İYİ Parti ve Ben!..

8.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

 

Uluç ve Türkeş ailelerinin “yakın dostluğu” taa 1940’lı yıllarda Bandırma – Erdek hattında başlar. Alpaslan Türkeş, “Nihal Atsız’ın baş sanık olduğu Türkçülük Davası’nda yargılanan ve ‘tabutluk’ denilen hapishane odalarında tutuklu olarak kalan” Türk Subaylarından biri idi. “Beraat ederek” görevine döndüğünde Bandırma – Erdek hattında “kucaklaşan Türkeş ve Uluç ailelerinin sıcak gecelerini” yaşadım. Rahmetli öğretmen amcamız Ahmet Ellezoğlu da o gecelerin “3 büyüğünden biri” idi ve o gecelerde “Türk edebiyatı, Türk Sanat Müziği ve de Orta Asya’ya kadar uzanan Türk halk müziği ile tanışan” Türkeş ve Uluç ailelerinin çocukları arasında sevgili kardeşim Hıncal Uluç ile ben de vardım. Türkeş, Hıncal’a “Asi General” der ve kucağından indirmezdi.

Aslan Amcamızın bize hediye ettiği Nihal Atsız’ın ve Abdullah Ziya Kozaoğlu’nın kitapları ile tanışmamamız da o günlerde oldu. “Bozkurtların Ölümü” nü, o günden bu yana belki de yüz defa okumuşumdur. Kürşad’lar, Işpara Alpler, Yamtarlar, “bizim unutamadığımız” kahramanlarımızdır!..

“Askerlik tayinlerinin ayırdığı” Türkeş ve Uluç aileleri 1960 İhtilali’nin hemen ilk günlerinde Ankara’da buluştu. Türkeş “Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenmiş”, o günlerde Çanakkale’de “Jandarma Alay Komutanlığı yapan” Fuat Uluç’u da Ankara’ya  çağırarak, “Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı’na atamasını” yaptırmıştı.

Sonra, 13 Kasım “iç darbesi oldu”, Milli Birlik Komitesi’nin 14 üyesi, Dünya’nın dört bir yanına sürgüne gönderildi. Daha sonra, “ülkede demokrasiye dönülme adımları atılırken”; Türkeş ve arkadaşları sürgünden döndüler.

Hindistan’dan gelen Türkeş’i ve arkadaşlarını, “Osman Bölükbaşı’nın istifa ettiği ve Ahmet Oğuz’un “başkan vekilliği yaptığı”  Cumhuriyet Köylü Millet Partisi’ne davet edenlerin başında, Mustafa Kepir ve Mehmet Altınsoy ile beraber, 13 Kasım’dan kısa bir süre sonra emekliliğini isteyerek ordudan ayrılan ve CKMP’de siyasi hayata atılan Fuat Uluç da vardı. Türkeş, CKMP’ye girdi ve “parti müfettişi” etiketiyle siyasete “Merhaba” dedi.

Ve yapılan olağanüstü kurultayda Ahmet Tahtakılıç’a karşı aday oldu, seçimi kazandı. Kepir ve Altınsoy partinin genel başkan yardımcılıklarına, Fuat Uluç da genel sekreterliğe getirildi. 14’lerden büyük çoğunluğu da Türkeş’le beraber CKMP’ye girmişti ve aralarında Ümit Özdağ’ın babası Muzaffer Özdağ da bulunuyordu. 1965’te yapılan seçimlerde Türkeş’le beraber “milletvekili olarak” Meclis’e girenlerin arasında Fuat Uluç ve Muzaffer Özdağ da vardı…

Sonra CKMP, 1969’da adını değiştirdi ve “MHP” oldu ve bugünlere geldi. Uluç ailesinin bir ferdi, Fuat Uluç’un oğlu ve bir gazeteci olarak, “Alpaslan Türkeş’i ve partisini” hep yakından izledim.

Ben, “Türk Milliyetçisi olmanın heyecanını, gururunu, coşkusunu” taaa o “Bandırma gecelerinden beri” yaşayan bir Türk vatandaşıyım. O günlerden beri, “Atatürk’ün ve Türkün ülküsü” benim ülkümdür!..

İşte onun için, “Devlet Bahçeli ve etrafındakilerden ümidimi keserken”, Meral Akşener’in partisinin doğuşunu merakla ve ümitle bekleyenlerden biri idim.

“İyi Parti” iyi oldu mu, “”İyi” olacak mı, bana soranı çok. Elbette “kurulması” iyi oldu, amma…

İşte “o” ammayı, “Notlar” başlıklı bölümde okuyacaksınız!..

