9 Milyar; işte kıyamet günü!..

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bilim adamları, artık koro halinde bağırıyorlar; “Sera gazı… Küresel ısınma… Atmosferin kirlenmesi… Dünya tedbir almazsa, kutuplardaki buz dağları eriyecek, denizler yükselecek, okyanus kıyılarından başlayarak kıyamet kopacak… Tedbir alınsıııın!..”

Kimin umurunda, hele hele ABD’nin umurunda mı, hem de “okyanuslarda en uzun kıyılara sahip ülke olduğu” hâlde?..

“Sadece başı ve beyni ile yaşayan” ve zamanımızın en büyük bilginlerinden biri olan Stephen Hawking uyarıyor; “Uzaya boyuna mesajlar ışınlıyor, uydularınıza uzayda olduğunu tahmin ettiğiniz canlılara mesajlar koyarak gönderiyorsunuz ve de Dünya’nın Evrendeki yerini gösteriyorsunuz. Hiç düşünmüyor musunuz ki, siz o canlıları bulmadan, o canlılar Dünyayı bulabilirler. Eee, onların ‘barışçı, yardımsever, iyi niyetli olduklarını’ nereden biliyorsunuz; ya gelirlerse, (ki geldiklerine göre bizden çok daha ilerde ve güçte varlıklar olacakları ortadadır) dünyayı silip süpürürlerse, buradaki canlıları bizler dahil yok ederlerse ne olacak? Kıyamet böyle kopabilir!”

Hawking’in bu uyarısından sonra, “Evrene mesajlar göndermeye çok meraklı” NASA açıklama yapıyor; “Hawking haklı, hata yaptık, özür dileriz!..”

Ben oldum olasıya daha çok “Tanrıların arabalarından yanayım” ve Hawking’e hak veriyorum. Hatırlayın, “Kıyamet kopacak ve dünyada sadece Fransa’da bir küçük köy ile İzmir’in Şirince’sinde hayata kalacak” diye “kıyametin kopacağının ilan edildiği” günlerde (21 Aralık sendromu), herkes “25 bin yıllık Maya uzun takviminin ne olduğunu” ve de o takvime göre ”bu takvimin son 5200 yılına girilirken”, Dünya’da “doğal afetlerin zirve yapacağını” duymuş, bol bol okumuş, dinlemiş, tartışmıştı. Maya uzun takvimime göre, kasırgalar, depremler, yanardağlar, tsunamiler, “zayıf canlıları yok edecek, güçlüler, sağlamlar kalacak” ve dünya “kalan güçlü canlılar ile kendini yenileyecekti”; bugün “iklim dahil, olan biten doğal afetler” Maya uzun Takviminin son 5200 yılına giriş döneminin “haklı olduğunu” göstermiyor mu?..

Elbette bu arada bir de Güneş’in “en uzak gezegeni” denilen ve Güneş etrafında 2600 yılda döndüğü iddia edilen Niburu’nun “yeniden görüneceği ve Dünyanın çok yakınından geçerken, doğal olaylar bakımından her şeyin olacağı” efsanesi duyulmuş ve de “kıyametin kopacağı” da yazılıp, çizilmişti!..

Bütün bunları bir yana koyalım ve “asıl kıyametin göz göre göre geldiğini” ve “bu kıyameti de biz insanların getirdiğini” bilelim!..

Bilim adamları diyorlar ki; “Dünya çekemeyeceği ve ağırlığını kaldıramayacağı bir felakete doğru gidiyor. Bugün Dünyanın nüfusu 7.5 milyar, 2050’de 9 milyar olacak ve kıyamet kopacak. Zira dünya o kadar nüfusu çekemez, kaldıramaz. Gıda kaynakları yetmez, tatlı su yermez, hatta hava yetmez, azot yetmez, oksijen yetmez.”

Bunlar “palavra tahminler” değil. Bunlar “ölçülüp biçilen” ve “felaketin çok yakın olduğunu” ortaya koyan “gerçek” rakamlar!..

Bilim diyor ki; “İnsanların tamamı vejetaryen olsa ve sadece ot, meyve, sebze yese bile, bu dünya çekse çekse 10 milyar insanı çeker”; yani geldik ancak 2100 yılına, işte o kadar!..

