Gene Üsküp'te…

29.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçen hafta Üsküp'ten söz etmiştim. Bu hafta da, aynı ziyaretten izlenimlere devam etmek istiyorum.

Makedonya'nın başkenti Üsküp, gerçekte buram buram tarihi, medeniyeti ve kültürü yaşayan bir şehir.

Tarihinde İskender'den Kemal Atatürk'e uzanan müstesna bir çizgi bulunan Üsküp'ün medeniyet ölçüsü ise Kiril kardeşlerin kaleme aldıkları Sırbistan'dan Rusya'ya, Rusya'dan Tacikistan'a uzanan coğrafyada kendi adlarını taşıyan alfabenin asırlardır varlığını sürdürmesidir. Kendilerinin alfabelerine rağmen Makedonlar, ülkelerinde yaşayan Türklerin Türkçesi, Arnavutların Arnavutçası için Latin Alfabesini de birlikte kullanmaktadırlar. Bu da ülkenin barışçıl karakterinin müstesna bir göstergesidir.

Kültür zenginliği ise çok kültürlülük ile şekillenen Müslüman, Ortodoks, Katolik birlikteliğinin Musevilikle asırlardır yan yana nefes almasıdır.

Şehrin merkezinde yakın tarihi yansıtan Holokost Müzesi, istiklal mücadelesini anıtlaştıran Makedonya Müzesi ve tarihi toprağın altından söküp bugüne taşıyan Arkeoloji Müzesi ile Üsküp, Makedon ismindeki haklılığın adeta bayraktarlığını yapmaktadır.

Çok kültürlülük adına, Müslümanlar çağlardır Mustafa Paşa Camii ile ezanı duyururlarken, Demetrius Kilisesi de çanını çalmayı sürdürmektedir.

Rahibe Teresa ile Katolikler, Beth Yaakov Sinagogu ile de Museviler, dinlerini yaşamaya devam ediyorlar.

Minareler ile Milenyum Haçı geceleri ışıklarıyla Üsküp'e ayrı bir canlılık sağlıyor.

Renkli Üsküp'te Vardar nehri, Marmara Denizi'nin İstanbul'u ortadan ikiye ayırdığı gibi şehri ikiye ayırıyorsa da, elbette Boğaz'ı tahayyül etmek veya mukayese etmek haksızlık olur. Ama Vardar'ın iki yakası da modern mimari yapılarla ve çok sayıda heykellerle çağdaşlığın güzelliğini yansıtmaktadır.

Osmanlı; Türk Çarşısı, Kurşunlu Han, Sulu Han, Kapan Han, Çifte Hamam ve Taş Köprü'yle yaşarken, Üsküp Kalesi Roma medeniyetinin izlerini ve hatıralarını dünden bugüne taşımaktadır.

Yazımı, Balkanların barış şehri Üsküp'te misafiri olduğum Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov'un sohbetinden aldığım bir kaç küçük notla bitirmek istiyorum.

Cumhurbaşkanı Ivanov diyor ki;

"Avrupalı keyif, merak ve inat sözcüklerinin anlamlarını bilmez! Sakatatı tanımaz, işkembe çorbasının tadını bilmez. Bilseydi sakatının yenmesini yasaklar mıydı? Sabah kahvaltısı yapmaz! Öğle yemeğini bizim gibi oturarak yemez, ayakta sandviçle geçiştirir.

Starbucks kahvesini bir çırpıda içer ama kahvenin yudum yudum içiminin farkını bilmez!

Zira onun keyif anlayışı yoktur!

Balkanlı keyif alır, merak eder ve inadını da sürdürür.

Bu onun yaşam tarzıdır. Oysa Avrupalı keyifsiz, meraksız ve inatsızdır! Bu da bizim farkımızdır."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...