Notlar!..

Halkımızın önemli bir bölümümün “ümidi idi”, İYİ Parti!..

AKP’ye yaklaşmayan, CHP’de ümidi kalmayan, MHP’nin sürüklendiği yere isyan eden insanlarımız merak ve heyecanla bekliyordu, İYİ Parti’yi!..

Referandum öncesi heyecanını, Referandum sonrasına taşıyamamasına rağmen,  Meral Akşener’e ve kuracağı partiye ilgi büyüktü.

Ne var ki, “ilk hayal kırıklığı” partinin kuruluşunda ve Kurucular Kurulu’nda oldu. Ayağını sürçerek ve çok sonra Akşener’in yanına gelebilen Koray Aydın’ın “kendi kendini ‘teşkilattan sorumlu’ genel başkan yardımcılığına ataması” hayal kırıklığını büyüttü.

Yerel teşkilatların kurulmasında yapılan hatalar (ki, Koray Aydın’ın sorumluluğundadır) “heyecan ibresinin ve ilginin beklenen seviyelere yükselmesini” önlemeye başladı.

Mesela yaşadığım İzmir’de, Yusuf Akpınar’ın ve Musavat Dervişoğlu isimlerinin ön plana çıkması, “CHP’lilerin de, AKP’lilerin de rahat nefes almalarını” sağladı; bilmiyorum, diğer illerde durum nasıl?

Geliyorum, “önde görünen isimler” için parti kurulduğundan bu yana “ne yaptıklarının”  görüntülerine bakarak vereceğim notlara: Meral Akşener (8), Koray Aydın (4), Ümit Özdağ (5), Yusuf Halaçoğlu (8), Nuri Okutan (7).

İşte benim “Amma… ’mın” bugünlük açılımı bu!

ABD’yi anlamak!..

ABD’nin ezelden ebede “gerçek bir dostu vardır”; ABD!..

ABD’nin ezelden ebede “gerçek bir müttefiki vardır”; ABD!..

ABD’nin “geçici dostları vardır”; bu dostlar, “kullanacağı ülkelerdir!..”

ABD’nin “geçici, müttefikleri vardır”; bu müttefikler, “kullandığı ülkelerdir!..”

“Bunu bilmeyenler”, Dünya politika kargaşasında devamlı olarak yollarını şaşırırlar, “bilenler ve ona göre davrananlar” ise, “fazla şaşırmadan, hayal kırıklığına uğramadan” yollarına devam edebilirler; “etmeleri için” de, “dünyayı çok iyi bilen, ABD’yi çok iyi tanıyan, politikada ve yönetmede tecrübeli”, dahası “dünü de, bugünü de iyi analiz eden ve de yarının neler getireceğini gören tartan” yöneticilere sahip olmaları şarttır!..

Aksi hâlde, “ABD Başkanı ile şu kadar saat baş başa görüştü” / “ABD Başkanı Beyaz Saray’ın kapısında karşıladı ve kucaklaştı” / “ABD Başkanı, ‘Stratejik ortağımızdır’ dedi” övünmelerinin, bir ülkeyi yöneticileriyle, basınıyla, halkıyla getireceği nokta, “başını çarpınca, hiç yerine konduğunu, cascavlak ortada bırakıldığını anladığı duvardır”, ama artık “iş işten geçmiştir!..”

Ve ne yazık ki, “övme ile sövme, güvenme ile iğrenme arasında, düzensiz çalışan saat sarkacı gibi gidip gelen” ülkeler için, ABD, “yöneticilerinin, içe dönük Donkişotluk oynama senaryolarında” bulunmaz bir “yel değirmeni” olmaktan öteye gitmez; bundan da “kendini Dünya’nın ‘kahraman şerifi’ olarak gören” Kovboy, rahatsız bile olmaz!..

 

Haftanın Adamı

 

Kemal Kılıçdaroğlu!..

Uzun uzadıya “nedenini” yazmaya da gerek yok; zira “nedeni” duymayan kalmadı. Bu haftanın adamı hem de “uzak ara” Kemal Kılıçdaroğlu’dur!..

Böyle giderse “gelecek hafta da” en büyük aday o olacak galiba!..

Sözün Özü

Bence, ekonomiden sorumlu bakanlar da, Merkez Bankası yetkilileri de, “Enflasyon tahminleri ve revizyonları için” falcılara müracaat etmeliler; belki “falcıların rakamları”, gerçekleşen rakamlara, “kendilerinin rakamlarından daha yakın” çıkabilir!.. 

Etiketler : iyi parti

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...