Ne kaldı, 2050’ye 33 yıl. 115 yıl yaşarsam ben de göreceğim, o felaket günlerini.

Malthus adlı iktisatçı, nüfus bilimcisi bir papaz, “Nüfusun gücü, Dünya’nın insana ekmek sağlama gücüne öyle üstündür ki er ya da geç insan ırkı erken ölümlerle yüzleşecektir”diyerek 200 yıl önceden “alarm zillerini çalmış”, ama duyan, anlayan ve de “Aman tedbir alalım” diyen kim?..

Görülüyor ki, dünya insanı, “kendi geleceğini yiye yiye, kıyametini kendi hazırlıyor”, o günler geliyor; bugün hâlâ “Ye ve doğur” günleri, o günler ise “doğura doğura yiyecek ne bıraktın” günleri olacak, elbette olacak!..

Tek kurtuluş var; “Yaşanacak yeni bir gezegen bulmak ve 9 milyarı oraya taşımak”; ne kolay değil mi?..

 

Durmadan doğuran Dünya!..

Daha 1960 yılında dünya nüfusu yaklaşık 3 milyarmış, 1970’de 3.7 milyara, 1980’de 4.4 milyara, 1990’da 5.3 milyara, 2000’de 6.1 milyara, 2010’da da 6.9 milyara yükselerek, adeta bugünün insanlarına “Malthus doğru söylemiş, ama siz umursamadınız” demişti.

Ve gelmişiz 7.3 milyarın yaşadığı bugünlere; yeryüzünün dört bir yanında bilim adamları harıl harıl araştırmalar yapıyor, cevabını aradıkları soru şu; “Dünya ne kadar nüfusu kaldırabilir?..”

Çin 1 milyar 366 milyon ile Dünyanın en kalabalık ülkesi (Dünya nüfusunun yüzde 20’i), Hindistan 1 milyar 252 milyon insanı ile Çin’i takip ediyor (Yüzde 17.4), ABD 321.3 milyon ile üçüncü, 256 milyon ile Endonezya, 204 milyon ile Brezilya onları izliyor. Bu ilk beş ülkede dünya nüfusunun yüzde 47’si yaşıyor.

Pakistan 199 milyon, Nijerya 182 milyon, Bengladeş 169 milyon, Rusya 141.5 milyon ve Japonya 127 milyon nüfusu ile ilk 10’u tamamlıyorlar.

Sonra, 121,7 milyon ile Meksika, 109,6 milyon ile Filipinler, 99,5 milyon ile Etiyopya, 91,3 milyon ile Vietnam, 88,5 milyon ile Mısır, 80,3 milyon ile Almanya ve 80 milyon ile İran geliyor.


Ya Türkiye?..
Evet bugün Türkiye 80 milyona dayanan nüfusu ile Dünya nüfusundan yüzde 1.1 pay alıyor ve 18’inci sırada.

2034’de 90 milyonu bulacağız. 100 milyonu bulmak mı; bu gidişle inşallah o günleri de göreceğiz, 2100’de!..

“2035’den sonra azalmaya başlayacağız” diyenler de var; onlara inanırsak, herhalde “yiyecek gıda, içecek su bulamayacağımızdan, birbirimizi yemeye başlayacağız” da ondan!..

Siz bakmayın onlara, “3 yetmez, 5 doğurun” nasihatlerini verenlere medyunu şükran olmalıyız; biz Türküz, bize ne Malthus, ne bilim işler. Evelallah 100 milyon hedefine varacağız sonunda, şurada kaç yıl kaldı ki?..


Sözün Özü  
Sinoplu filozof Diyojen elinde fener dünyada ‘adam’ arıyordu. Büyük İskender’e bile “Gölge etme başka ihsan istemem” demişti. Kemal Kılıçdaroğlu ise, elinde pankart aylardır “adalet” arıyor; Erdoğan’a “Gölge etme başka ihsan istemem” diyerek. Diyojen aradığını bulmamıştı, Kılıçdaroğlu’nu bulabilecek mi acaba?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...