda büyük emek sarf etmiş, emeğe son derece saygılı, bilgili ama dağları ben yarattım diyenlerin tam tersine, bizleri doyuran bir başak kadar alçak gönüllü. İşte Muzaffer İzgü!

Kolay değil; 154 kitap, 200’den fazla radyo oyunu ve makale, 16 sahne oyunu ve onun bir öyküsünden kaynaklanan, Memduh Ün’ün yönettiği, Menderes Samancılar’ın babasını oynadığı “Zıkkımın Kökü” filmi… Muazzam bir birikim…

Ama o, her zaman gülümser, bu eserleri yaratmamış gibi konuşur, o çabaları başkası yapmış gibi davranırdı.

Yoksulluktan Zirveye

Muzaffer İzgü, Cumhuriyet’imizin 10. Yılında yani 29 Ekim 1933 tarihinde Adana’da doğdu. Yoksul bir ailenin çocuğu idi. Bu yoksulluk ve yoksullukla mücadele, onun azminin, emekçilere duyduğu saygının, vatan sevgisinin çıkış noktası, eserlerinin ana teması oldu. Bulunduğu noktaya çok çalışarak geldi; hayran olduğu Mustafa Kemal Atatürk’ün direktiflerine uyarak durmadan çalıştı, Türk mizahının doruklarına tırmandı. Nasrettin Hoca, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin gibi isimlerin taçlandırdığı Türk mizah geleneğinin baş temsilcilerinden birisi oldu. Ödüllere boğuldu;2009’daki TÜYAP 2. Adana Kitap Fuarının Onur yazarı seçildi.

Ne tesadüf, Muzaffer abi, aramızdan yine önemli milli bir günümüzde ayrıldı: 26 Ağustos 2017.  Arkasında binlerce sayfa, binlerce anı bırakarak…

Onu en son TÜYAP kitap günlerinde gördüm. Eşini yitirmekten kendini çok yalnız hissettiğini söylerken bile sevecendi. Torunum için “Çapulcu musun? Vay vay” kitabını şu satırlarla imzaladı: “Yüzün hep gülsün.”

Onu hep gülerek hatırlayacağız! Sevgiyle.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...