Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

21. Yüzyılda Mahalle Mektepleri?

24.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yıllardır Türkiye'de yapılan tartışmaların odağına eğitim sorununun yerleşmesi boşuna değil tabii… Nedenini sorduğunuzda muhtemelen, "Her şeyin başı eğitim de ondan" gibi beylik bir cevap alabilirsiniz Bu cevaptan da anlıyoruz ki, "eğitimin niteliğinin ve nitelikli eğitime erişim olanaklarının artırılması" yalnız ana ve babaların değil, tüm vatandaşların sorunu haline dönüşmüş durumda.

Dolayısıyla, "Çocuklarımıza temel yaşam becerilerini nasıl kazandırabilir, potansiyellerini geliştirecek nitelikli bir eğitim sistemini nasıl inşa ederiz ve yaygınlaştırırız?" sorusunun, hala ciddiyetle ele alınmadığını görüyoruz. Bu nedenledir ki, bu tartışmalar da eğitim politikalarının merkezinde kalmaya devam ediyor.

Soruya cevap ararken, eğitimde başarılı ülkelerin eğitim sistemlerini nasıl yenilediğine ve daha nitelikli bir eğitimi öğrencilerine nasıl ulaştırdığına da bakmak, hiç şüphesiz bizim için de yararlı olacaktır.

Örneğin Kanada'da, Türkiye'nin yaşadığı sorunların benzerleri 1980'lerden 2000'li yıllara kadar yaşandı. Bu yıllarda, eğitim reformunun odağında merkezi sınavlar ve testlerle başarı ölçülmesi yer alıyordu. Eğitimin niteliği kötüleşince, kamuoyu eğitimin ve okulların niteliğini sorguladı, devlete karşı güvensizleşti. Kanada Hükümeti, 2000'lerden itibaren stratejisini değiştirerek odağına kamuoyunun güvenini kazanmayı ve eğitim kurumlarının niteliğini yükseltmeyi koydu. Bunu iki temel strateji çerçevesinde gerçekleştirdi:

- Öğretmenlerin mesleki kapasitesinin geliştirilmesi,

- Eğitim politikalarının ve reformunun, kamuoyunun desteğini alarak ve öğretmenlerle işbirliği içinde yapılması.

Başarısızlığın nedenleri konusunda akademisyen analizlerine başvurdu. Eğitimle ilgili tartışmaların ve uygulanan stratejilerin hiçbir zaman doğrudan öğrencinin öğrenme deneyimini iyileştirmeyi hedef almadığı ortaya çıktı. Sonucunda öğrenci odağa alındı; öğretmen, sendika ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışıldı. İşbirliği, paydaşlardan sadece görüş almayı değil, paydaşlarla düzenli toplantı ve çalıştay yapılmasını, programların birlikte tasarlanmasını kapsadı. Eğitim sistemine olan güvensizlik büyük oranda azaldı; öğrenciyi odağa almak eğitimin niteliğini artırdı.

Bunları okuyunca bizim başarısız olmamızın nedenleri de apaçık ortaya çıkıyor zaten.

- Biz bilimin bize ne söylediğine değil, akademisyen raporlarına göre değil, siyasi iradenin, kendine "yandaş olabilecek" bireyleri nasıl yetiştiririm kaygısıyla eğitim sistemini değiştiriyoruz.

- Bizim için öğretmenlerin mesleki kapasitesini yükseltmek hedef değil; yandaş öğretmen sayısını yükseltmek hedef!

- Hedefimiz, eğitim politikalarını ve reformunu kamuoyunun ortak görüşlerini ve desteğini alarak yapmaktan çok, aynı siyasi görüşte olanların desteğini almak, aynı siyasi görüşü paylaşan akademisyen ve öğretmenlerle birlikte çalışmak olunca, ortaya çıkan da işte böyle bir şey oluyor!

Hanımefendiler ve beyefendiler, her zaman söylüyorum, yine söyleyeceğim: Hükümet çatısı altında bir çok bakanlıklar vardır ama sadece iki bakanlığın adı "milli" diye başlar. Bunlardan birincisi Milli Savunma Bakanlığı, ikincisi Milli Eğitim Bakanlığı'dır!

Bu bakanlıkların politikaları, sadece siyasi iktidarın bilgi birikimine göre değil, Türkiye'nin bilgi birikimine göre belirlenmek zorundadır. Tek başına hiç bir partinin bilgi birikimi buna yetmez. Yıllardır eğitimde ve dış politikada çizdiğimiz zikzakları, gelgitleri, yaptığımız hataları bir de bu açıdan değerlendirmenin hâlâ zamanı gelmedi mi?

Nobel ödüllü bilim adamımız Prof. Dr. Aziz Sancar "Eğitim Sistemimiz ve 21. Yüzyıl Hayalimiz" başlıklı rapora yazdığı önsözde şöyle diyor:

"Çocuklarımızın ülkemize ekonomik bir mucize yaşatmasını istiyorsak, fen, teknoloji, mühendislik, matematik gibi 21. yüzyıl bilgi ve beceri ve yetkinlikleri ile zenginleştirmek zorundayız." Çocuklara da "Hayal edin, merak edin, sorgulayın" çağrısı yapıyor.

Biz ne yapıyoruz? Fakir fukara vatandaşın çocuğuna "eşit eğitim hakkı"nı bile çok görerek onu mahallesindeki okula gitmeye mecbur ediyoruz.

21.yüzyılda mahalle mekteplerine geri dönüş!.. Yazık oluyor çocuklarımıza! Milletimize ve geleceğimize…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test