Cehaletin Sonu...

22.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son zamanlarda yine ortalıkta Lozan, Kerkük ve Musul'la ilgili bir bir sürü aslı astarı olmayan söylentiler dolaşıyor. Fısıltı gazetesi o kadar etkili ki, gerçeklerin de önüne geçiyor .

Ne kadar itiraz etseniz, ikna etmeye gayret etseniz, nafile!.. İnanmayan bir yüz ifadesi ile size bakıp, "yok öyle değil, bunlar Lozan Antlaşması'nın gizli maddelerinde yazıyormuş" diyorlar.

Neymiş efendim, "Lozan Antlaşması'nın süresi 2023 yılında sona eriyormuş. Biz Musul'la Kerkük'ü Lozan'da kaybetmişiz. Süresi dolunca da doğal olarak Musul ve Kerkük kendiliğinden bizim olacakmış!"

Zavallı cahil! Musul ve Kerkük'ü alacağız diye sevinirken, Lozan olmasa bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni de kaybedeceğinin farkında değil!

Ne yazık ki cehalet diz boyu. "Evlenme programlarının sunucuları kim?" diye sorulduğunda şakıyan bülbül kesilen vatandaşlar, "klasiklere girmiş üç kitap adı söyle" denildiğinde "dut yemiş bülbül..." Lozan'ı, Sevr'i ne bilsin!

Lozan'ın süresinin 2023'te biteceğine inanıyor ama "Lozan Antlaşması biterse, Lozan öncesi var olan Sevr Antlaşması mı geçerli olacak" dediğimde yüzüme bakıp kalıyor.

Yine bir başka söylenti; "Adalar gibi Musul ve Kerkük de, Misak-ı Milli sınırları içinde kalmalarına rağmen, Lozan'da verildi" denir. İnönü suçlanır.

Bunu diyenler bir zahmet, "Adalar ne zaman Türkiye'nin elinden çıkmış" diye kitaplara baksalar görecekler ama okumak zor, söylenenlere inanmak daha kolay geliyor.

"Musul ve Kerkük için daha fazla mücadele edilemez miydi?"

Bir antlaşmada bazı şeyleri verirsiniz, karşılığında başka şeyler alırsınız. Keşke "Hepsini ben alayım." diye bir şey olsa! Musul'u da vermesek, Kerkük'ü de vermesek, keşke hepsini alabilseydik. Fakat ülkenizin sosyo-ekonomik, askeri gücünü hesaplıyor ve bazı şeylerden feragat etmek durumunda kalıyorsunuz.

Atatürk, İzmit basın toplantısında Musul'un öneminden bahsederken; "Musul bizim için çok önemlidir. Civarında sonsuz servet teşkil eden petrol kaynakları vardır ve İngilizler orada bir Kürt devleti oluşturmak istiyorlar. Bu bizim sınırımız içindeki Kürtlere de sirayet edebilir. Bu fikre engel olabilmek için sınırı daha güneyden geçirmek lâzımdır." demiştir.

Türkiye Lozan'da İsmet Paşa'nın tüm direnişlerine rağmen, İngiltere'den Musul'u geri alamadı ama İngiltere'nin özerk veya bağımsız Kürdistan planlarını bozdu.

Unutmamalıdır ki; Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmış Türkiye'nin ne daha fazla dayanacak, ne de savaşacak gücü kalmıştı. Önünde tam bağımsızlığını tehdit eden kapitülasyonlar meselesi gibi daha önemli bir meselesi vardı. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyordu.

Bizim önceliğimiz Kapitülasyonların kaldırılmasıydı ve o başarıldı.

Musul sorunu 1924'te İstanbul (Haliç) Konferansı'nda görüşüldü. İngiltere Lozan'daki iddialarına ilaveten Hakkari, Beytüşşebap, Çolemerik ve Revanduz'un da Irak'a bırakılmasını istedi. Türk tarafı doğal olarak karşı çıkınca konferans dağıldı.

İngilizler konuyu Milletler Cemiyetine götürdüler. Bir taraftan da, Hakkari Valisini pusuya düşürüp esir alarak Nasturi ayaklanmasını teşvik ettiler. Ayaklanmaya İngiliz uçakları da destek verdi. 1925 yılının 3 Şubat'ında da Şeyh Sait isyanını başlattılar...

Türkiye bu isyanları bastırmaya çalışırken, 29 Ekim 1924'te Brüksel'de olağanüstü toplantı yapan Milletler Cemiyeti Meclisi, Türkiye ile Irak arasında "Brüksel Sınırı" denilen ve Musul'u Irak'a bırakan geçici bir sınır belirledi.

Sonunda Milletler Cemiyeti, 16 Aralık 1925'te Brüksel Sınırı'nın kuzeyini Türkiye'ye, güneyini Irak'a bıraktı. 5 Haziran 1926'da da Türkiye - Irak- İngiltere arasında Ankara Antlaşması imzalandı. Böylece bugünkü Türkiye - Irak sınırı kesinleşti.

1990'larda, bu defa bir Amerikan projesi olarak önümüze gelen Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde, tekrar "Bağımsız Kürdistan Devleti" gündeme geldiğinde, geçmişi hatırlamalıydık. Türkiye'nin büyük bir özenle, Ankara Antlaşması'nın sınır rejimini öne sürüp, Irak'ın toprak bütünlüğünü savunmalıydık.

Tam tersi oldu. 30 Mart 2011'de Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'yi ziyaret etti. 2015'te Türkiye'ye gelen Barzani, Çankaya Köşkü'nde,Türk Bayrağı'nın yanına Kürt Bayrağı çekilerek, devlet protokolü ile ağırlandı. Son günlere kadar bu kabuller devam etti.

Böylece Türkiye Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni resmen tanıdığını göstererek, 1926 Ankara Antlaşması'nın sınır rejimini kendi eliyle bozdu!

Büyük devletlerle dans etmek zordur... Ağzınıza böyle bir parmak bal çalıp, sırtınızı "stratejik partner" diye okşayarak, Lozan'da kabul ettiremedikleri yüzyıllık projelerini kabul ettirirler...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...