Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomide küreselleşme veya milliyetçilik

17.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Başkanı Trump, geçen yılki seçim çalışmaları sırasında da, ekonomik açıdan küreselleşmeye karşı çıkmış, bölgesel ticaret ittifakları yerine, ikili ticaret ve işbirliklerini tercih edeceğini açıklamıştı. İktidarının ilk günü de Trans Pacifik Ortaklığı’ndan (Trans Pacific Partnership) ayrılmıştı. Oysa bu Ortaklık Anlaşması bir önceki Başkan Obama tarafından iki yıl süren müzakereler sonunda imzalanmış ancak henüz Kongre tarafından onaylanmamıştı. Ortaklık, dünya ekonomisinin % 40’ını temsil ediyor ve 2015 yılı itibariyle üyelerin toplam gayri safi milli hasılaları 27 trilyon doları aşıyordu. Anlaşma ile üyeler arasında gümrük vergisi muafiyeti sağlanacak, çalışma hayatı, çevre sorunları ve fikri hakların korunması konularındaki ticari işlemlerde ABD standartları uygulanacaktı.

Geçtiğimiz günlerde Vietnam’da yapılan Asya Ekonomik İşbirliği (Asia Economic Cooperation-APEC) Zirvesinde, Trans Pacifik Anlaşması üyeleri Trump’tan iki konuda yumuşama bekliyorlardı. Bunlardan biri ticarette korumacılık anlayışının yumuşaması diğeri de ABD’nin yeniden Trans Pasifik Anlaşmasına dönüşü veya kararında bir revizyon umuduydu. İkisi de olmadı.

Trump’ın söz konusu toplantıda yaptığı konuşmadan bazı başlıklar şöyleydi. ’’ABD’nin çıkarlarını her zaman ön planda tutacağım. Sizin de kendi ülkeleriniz için aynı şeyleri yapmanızı bekliyorum. Mevcut ticaret dengesizlikleri kabul edilemez. Elimizi bağlayan, egemenliğimizi teslimiyetçi hale getiren, anlamlı uygulamaları pratikte imkansız hale getiren çok uluslu ticaret anlaşmalarını yapmayacağız. Haklı ve karşılıklı çıkarlara dayalı olması kaydıyla her İndo-Çin ülkesi ile ikili anlaşmalar imzalayabiliriz. Bundan böyle, fikri haklarımızın cüretkar bir biçimde çalınmasına ve haksız teknoloji transferi uygulamalarına karşı önlemler alacağız’’. Bu konuşmalar ABD’nin bölgesel ticari anlaşmalara girmeyeceğinin, .ikili anlaşmaları tercih edeceğinin, fikri haklara ve teknoloji transferlerine sahip çıkacağının, gerektiğinde korumacılık önlemleri alabileceğinin açık işaretleri olarak algılandı. Trans Pacifik Ortaklığı’na da dönmeyeceği anlaşıldı. Dünyanın en büyük ekonomisinin serbest ticaret yerine korumacılığa dönmesi, bütün ekonomik dengeleri bozabilecektir. Türkiye de bu durumdan etkilenecektir.

APEC Zirvesi’nin bir başka ilginç yanı, Çin Lideri Xi’nin ekonomide küreselliği savunmasıydı. Çin Liderine göre, küreselleşme tarihi bir trend olarak dönülmez bir noktaya gelmişti. Bu alanda hem şekil ve hem de içerik açısından uyarlamalar yapılabilir ve sistem daha açık, içeriği daha kapsamlı, daha dengeli ve herkesin çıkarına daha uygun hale getirilebilirdi. Katılımcılardan bazıları ise, esasen ticari engelleri koyan ülkelerden en başta gelenlerinden bir olarak Çin’i işaret ediyordu.

ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 17-18 milyar dolar civarındadır. ABD, ihracatımızda beşinci sıradadır. Bu ülkenin korumacılığa yönelmesi, pazar daralmasına yol açabilir. Ancak asıl tehlike, ABD ile AB arasında müzakereleri son aşamaya gelmiş

 

Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın imzalanması ve yürürlüğe girmesidir. Böyle bir durumda, Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde uygulanan Ortak Gümrük Tarifesi gereği ABD’den yaptığımız ithalata gümrük vergisi uygulayamaz duruma gelmemiz ancak AB’ne tam üye olmadığımız için ihracatımıza gümrük vergisi uygulanması gibi bir durum ortaya çıkacaktı. Bu itibarla, ABD’nin Trans Atlantik Anlaşması’nı henüz imzalamaması lehimize bir durum yarattı ve Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonunu daha acil hale getirdi

EKONOMİK KIRILGANLIK

Türk ekonomisi ciddi bir büyüme hızına kavuşmuş olsa da halen kırılgan haldedir. Yükselen enflasyon ve faiz hadleri kur yüksekliği, büyüyen cari açık ve bütçe açıkları ile birlikte petrol fiyatlarındaki artışlar ve bölgedeki gerginlikler ekonomik açıdan kırılganlığı arttırmaktadır. Nitekim Uluslararası Derecelendirme Kuruluşu Standard and Poor’s, cari işlemler açıkları, yatırımları karşılayacak ölçüdeki tasarruf hacmi olmaması, küresel finans piyasalarındaki sıkışıklıktan en fazla etkilenecek ülkeler arasında bulunmamız, kur artışının dış borçları ödemede sebep olacağı zorluklar, ABD faizlerinin artması halinde dış kaynak bulmakta zorlanacak olmamız gibi gerekçelerle ülkemizi Arjantin, Mısır, Katar ve Pakistan ile birlikte kırılgan 5 ülke arasında ve ilk sırada göstermiştir. Daha önce aynı grupta bulunan Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika bu gruptan çıktılar.

Türkiye’nin ekonomik reform paketlerini bir an önce açıklaması, eğitimden hukukun üstünlüğüne, mali disiplin ve para politikasına, iç ve dış yatırımcılar için uygun bir ortam yaratacak önlemleri alması ve jeopolitik gerginlikleri azaltacak politik değişikliklere yönelmesi kaçınılmaz ve geciktirilemez hale gelmiştir. 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test