9 Eylül, CHP ve İzmir

8.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçinde bulunduğumuz günler, İzmir ve Ege Bölgesi için önemli bir dönemdir. Ardı ardına gelen günlerde, Ege’nin dört bir yanında kurtuluş günleri kutlanır. Kentler, kasabalar halaya, harmandalıya durur bu anlamlı günlerde… Ulusal kurtuluşun sevinci, coşkusu yaşanır… Günümüzde, bir bakıma, ulusal kuruluşun ve evrensel barışın kutlanışını da içerir bu anlamı ve tarihi derin günler…

İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül ise, bütün bu günlerin taçlanmasıdır… Aynı zamanda Türkiye’nin kurtuluşudur da… 9 Eylül, İzmirli ve Egeliler için olduğu kadar, tüm ülkemiz ve halkımız için de, derin anlamlar taşır…

9 Eylül’ün bir başka tarihsel yönü; cumhuriyetin kurucu partisi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kuruluş yıldönümüdür… İzmir’in ve ülkemizin 95’inci yıldönümünü kutlarken, aynı zamanda CHP’nin 94’üncü kuruluş yıldönümünü kutluyoruz…

Görüldüğü gibi, CHP ile İzmir arasındaki yazgı birlikteliği tarihin derinliklerindedir…

Ortak payda; kurtuluş ve kuruluş

İzmir ile CHP arasındaki doku uyumunun, hedef ortaklığının, yazgı birlikteliğinin; yalnızca günümüze özgü olmadığını düşünüyoruz.

İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun kentidir. CHP de ulusal kurtuluşun örgütleyicisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. İşte İzmir ile CHP arasında, böylesi ortak bir payda vardır.

Bu ortak paydayı işlemek, güncellemek, her daim canlı kılmak; geçmişten günümüze taşıyıp daha da geliştirmek, derinleştirmek; CHP’nin yönetim birimlerine ve İzmir’in günümüzdeki siyasal kanaat önderlerine düşmektedir.

İzmir’in ve CHP’nin misyonu

Açıklamaya ve altını çizmeye çalıştığımız ‘kurtuluş ve kuruluş’ ortak paydası, günümüzde hem İzmir kentine, hem de CHP’ye önemli görevler yüklemektedir.

İzmir, ilklerin kentidir, önder şehirdir. Ülkemizde pek çok ilk, önce İzmir’den başlamış, bu kentte hayata geçirilmiştir. Elbette, cumhuriyetin ekonomik, sosyal ve siyasal alandaki pek çok kurumu ve yeniliği de… İşte bu nedenlerle, İzmir; çağdaştır, ilericidir, yenilikçidir, cumhuriyetçidir ve demokrattır… Türkiye Cumhuriyeti kentleri için bir rol modeldir. Hele cumhuriyet değerlerinden epeyce uzaklaşılan günümüz koşullarında…

İşte ülkenin kurucu partisi CHP, bu güzel cumhuriyet kenti modelini, ‘İzmir modeli’ni tüm Türkiye’ye taşımalıdır. Bu misyon ve görev, CHP’nin ve İzmir’in günümüzdeki yönetim kadrolarının tarihsel sorumluluğudur.

Tarihsel anılar

Aslında İzmir’in ve CHP’nin misyonu ile ilgili pek çok anı ve anekdot var, tarihin tozlu sayfaları arasında… Biz, CHP’nin 94’üncü kuruluş, İzmir’in de 95’inci kurtuluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde; çok anlamlı bulduğumuz iki anıyı paylaşmak ve gelecek kuşaklara aktarmak istiyoruz.

Birincisini, bir 9 Eylül kutlaması sabahında, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sırrı Aydoğan’dan dinlemiştik. 1978 ya da 1979 yılı 9 Eylül kutlaması; Sırrı Bey Bornova Belediye Başkanı’dır. Dönemin İzmir Belediye Başkanı da rahmetli İhsan Alyanak’tır. Ege Ordu Komutanı ise, bir süre sonra genelkurmay başkanı olacak ve 12 Eylül darbesini gerçekleştirecek olan Kenan Evren’dir. O yıllarda geleneksel 9 Eylül kutlamalarında, resmi kurumların ardından partiler de yürümektedir. Geçit töreni uzun sürünce, ayakta durarak geçenleri selamlayan protokol de yerine oturur. Sıra CHP’ye gelince, rahmetli Alyanak ayağa fırlar ve hazırola geçip CHP’lileri selamlar. Yanında oturmakta olan Evren’e de ‘Paşa, paşa kalk ayağa!.. Bak Cumhuriyetin kurucu partisi geçiyor’ diye haykırır. Alyanak’ın bu seslenişine kızan ve kızarıp bozaran Evren de, arkasına bile bakmadan sinirli biçimde orayı terk eder.

İkinci anıyı da, Tariş’te görev yaptığımız yıllarda, çok iyi bir sosyal demokrat ve kooperatifçi olan, Ödemiş eski belediye başkanı rahmetli Tahir Çaylı dostumuzdan dinlemiştik. Ödemiş’in Çaylı kasabasından yetişen ve eskilerin deyimiyle tam bir ‘çarıklı erkânı hârp’ olan bu eli nasırlı, koca yürekli halk önderi; gür sesiyle anlatırdı... 1977 seçiminde halkın güveni ve desteğiyle CHP’den belediye başkanı olan Tahir Çaylı’yı, 12 Eylül’de darbeciler görevden alırlar. Başkanlık mührünü teslim etmesini isterler. O da, ‘ben bu mührü halkımdan aldım, ancak halkıma teslim ederim. Darbecilere mühür bırakmam’ deyip, başkanlık mührünü Gölcük’ün derin sularına atar. 12 Eylül döneminde hakkında soruşturmalar açılır…    

Her anımsayışımızda yüreğimizi titreten bu anılar, bazı çevreler tarafından, zaman zaman haksız biçimde darbe ve militarizm taraftarlığıyla suçlanan CHP’nin, darbelerle ve militarizmle hesaplaşmasının izdüşümleridir. Tabii aynı zamanda, günümüz siyasetçileri ve yöneticileri için de pek çok derslerle doludur…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...