Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Mustafa Sabri / Nazım Hikmet!..

24.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Atatürk’ün idam fetvasını veren, Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan, Cumhuriyet’e hakaretler yağdıran, Kurtuluş’tan sonra Yunanistan’a kaçan, oradan Mısır’a geçerek Kahire’de ölen, Damat Ferit Hükümeti’nin Şeyhülislamı Mustafa Sabri’nin adının Tokat’ta bir İmam Hatip Okulu’na verilmesi dolayısıyla geçen hafta yazdığım yazı, “çokça olumlu, çok az da olumsuz tepki” aldı.

Ankara’dan taaa lisede beraber okuduğum, yazılarımı GÖZLEM’in internetteki WEB sitesinden takip eden ve arada “eleştiriler” getiren, bir ara Erbakan’ın partisine de aktif olarak katılan, fikir dünyası da “o taraflarda dönen” eski bir siyasetçi arkadaşım, “yazımla ilgili” olarak telefon etti, epey konuştuk.

Bana Mustafa Sabri’nin “din alimi olduğunu” anlatmaya çalıştı. Ben de ona “Mustafa Sabri’nin din alimi olup olmadığı” konusunda bir yazı yazmadığımı, Onun “Atatürk / Kurtuluş Savaşı / Cumhuriyet karşısında aldığı” vaziyeti anlattığımı ve eleştirdiğimi söyledim. Elbette gene anlaşamadık, ama bir sözü var ki, işte “onu yazacağım” ve de “ona verdiğim cevabı” sütunuma alacağım.

Dedi ki; “Mustafa Sabri hainse, Nazım Hikmet neden değil, onu baş tacı ediyorsunuz!..”

Dedim ki; “Hayatımın hiçbir dakikasında Nazım Hikmet’i baş tacı etmedim. Benim nazarımda 1936 – 38 yılları döneminde Dünya’nın durumu ortada idi, savaş kapıdaydı ve böyle bir dönemde ‘düşünce sisteminin sonucu olan ve mahkumiyetine yol açan hem de ordu içinde yaptıkları bakımından’ Nazım Hikmet haindi. Diyelim ki, ‘Harbokulu öğrencilerini isyana teşvik etmemiş, onlarla toplantılar yapmamış, onları komünist rejim ve devrimi lehine ayartmaya çalışmamıştır’; Harbokulu ve donanma Davalarındaki mahkumiyeti haksızdır, hapiste işkence görmüştür, Serbest kaldıktan sonra ‘öldürülmek korkusu içinde yaşamaya dayanamamış’ ve Türkiye’den kaçmıştır. İyi de, Dünya’da gidecek başka yer kalmamış gibi, neden kaçtığı Romanya’dan Rusya’ya geçmiş ve ölene kadar orada yaşamıştır? Neden Moskova Havaalanı’na indiğinde toprağı öpmüş ve ‘Vatanıma kavuştum’ demiştir. Neden ‘Beni Stalin yarattı’ sözünü söylemiştir? O dönemde, ‘Rus devrimi ve rejimi şairlerini örnekleyerek yazdığı onca şiir’ ne anlatmaktadır? Bu konuda daha çok şeyler söylerim ve örnekler verebilirim ama bunlar yeter. Ama hiç olmazsa o, Atatürk için, Kurtuluş Savaşı için, ‘üst seviyede olmayan ve abartılan’ şairliğinin ‘en verimli meyvesi’ saydığım ‘Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yazmıştır. Mustafa Sabri gibi, idam fetvasını değil!..”

Nokta…

 

Haftanın Adamı  

Hazım Caner Can!..    

“Camiden çıkan müftü de meyhaneden çıkan Zühtü de bizim der kucaklarız” diyen bir Adam.

Ankara Büyük Şehir Belediye Meclisi’ndeki konuşmasında, “Bir devletin, millet ilimde fende ilerlemiş ise buna paralel olarak sanatta ve kültürde de ilerlemiş olduğunu görürüz. Hiçbir zaman için kültürümüzü sanatımızı ilimin, fennin, tıbbın arkasında göremeyiz, görmeyeceğiz de. Bakın Türkiye’de bugün bir FETÖ kaosu yaşanıyor. Yaşanmalı mıydı hayır. Çünkü bizim o kadar ünlü güzel değerlerimiz var ki. Mustafa Kemal Atatürk’ün nutuklarındaki o güzel veciz sözlerden bir tanesi diyor ki; ‘Her zaman için ilim irfan mürşit hiçbir zaman için ilimin arkasında yer almayacaktır.’ İlimden uzaklaşıp mürşidin peşine takıldığımız müddetçe yeni FETO’lara maalesef ki esir olacağız. Tekkeleri kapattığında ‘Hiç bir zaman şıhlara şeyhlere dervişlere yüz tutmayın’ dediğinde eğer bu doğrultuda gitmiş olsaydık, FETO tehlikesi bugün bu ülkede yok olurdu. Hiç olmazsa bundan sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün bu veciz sözlerini kulak arkası yapmayalım.”

Kim bu 62 yaşındaki Adam; Ankara’nın ilçesi olan Çamlıdere’nin 3 dönemdir seçilen AKP’li Belediye Başkanı Hazım Çaner Can.

Alkışlar!...

 

Depremler ve Mayalar!..

Gazetelerde “giderek şiddeti artan” deprem haberlerini okurken, hep kulaklarım çınlıyor. Dahası, Colorado Üniversitesi profesörü Roger Bilham ve Montana Üniversitesi profesörü Rebecca Bendick’in “2018 deprem yılı olacak. Özellikle tropikal bölgelerde büyük risk var” diyerek Amerika Jeoloji Derneği’ne  sundukları araştırma raporları da bunlara eklenince, kulaklarımdaki çınlamalar iyice arttı. Bu raporu inceleyen bilim adamları da dediler ki; dünya rotasyonunda yaşanacak olan bir mili saniyelik yavaşlamanın gezegen yüzeyinin altında büyük değişimlere sebep olabilir.”

Bakınız, “Kıyamet kopacak” diye kıyametim koptuğu 2012 yılının 21 Aralık öncesini hatırlayalım: “26 bin yıllık Maya Takvimi ‘Kıyamet kopacak’ diyor” üzerine heyecanlı bekleyiş ve sonrasında “kopmayan kıyamet!..”

Aslında 26 bin yılı kapsayan” Maya Takvimi, “Kıyamet kopacak” demiyordu, “5200’ler yıllık başı ve sonu olmayan takvimde son 5200 yıla girileceğinden” söz ediyordu.

Ve de, “bu 5200 yıllık dönemlerin bitişinde ve 5200 yıllık yeni dönemin başlangıç yıllarında yaşanacak büyük tabii afetlerin, depremlerin, tsunamilerin, sellerin, yanardağ patlamalarının yeryüzündeki canlılara çok büyük ölçüde zarar vereceğini, ancak çok güçlü olanların soylarını devam ettirebileceğini” anlatıyordu. 2600 yıllık ara dönem geçişlerinde de benzer olayların gerçekleşeceğine işaret ediyordu.

Bu dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin de “içinde olduğumuz Samanyolu Galaksisinin merkezi ile Güneş’in ve gezegenlerin sıraya dizilişine bağlı olduğunun da Maya Takvimi taş tabletinde görülebildiği” anlatılıyordu.

Meksika’dan, Peru’ya Orta ve Güney Amerika bölgelerinde binlerce yıl öncesinde yaşayan “nereden geldiklerine dair (Başka gezegenlerden mi, Mu ve Atlantis kıtalarından mı, Afrika’dan mı, Kuzey Sibirya’dan mı) gizemini koruyan Toltek / Olmek / Maya / Aztek / İnka uygarlıklarının  başta astronomi olmak üzere matematikte , tıpta , eczacılıkta, fizik ve kimyada “bugünün çok bilim adamının kabul etmediği ve edemeyeceği kadar” ileri seviyelerde oldukları da saklanmaya çalışılmasının sebebi acaba ne ola ki?..

Ve de, binlerce yıl öncesinden kalma Perez Elyazmasındaki çözülebilen kadarı ile Gökyüzü… Uçan makine… Havalanmak üzere olan nesne… Buharın çok güçlü efendisi… Güneşe doğru uçuş… Işığı kullanan bir güç… Yeryüzünün üzerinde uçuş…” sözcükleri ne anlama geliyor ki?..

Sözün Özü

 

OECD, 50 ülkenin öğrencilerini mercek altına alarak sınıflarındaki başarı ve başarısızlıklarını incelemiş ve bir rapor yayınlamış. “Bu öğrencilerin, 'Ortaklaşa problem çözme’ yeteneklerinin ileride ülkelerin kaderini belirleyeceği anlatılan’ rapora göre, Türkiye sondan beşinci sırada yer almış. Hiç şaşırmamamız gerek;  “Çocuklara bu yetenekleri aşılayacak” öğrenmen bırakıldı mı ki, Milli Eğitimde?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test